Hiçbir şeyin tesadüfi olmadığı bir alemde; gördüğüm, duyduğum, düşündüğüm, muhatap kılındığım tesadüfi olabilir mi?
Ben bunlara muhatap kılınıyorsam acaba bana bir şey mi demek istiyor Rabbim?
Mesajlarını bana böyle mi iletiyor? Her muhatap olduğum iletiden kendime ders mi çıkarmalıyım? Ondan gelen her İleti hayır olduğuna göre o halde bana gelen her mesaj da kendi nasibimi mi aramalıyım?
Oturup düşünmeli, kafa yormalıyım. Görünenin altındaki yaratıcının mesajını bulmalıyım.
O bana ya bunu terk et der, ya burdan devam et der, ya bunu düzelt der.
Hayat ders almak ve kendi olgunluğunu artırmak için sürdürdüğü bir çabadır insanoğlunun.
Hatta inanmayan için bile böyle. Onların ders alıp olgunlaştırdıkları konular farklılık arz eder sadece. Biz inananlarsa ömrümüzü, Allah'a kul olabilme idrakine varabilmek için tüketiriz.
Eskiden televizyon- telefon gibi bizi meşgul edecek içi boş uğraşlar yokken insanlar mecburen bir ve beraber olup birbirleriyle sohbet ederlerdi.
Fazla konfor alanı olmayan evlerimizde aynı odada çoluk çocuk herkes o sohbetin bir parçası olurdu.
Üç nesil bir arada büyüyen ortamlarımızda nesiller birbirlerini büyütürdü.
Yaşanmışlıklarını tecrübelerini aktararak diğerlerine yolu kısaltırlardı. Tabi ders alana…
Şimdi bu tür ortamlar olmasa da Rabbimden ileti hiçbir zaman eksilmez. Bizi eksik bırakmaz ki; bize ‘’Uyarılmadınız mı!’’ der zamanı gelince. Sadece vesileler- aracılar değişmiştir.
Hal böyleyken insanlar nasihat almak için kitap okurlar, nasihat almak için gezerler “Yeryüzünde gezip dolaşın ve Allah’ın ilk yaratılışı nasıl başlatıp devam ettirdiğini görün.(Ankebut suresi-20. Ayet), nasihat almak için sosyal medyayı izlerler, nasihat almak için sohbet dinlerler. Sanırım bunların içindeki en kısa yol; yolu yürüyüp de iyi yerlere gelenlerin nasihati olsa gerek.
O yüzden çok dinlemeli, iyi dinlemeli iyi insanları. Yolumuzu kısaltsınlar diye.
Yoksa güzellikle alınmayan nasihatler daha sert iletilir insanoğluna. Kafasını taşlara vura vura alırlar geride pek çok pişmanlıklar bırakarak.
Berikinin zahmetsizce çabucak yürüdüğü yolu biz ömrümüzce sıkıntılar içinde yürüyemeyiz sonra.
Ne gerek var! Akıllı insanın yapacağı iş değil.
Kendini akıllı sanan insanın yapacağı iştir nasihatsizlik.
“Mümin müminin aynasıdır, …’’(Hadis-Ebu Davud, Edeb, 49).
Sözün sahibi Allah'tır.
Başım gözüm üstüne.
BANA NASİHAT ET!
RUMUZ: CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM