Konuya açıklık getirmek için ilkokulda öğrendiğimiz Fabl türü bir hikaye ile başlamak istiyorum. Hatırlarsanız o hikayede yaşlı bir ihtiyar kulübesinin önünde ki kar ile konuşuyor:
-" Ey kar! Yağacağını neden bana önceden haber vermedin? Çünkü hiç bir hazırlığım yok.Ne yiyeceğim ne de yakacağım var.
Kar cevap verir: -"Ben sana çok önceden haber verdim ama sen tedbir almadın.Bak önce rüzgar oldum yaprakları döktüm,sonra karşı dağlara yağdım,en son olarak da görevim gereği kulübenin önüne yağmak zorunda kaldım.
Bu hikaye biz müslümanların halini ne kadar da güzel yansıtıyor. Şöyle ki:
-İslam'a hurafe ve hikaye soktular tepki göstermedik.
-Her ekmek kırıntısı bir huri demek,dediler itiraz etmedik.
-Yanmaz kefen icat edip insanı (hâşâ) Allah'tan kaçırmaya çalıştılar,gıkımız çıkmadı.
-Mezarlığın önünde video çekip ölüleri göstererek" İyyake nastain' diye tutturmuşlar, yani biz bunlardan (ölülerden) yardım istemeyecek miyiz?"dediler. Duymamazlıktan geldik.
-"Depremi doğuya gönderdim" dediler,bu ne diyor demedik.
-Peygamberimiz (sav) tek gusül ile dokuz hanımını gezerdi O'nda 40 erkek gücü vardı,diyenlere ' edep ya Hu' demek aklımıza gelmedi.
-"Bu konuda 500 Ayette olsa önemi yok" diyenlere ' Estağfurullah de" diyemedik.
-Her gün yeni hadis uyduranlara ' Hadis inkarcılarına' gösterdiğimiz tepkiyi gösteremedik.
Ve onlarca yüzlerce örnek vermek mümkündür.Sakın bunlar istisnadır demeyin.Kaideyi bile geçeli çok oldu. Ama bunların bu yalanlarının ilme,bilime ve dine aykırı olduğunu söyleyen başta ilahiyatçılar olmak üzere herkesi reformist,vahhabi ve sapkın ilan ettiler. Çünkü bu hurafeleri yayanlar takkeli ve şalvarlı olunca dokunamadık.Veya " Neme lazım" dedik.
Oysa Rabb'imiz bize kendisini şöyle tanıtıyordu: -"Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız" ( Kaf,16).
-"Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa istivâ eden O’dur. Toprağa giren ve ondan çıkan, gökten inen ve ona yükselen her şeyi bilir. Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görmektedir."(Hadid,4).
-"Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler."( Bakara,186).
Rabb'imizin affetmeyeceği günahların başında ' ŞİRK' gelmektedir."Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını ( şirki) asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.(Nisa,48).
Şirk, Allah ile arasına kimseyi koymamaktır. Ancak yeni tanıma göre şirkin tanımı değişti! Artık " Allah ile aranıza kimseyi koymak" şirk değilmiş.( hâşâ) tam tersine " kimseyi koymamak şirkmiş" diyordu hurafeci.
Bu hurafecilerden bir diğeri de şöyle diyordu:'Mürit Allah'tan yardım isteyince suya batıyor ama kendi gibi bir insanı çağırınca suyun üstünde yürüyormuş'. Şaka değil.Ağlanacak halimize gülüyoruz.
Yaşlı ihtiyarın kulübesinin önüne kar yağınca iş işten çoktan geçmişti . Bizimde manevi Kulübemizin önüne kar ( şirk) yağmak üzeredir.Çünkü karşı dağlara kar ( şirk) çoktan yağdı bile.
UNUTMAYIN: Allah Kur' an'ı koruyacağına kefildir.İmanımızı koruyacağına kefil değildir. Herkes kendi imanını kurtarmak ile mükelleftir.
Gemisini kurtaran kaptandır. Bizden hatırlatılması.
Abdulvasih DURAN
Kaynak: gencgazete.net