Merhaba İnegöl'ün güzel insanları! İnegöl'ün tarih ve kültürüne dair yazılarımıza devam ediyoruz.
Anadolu’da dinî hayat, yalnızca ibadetlerle değil; asırlar boyunca oluşmuş örf, âdet ve hatıralarla da şekillenmiştir. Kandil geceleri, bu ortak hafızanın en canlı duraklarıdır.
İnegöl ve köylerinde yaşatılan bazı kandil gelenekleri ise, hem dinî duyarlılığı hem de toplumsal dayanışmayı güçlendiren özel örnekler sunar. Çocukluk yıllarımda şahit olduğum “Velâdet Kandili” ya da köyümüzde bilinen adıyla “Süt Mevlidi”, bu geleneklerin en dikkat çekici olanlarından biridir.
Anadolu’da dinî duyguların canlı tutulması amacıyla kandil gecelerinde yapılan kutlamalar, yalnızca bireysel bir ibadet iklimi oluşturmaz; aynı zamanda toplumsal birlik ve beraberliğin de pekişmesine vesile olur.
Regaib, Miraç, Berat, Mevlid ve Kadir geceleri, halk arasında “kandil” adıyla anılan mübarek zaman dilimleridir. Bu geceler içinde bazıları vardır ki, yaşandığı coğrafyaya göre farklı anlamlar ve uygulamalar kazanır.
Türkiye genelinde en coşkulu şekilde idrak edilen kandil gecelerinin başında Kadir Gecesi gelir.
Ramazan ayının 26. gününü 27. gününe bağlayan gece, İslâm âlimlerinin ortak kanaati doğrultusunda Kadir Gecesi olarak kabul edilmiş ve asırlardır büyük bir huşu ile ihya edilmiştir.
Yıl içine serpiştirilmiş beş kandil gecesinin sonuncusu olması da ona ayrı bir anlam yükler.
Ancak halk arasında heyecanla karşılanan bir diğer kandil gecesi de, Hz. Peygamber’in doğum gecesi olan Velâdet Kandilidir.
Kamerî takvime göre Rebîü’l-evvel ayının 12. gecesinde idrak edilen bu mübarek gece, yüzyıllardır mevlidlerle, dualarla ve toplu ibadetlerle kutlanır.
Merhum Süleyman Çelebi, “Vesîletü’n-Necât” adlı manzum mevlidini bu geceyle irtibatlı olarak kaleme almış; bu eser, Osmanlı’dan günümüze Mevlid Kandili’nin vazgeçilmez metni hâline gelmiştir.
1980’li yıllardan itibaren Diyanet İşleri Başkanlığı, Mevlid Kandili’ni içine alan haftayı “Kutlu Doğum Haftası” ilan ederek, cami içi ve cami dışı mekânlarda çeşitli kültürel ve dinî etkinlikler düzenlemiştir.
Bu uygulama, Hz. Peygamber’in doğumunun toplumsal ölçekte daha geniş katılımla anılmasına yeni bir boyut kazandırmıştır.
Ancak bu sürecin, FETÖ tarafından istismar edilmesi üzerine, 2017 yılında yönetmelikte değişikliğe gidilmiştir. Yapılan düzenlemeyle “Kutlu Doğum” ifadesi yerine “Mevlid-i Nebi” kullanılmış; kutlamalar miladî takvimden çıkarılarak hicrî takvime göre yapılmaya başlanmıştır.
Merhum Recep Akakuş hoca şöyle anlatır: “Benim çocukluğumun geçtiği İnegöl’e bağlı köyümüzde ise Velâdet Kandili, Anadolu’nun pek çok yerinde rastlanmayacak kadar özgün bir gelenekle yaşatılırdı. Bu nedenle Mevlid Kandili, köyümüzde “Süt Mevlidi” adıyla anılırdı.
11 Rebîü’l-evvel günü ve gecesi, köyde bulunan bütün sağmal hayvanlar mutlaka sağılırdı. Elde edilen süt, evlerde tutulmaz; bakraçlarla cami bahçesinde kurulan büyük kazanlara getirilirdi. İnanca göre, o gün sağılan sütün evde bırakılması uğursuzluk sayılırdı. Bu yüzden herkes, imkânı ölçüsünde sütünü cami bahçesine ulaştırmakta titizlik gösterirdi.
Ardından, köy ihtiyar heyetinin öncülüğünde, durumu müsait olan hanelerden “kabak” ya da “pinter” adı verilen ölçülerle buğday veya mısır toplanırdı. Toplanan mahsul satılarak paraya çevrilir, kasabadan toz şeker alınırdı. Şeker, kazanlarda kaynatılan süte katılır; şekerli süt bir süre soğumaya bırakılırdı.
Akşam vakti yatsı namazı için camide toplanılır, namazın ardından mevlid okunurdu. Kadın-erkek, genç-yaşlı bütün köylü, mevlidin ardından camiden çıkarken maşrapalarla kazanlardaki şekerli sütten içerdi. O süt, yalnızca bir içecek değil; paylaşmanın, bereketin ve birlikte olmanın sembolüydü.
Çocukluğumda içtiğim o şekerli sütün tadı, aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ damağımdadır. Belki de bu yüzden, Mevlid Kandili denildiğinde zihnimde ilk canlanan şey, kandil simitlerinden önce o kazanların başındaki kalabalık ve süt kokusudur.
İşte bu sebeple, köyümüzde Mevlid Kandili, yalnızca bir kandil gecesi değil; hafızalarda yer etmiş bir “Süt Mevlidi” olarak yaşamaya devam etmiştir.” Sıradaki yazımızda görüşmek üzere! Yaşam sevinciniz eksik olmasın!
(DEVAM EDECEK İNŞALLAH!)
MURAT ALTIN