Star TV'nin yeni dizisi Tuzlu Kahve daha yayınlanmadan “özlenen eski aile dizilerinin sıcaklığını geri getirecek” beklentisi oluşturdu. Nebahat Çehre'den Binnur Kaya'ya, Eda Ece'den Buğra Gülsoy'a kadar yıldızlarla dolu kadro ekrana çıkınca beklenti daha da yükseldi. Peki sonuç? Reytingler iyi, kadro şahane ama birçok izleyicinin aklında aynı soru var. Bizim özlediğimiz eski Türk dizileri gerçekten böyle miydi?

Türkiye'de televizyon izleyicisinin uzun zamandır bir şikâyeti var.

Bir kanalı açıyorsunuz holding kavgası, diğerini açıyorsunuz mafya, ötekinde konak, silahlar, intikam, yasak aşklar...

Hal böyle olunca “sıcacık aile dizisi geliyor” cümlesini duyan seyircinin gözü doğal olarak parlıyor.

Star TV'nin 1 Eylül'de yayın hayatına başlayan Tuzlu Kahve dizisi her salı saat 20.00'da yayınlanacak ve dizi tam olarak bu beklentiyle geldi.

Üstelik kanalın kendi tanıtımında yapım için “izleyicilerin uzun süredir ekranlarda özlemini duyduğu sıcaklığı, samimiyeti, neşeyi ve güçlü aile bağlarını ekrana taşıyacak” ifadeleri kullanıldı. Hatta dizinin “özlenen nostaljik aile komedisi ruhunu modern bir anlatımla” sunacağı özellikle vurgulandı.

İşte mesele de tam burada başlıyor.

Bize nostalji denildi, karşımıza yine holding veliahdı çıktı

Kadro Şampiyonlar Ligi Ama O Eski Tat Nerede Tuzlu Kahve Dizisi Bekleneni Verdi Mi Tuzlu Kahve Seyirciyi Ikiye Böldü (1)

Eski Türk dizileri denildiğinde birçok insanın aklına ne geliyor?

Mahalle geliyor.

Komşuluk geliyor.

Akşam yemeğine yetişmeye çalışan insanlar, birbirinin evine elinde tabakla giren komşular, bakkal, apartman, aile sofrası, küçük hesaplaşmalar, gündelik hayatın içinden çıkan komedi geliyor.

Perihan Abla'dan Bizimkiler'e, İkinci Bahar'dan Avrupa Yakası'na kadar birbirinden tamamen farklı yapımların ortak bir noktası vardı: Karakterlerin yaşadığı dünyanın gerçek olduğuna inanırdık.

Tuzlu Kahve'nin hikâyesine baktığımızda ise karşımıza İstanbul'un köklü ve varlıklı aileleri, Amerika'dan dönen bir holding veliahdı, evlilik hazırlıkları, ihanetler ve geçmişten gelen iki aile arasındaki büyük husumet çıkıyor. Yapım şirketinin açıkladığı hikâyenin merkezinde de Derin ile Amerika'dan dönen Mehmet'in yollarının kesişmesi bulunuyor.

Yanlış anlaşılmasın.

Böyle bir hikâye anlatılamaz mı?

Elbette anlatılır.

Ama buna “eski Türk dizilerinin özlenen sıcaklığı” etiketi yapıştırınca seyircinin beklentisi değişiyor.

Çünkü nostalji yalnızca kadroya birkaç usta oyuncu koymakla oluşmuyor.

Kadro Şampiyonlar Ligi Ama O Eski Tat Nerede Tuzlu Kahve Dizisi Bekleneni Verdi Mi Tuzlu Kahve Seyirciyi Ikiye Böldü (2)

Kadro gerçekten Şampiyonlar Ligi!

Dizinin hakkını teslim etmemiz gereken yer burası.

Nebahat Çehre, Binnur Kaya, Nevra Serezli, Settar Tanrıöğen, Cengiz Bozkurt, Şevval Sam, Eda Ece, Buğra Gülsoy, Ceren Moray, Enis Arıkan, Sarp Apak, Hatice Aslan, Nergis Kumbasar ve daha nicesi..

Bir televizyon dizisinde bu kadar güçlü ismi yan yana getirmek başlı başına olay zaten biliyorsunuz.

Zaten yapım daha çekimler başlamadan “Şampiyonlar Ligi gibi kadro” sözleriyle tanıtıldı. Dizinin senaryosunda Aslı Zengin, Ece Yosmaoğlu ve Banu Zengin Tak'ın, yönetmen koltuğunda ise Mustafa Kotan'ın imzası bulunuyor.

