Birleşik Krallık (Kraliyet Krizi): 2026 itibarıyla sızan yeni uçuş kayıtları ve otel faturaları gibi belgeler, Epstein’ın İngiliz Kraliyet mülkü olan Sandringham’da sadece misafir olmadığını, Prens Andrew’un özel izniyle burada iş görüşmeleri yürüttüğünü kanıtlamıştır.
Bu durum, Buckingham Sarayı'nın "habersizdik" savunmasını tamamen çürütmüştür. Lordlar Kamarası üyesi ve eski AB Komiseri Peter Mandelson'ın, Epstein ile 2009-2015 yılları arasındaki 40'tan fazla görüşmesinin detayları (Paris ve New York buluşmaları) ortaya çıkınca, siyasi hayatı tamamen sona ermiştir.
Londra merkezli Barclays eski CEO'su Jes Staley'nin Epstein ile 1.200'den fazla e-postası, Londra Finans Merkezi'nin (The City) bu suç ağındaki rolünü ifşa etmiştir.
Epstein ağının Avrupa ayağında, özellikle finans ve lojistik trafiğini yöneten en kritik figürlerden biri olan Jes Staley (Barclays eski CEO'su) ve onun üzerinden şekillenen "Venedik-Londra-Paris" hattına odaklanmak gerekir.
Staley’nin yazışmaları, bu ağın sadece bir "sosyal çevre" değil, nasıl devasa bir şantaj ve finansal operasyon mekanizması olduğunu kanıtlıyor
Fransa ve Modelleme Ağı: Fransa, Epstein ağının operasyonel ve cinsel istismar merkezi olarak öne çıkmaktadır. Ölen Jean-Luc Brunel'in ajansı üzerinden Doğu Avrupa ve Fransa'dan genç kızların "kariyer" vaadiyle kandırılarak Epstein'ın Paris'teki lüks dairesine ve özel adasına taşındığına dair 2025 sonu raporları kesinleşmiştir.
Paris polisi, Epstein'ın 15 milyon dolarlık dairesinde yapılan aramalarda ele geçirilen gizli kamera kayıtlarının, Fransız siyasetinden "dokunulamaz" isimleri içerdiğini ancak bu isimlerin "ulusal güvenlik" gerekçesiyle hala sansürlendiğini belirtmektedir.
Epstein'ın en yakın ortağı Jean-Luc Brunel (Fransız model ajansı sahibi) üzerinden kurulan ağın, Avrupa genelinde (özellikle Letonya ve Baltık ülkeleri) 14 yaş ve üzeri genç kızların "modellik" adı altında devşirilmesinde kullanıldığına dair kanıtlar güçlenmiştir.
Epstein, Avrupa'daki etkisini sadece aristokrasiyle değil, uluslararası kuruluşlar üzerinden de kurmuştur. Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit'in Epstein ile geçmişteki temasları ve eski Slovakya Dışişleri Bakanı Miroslav Lajčák'ın Epstein ile yazışmalarının ortaya çıkması üzerine istifa etmesi, skandalın kıta genelindeki derinliğini göstermektedir.
Veliaht Prenses Mette-Marit'in 2011-2013 yılları arasında Epstein ile en az 10 kez görüştüğünün resmi olarak belgelenmesi, Norveç monarşisinin kamuoyu desteğini %40'ın altına düşürmüştür.
Eski BM Genel Kurul Başkanı Miroslav Lajčák'ın, Epstein'dan bağış alma girişimi ve özel yemek davetleri, Orta Avrupa'daki "hayırseverlik" kisvesi altındaki ağın boyutunu göstermektedir.
Jeopolitik ve İstihbarat Boyutu, "Avrupa honey trap" (Bal Tuzağı)
Avrupalı araştırmacı gazetecilerin (Der Spiegel ve Le Monde iş birliğiyle) sunduğu analizlere göre; Epstein’ın Avrupa’daki varlığı sadece kişisel sapkınlık değil, bir şantaj veri tabanı oluşturma girişimidir.
Dosyalarda geçen "Avrupalı liderlerin zayıflıkları" başlıklı notlar, Epstein'ın bu bilgileri Mossad veya CIA gibi servislerle paylaştığına dair spekülasyonları 2026 yılında en çok konuşulan komplo teorisinden "yüksek olasılıklı senaryo"ya taşımıştır.
Yeni yayınlanan (Şubat 2026) belgeler, Epstein ağının sadece suç değil, bir jeopolitik bilgi toplama aracı olarak da kullanılmış olabileceğine işaret etmektedir:
Dosyalarda Rus liderliği ve Ukrayna siyasetine dair (Zelenskyy ve Putin'e atıflar içeren) raporların bulunması, ağın bir istihbarat operasyonu (Honey trap) olup olmadığı yönündeki teorileri desteklemektedir. Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile olan temaslar, ağın Ortadoğu ayağındaki etkisini de dökümante etmiştir.
ABD Adalet Bakanlığı, 3 milyondan fazla belgeyi yayınlamış olsa da, Ocak 2026 itibarıyla bu belgelerin yeni ceza davalarına yol açma ihtimalinin (delil yetersizliği ve zaman aşımı nedeniyle) düşük olduğu belirtilmektedir. Ancak toplumsal ölçekte, küresel seçkinlerin hesap verebilirliği konusunda tarihin en büyük şeffaflık krizi yaşanmaktadır.
Avrupa için Epstein dosyası sadece bir suç davası değil; monarşilerin, diplomatik kurumların ve finans sisteminin "içeriden nasıl çürütüldüğünün" bir dökümüdür. 2026 baharında Avrupa Parlamentosu'nda kurulması beklenen "Epstein Mağdurları ve Sistemsel İhmaller Komisyonu" bu sürecin bir sonraki halkası olacaktır.
Not: Devam edecek
Ercan EROĞLU, Araştırmacı