Çok sevdiğim ve değer verdiğim Doç. Dr. Ömer Faruk Atan Hoca;
Bir sohbetinde trafiğe değinmişti.
Bugün trafik deyince aklımıza kırmızı ışık, radar ve ceza geliyor.

1400 yıl önce Medine'de ne otomobil vardı ne de trafik levhaları.
Ama trafik ahlakı vardı.
Hocamın da ifade ettiği gibi, ilk trafik kurallarını İslam koymuştu.
Batı, bu kuralları daha sonra sistemleştirdi.
İslam ise çölde, deve sırtındaki bir topluma insanın yoldaki sorumluluğunu öğretti:

"Yola eziyet vermeyin. Yoldaki eziyeti kaldırın."(hadis)
"İmanın en aşağı derecesi, yoldan eziyet veren şeyi kaldırmaktır." (hadis)
"Yoldan eziyet veren şeyi kaldırman sadakadır." (hadis)
"İnsanların gelip geçtiği yollara ve gölgelendikleri yerlere abdest bozmaktan sakının." (hadis)
"Kim zerre kadar hayır işlerse onu görür."(ayet)

Belki o zerre, yoldan kaldırdığın küçücük bir taştır.
O taş, bir çocuğun dizini kurtarır. Belki de bir insanın hayatını...

Yollar, kaldırımlar, otobüs durakları ve parklar kimsenin tapulu malı değildir.
Bunlar ortak emanetimizdir.
Kirletmek, binlerce insanın hakkına girmek; topluma karşı işlenmiş bir suçtur.
Bugün buna karayolları bakım çalışması diyoruz.
İslam'da ise her Müslüman, gücü yettiğince gönüllü bir karayolları işçisi gibidir.
"Belediye yapsın." diye beklemez; elinden geleni kendisi yapar.
Modern hukuk buna kamu yararı, İslam ise ibadet der.

Yeni trafik kanunları çıkıyor, cezalar artıyor, kameralar çoğalıyor.
Ama ne gariptir ki kurallar arttıkça nezaket azalıyor.
Çünkü trafik, önce bir ahlak meselesidir.

İslam sadece caminin içini değil, sokağı da temiz görmek ister.
Kaldırımı da önemser. Çünkü insanın güvenliği de kulluğun bir parçasıdır.
"Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın."(ayet)
"Kendinizi öldürmeyin."(ayet)

Rahmân'ın (has) kulları yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) "Selam!" der (geçer)ler. (ayet)
Aşırı hız yapmak, kırmızı ışığı hiçe saymak; sadece trafik kuralını ihlal etmek değildir.
Allah'ın emanet ettiği canı ve başkalarının hayatını bile bile tehlikeye atmaktır.

Müslüman; geçtiği yere zarar veren değil, geçtiği yeri güzelleştiren insandır.
Belki de yeni trafik kanunlarından önce eski bir ahlaka ihtiyacımız var.

Çünkü gerçek trafik polisi kameralar değildir.
İnsanın, Allah'ın kendisini gördüğünü bilmesidir.

Yoldan bir engel kaldırdığında gülümse.
Çünkü belki de az önce 1400 yıllık bir trafik kuralını uyguladın.

Selam ve dua ile…