Fakat televizyonun acımasız bir kuralı var!

İyi oyuncular kötü yazılmış bir sahneyi güzelleştirebilir ama iyi bir senaryonun yerini tutamaz.

Tuzlu Kahve'nin en büyük sınavı da burada başlıyor işte..

Bu kadar yıldızın olduğu bir yapımda insan ister istemez sadece tanınmış yüzleri değil, yıllarca konuşulacak karakterleri bekliyor.

İlk bölümlerde ise bazı karakterlerin doğal insanlardan ziyade komedi yapılması için özellikle büyütülmüş “tipler” gibi durması eleştirilerin merkezine oturdu.

Seyirci ikiye bölündü

Dizinin ilk bölümünün ardından sosyal medyada yapılan yorumlara bakıldığında iki ayrı seyirci grubu dikkat çekiyor.

Bir kesim uzun süredir ekranda mafya, silah ve ağır dram görmekten yorulduğunu belirterek Tuzlu Kahve gibi renkli ve daha hafif bir yapımın gelmesinden memnun. Diziyi eğlenceli bulan ve özellikle oyuncu kadrosunu öven çok sayıda yorum var.

Ancak diğer tarafta senaryoyu fazla tanıdık bulan, komedinin yer yer zorlandığını düşünen ve “bu kadroya daha güçlü bir hikâye gerekirdi” diyen ciddi bir izleyici kitlesi de bulunuyor. Binnur Kaya'nın performansı ise olumlu yorumlarda en sık öne çıkan isimlerden biri.

Hatta bazı izleyiciler diziyi Avrupa Yakası, Yalan Dünya ve Aramızda Kalsın gibi yapımlarla karşılaştırarak temel sorunun oyuncu kadrosundan çok metinde olduğunu savunuyor.

Aslında bu yorumlar bize önemli bir şeyi hatırlatıyor.

Seyirci komediyi özledi ama seyirci sadece “komedi” yazan bir dizi istemiyor. İyi yazılmış komedi istiyor.

Peki dizi başarısız mı?

Burada hakkaniyetli olmak gerekiyor.

Tuzlu Kahve'yi şimdiden “başarısız” ilan etmek doğru da olmaz tabii..

Çünkü rakamlar bunun tam tersini söylüyor.

Dizi, 1 Eylül'de yayınlanan ilk bölümüyle Total'de 4,36, AB'de 4,28 ve ABC1'de 5,11 reyting alarak üç kategoride de gecenin birincisi oldu.

Yani seyirci merak etti ve televizyonun karşısına oturdu.

Asıl sınav bundan sonra.

Çünkü ilk bölümü oyuncu kadrosu izletir.

İkinciyi merak izletir.

Ama onuncu bölümü ancak hikâye izletir..

Eski Türk dizilerinin sırrı eski görünmeleri değildi

Belki de Tuzlu Kahve'nin ilerleyen bölümlerde cevap vermesi gereken asıl soru bu.

Eski dizileri neden özlüyoruz?

Çünkü görüntüleri eski olduğu için mi?

Hayır.

Çünkü o dizilerde karakterlerin birbirleriyle gerçek bir ilişkisi olduğuna inanıyorduk.

Bir apartmanın kapıcısını tanıyorduk.

Mahallenin kasabını biliyorduk.

Bir karakter sofraya oturduğunda o evde gerçekten yaşadığına inanıyorduk.

Komedi çoğu zaman oyuncunun bağırmasından, garip kıyafetinden ya da abartılı hareketlerinden değil, insanların birbirleriyle kurduğu ilişkiden çıkıyordu.

Nostalji biraz da buydu.

Bu nedenle Tuzlu Kahve'nin ihtiyacı daha fazla yıldız, daha pahalı dekor ya da daha büyük evler değil.

Elindeki zaten olağanüstü güçlü oyuncuları taşıyabilecek daha sahici karakterler ve daha güçlü bir hikâye.

Çünkü Türkiye gerçekten yeniden sıcak bir aile komedisi izlemek istiyor.

Ama eski Türk dizilerinin ruhunu geri getirmek istiyorsanız önce o ruhun neden sevildiğini anlamanız gerekiyor.

Şimdilik kahve gerçekten tuzlu.

Biz hâlâ o eski tadı arıyoruz.

Kaynak: Haber Merkezi