Cep telefonları artık insanın dış dünyaya açılan gözü, kulağı. Cep telefonunun içinde yer alan uygulamalar gündelik hayatımızın her yerinde, biz onları kullandığımızı düşünürken aslında onlar bizi kullanıyor!

Sosyal medya çağının en ilginç çelişkilerinden biri, insanların hiç olmadığı kadar görünür hale gelmesiyle birlikte samimiyetin hiç olmadığı kadar görünmez hale gelmesidir. Bir zamanlar insanın karakterini komşusu, iş arkadaşı, dostu ve ailesi değerlendirirdi. Bugün ise karakter, birkaç saniyelik videoların, filtrelenmiş fotoğrafların ve altına iliştirilen özlü sözlerin gölgesinde yeniden üretiliyor.

Sosyal medyada dolaşırken insan bazen şaşkınlığa düşüyor. Dün iş yerinde çalışan arkadaşını çekiştiren, komşusunun özel hayatını dedikodu malzemesi yapan, en küçük farklılık karşısında öfke kusan kişiler bir bakıyorsunuz Mevlânâ’dan alıntılar paylaşıyor, “Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol” diyor. Aynı kişi birkaç saat sonra bir başkasının kusurunu bütün ayrıntılarıyla anlatmaktan geri durmuyor. Yunus Emre’den hoşgörü, Hacı Bektaş Veli’den insan sevgisi, Nazım Hikmet’ten kardeşlik dizeleri paylaşanların önemli bir bölümü gündelik yaşamlarında arsızca ve sınırsızca tam tersini sergileyebiliyor.

Bu durum yalnızca bireysel bir ikiyüzlülük meselesi değildir. Aslında içinde yaşadığımız sistemin insanlara dayattığı bir davranış biçimidir. Çünkü neoliberal çağda her şey gibi erdemler de birer gösteri nesnesine dönüşmüştür. Eskiden insanlar iyi görünmek için değil, iyi olmak için çabalardı. Bugün ise algoritmalar iyi insanları değil, iyi görünen insanları ödüllendiriyor.

Sosyal medya şirketlerinin temel amacı insanların daha ahlaklı, daha bilgili ya da daha vicdanlı olması değildir. Amaç dikkat ekonomisini canlı tutmaktır. Bunun için de sürekli görünür olmak gerekir. Görünür olmanın yolu ise çoğu zaman derinlikli düşünmekten değil, etkileyici görünmekten geçer. Sonuçta felsefe kitapları okumayanlar filozof, şiirle ilgilenmeyenler şair, insan sevgisini hayatında pratiğe dökmeyenler hümanist görünür. Burada karşımıza yeni bir olgu çıkıyor:

Erdemin metalaşması…

Kapitalizm yalnızca emeği değil, duyguları ve değerleri de pazarlanabilir hale getirir. Merhamet, dayanışma, vicdan, adalet gibi kavramlar da bu süreçten payını alır. İnsanlar artık bu değerleri yaşamak yerine sergilemeye başlar. Bir işçinin hakkını savunmak yerine adalet üzerine bir söz paylaşmak daha kolaydır. Mahalledeki yoksulu görmezden gelip dayanışma üzerine uzun bir paylaşım yapmak daha zahmetsizdir. Kadın hakları konusunda tek bir somut adım atmadan eşitlik sloganları paylaşmak ise birkaç saniye sürer. Bu yüzden sosyal medya çağında söz ile eylem arasındaki mesafe giderek açılıyor. Oysa tarih boyunca toplumsal dönüşümleri yaratan şey güzel sözler değil, örgütlü eylemler olmuştur. Çevre hareketleri, kadın mücadeleleri, özgürlük arayışları ve demokratik kazanımlar paylaşım butonlarıyla değil; gerçek insanların gerçek dayanışmalarıyla elde edilmiştir.

Elbette sorun Mevlânâ’dan alıntı yapmak değildir. Sorun, o sözleri hayatın dışında bırakmaktır. Sorun, bilgeliği bir süs eşyasına dönüştürmektir. Mevlânâ’nın, Yunus’un ya da başka düşünürlerin sözleri insanı dönüştürüyorsa anlamlıdır. Aksi halde onlar yalnızca dijital vitrinlerde sergilenen dekorlardan ibaret kalır.

Belki de çağımızın temel sorusu şudur: Paylaştığımız değerleri gerçekten yaşıyor muyuz? Çünkü insanın kim olduğunu belirleyen şey profilinde yazanlar değil, gündelik hayatında yaptıklarıdır. Bir insanın adaletten söz etmesi değil, adaletli davranması önemlidir. Hoşgörüyü paylaşması değil, farklı olana tahammül gösterebilmesi değerlidir. Dayanışmayı övmesi değil, ihtiyaç anında ihtiyaç sahibine elini uzatabilmesi anlam taşır.

Bugün insanlığın ihtiyacı olan şey daha fazla özlü söz değil; daha fazla samimiyettir. Daha fazla paylaşım değil; daha fazla dayanışmadır. Daha fazla dijital bilgelik gösterisi değil; daha fazla gerçek insanlık pratiğidir. Çünkü erdem, ekranlarda sergilenen bir performans değil, hayatın içinde verilen sessiz bir sınavdır.

Okuma Önerisi: Gösteri Toplumu, Guy Debord

Ercan EROĞLU Eğitim Bilimleri Uzmanı, Araştırmacı

[email protected]