Abbasiler 750 yılında amaçları birbirlerinden kopuk geniş bir memnuniyetsizler kitlesini biraraya getirerek Emevi Hilafetine son verdiler. İlk halife Ebul Abbas es Seffah bir süre Haşimiye ve Enbar’ı merkez olarak kullandı.
Onun ölümünden sonra halife Cafer el Mansur İranlıların Diyarıbağdat olarak andıkları köyün yanında resmi adı Medinetüsselam olan şehri kurdu (Bkz. TDV İslam Ansiklopedisi).
Burası aynı zamanda Sasanilerin eski başşehri Medain’e de yakındı. Zamanla diğer isimler unutulup şehrin ismi Bağdat olarak kaldı. Şehri kuran Cafer el Mansur merkeze halifenin mekanını yerleştirmiş, kurumlar ve mahaller daire planlı olarak bunun etrafında yer almıştır. Bağdat aynı zamanda bazı tarihçilerin İslam Rönesansı diye andıkları dönemin başladığı yerdir.
Halife bu daire planlı şehirde imparatorluğu oluşturan tüm unsurlara yer vermiştir. İslama göre hak kabul edilen din ve onların mezhepleri, Süryani, Nasturi, Yahudi ve Sabii unsurlar ile İslamın son- radan mezhep olarak anılacak değişik renkleri Şia dahil Bağdat’ta kendine yer bulmuştur.
Abbasilerin kuruluş sürecinde Vezirlik görevini üstlenen İrani Bermeki ailesi astrolojiye meraklıdır. Cafer el Mansur’u “Allah; İskender, Roma, Pers ve Sasani Krallarına verdiği İmparatorluk Tacını artık sizin ailenize verdi” diye ikna ederler. Tanrının yıldızlar aracılığıyla bunu işaret ettiğini söylerler.
Halife bu işe ikna olmuş olmalı ki; Hint, İran ve Yunan kaynaklı Astroloji kitapları Arapçaya çevrilmeye başlanır. Hatta halife Mansur resmi müneccimi İran kökenli Nevbaht’ın önerisiyle Bağdat yani Medinetüsselam şehrinin temellerini Astrolojik işaretlere dayanarak 30 Temmuz 762’de atmış.
Astroloji astronomiye giden yolu elbette yavaş yavaş açacaktır. Ancak o dönem kehanet maksatlı kullanımı yaygındır. Bu yolu takip edenler matematik, geometri hatta coğrafyadan da yararlanmışlardır. Abbasiler de bu bilimlerin kitaplarını yine İran, Hint ve Yunan’dan çevirtmişlerdir. Abbasiler döneminde Bağdat eski bilimlerin tekrar canlandığı bir merkez olarak parlamıştır.
Abbasilerin bu eski bilimleri canlandırmaya başladığı tarihten yaklaşık 300 yıl önce Doğu Roma bağnaz bir Hristiyanlık çukuruna düşmüş Atina dahil tüm eski Pagan dedikleri Hristiyanlık öncesi Akademileri kapatmışlardır. Akademi Filozofları kitaplarını alıp kendilerine dokunulmayacağını umdukları Doğuya Sasani topraklarına gitmişlerdir.
Sasaniler döneminde Akademilerden gelen filozoflar kitaplarını Persçeye, Süryaniceye çevirmişler. Daha sonra İslam topraklarına katılan bu bölgelerde yaşayan filozof ve din adamları da Bağdat’ta halifelerin çeviri hareketlerine destek vermişlerdir.
900’lü yıllara kadar Bizans putperest saydığı ve kendi resmi dili olan Yunanca yazılmış kitapları günah saymıştır.
900’lü yıllarla birlikte Bağdat’ta yaşananları duyan Bizans yani Doğu Roma elitleri eski kitaplarını tekrar bu sefer birazını Araplardan ödünç alarak canlandırmaya başlarlar. İleride Avrupa Rönesansına yol açacak bir damar da budur. Diğeri ise Haçlı Seferleri sırasında yaşanan karşılıklı kültürel alış veriştir.
Abbasilere dönersek eski Pagan filozofların kitaplarını çevirmelerinin bir diğer nedeni de polemiktir. Abbasiler hem İslam anlayışları arasında kendi merkezi görüşlerini diğer İslam anlayışlarına egemen kılmak istemiş hem de İslamı diğer hak sayılan dinlere karşı savunmak istemişlerdir.
Bilindiği gibi Hristiyanların birbirleriyle atışması, Yahudilerle atışması en az 5-6 yüzyıllık bir gelenek oluşturmuştur. Halifelere danışmanları eski Yunan filzoflarının kitaplarını karşıtlarını ikna etme sanatını öğrenmek için çevirmeyi önermişlerdir.
Tartışmalarda yararlanmak için Arapça bir el kitabı oluşturmak maksadıyla Aristoteles’in Topika kitabı önce Süryaniceden sonra Yunanca aslından Arapçaya çevrilmiştir. Halife El Mehdi bu çeviri görevini Nasturi Patriği I. Timotheos’a vermiş ve kendisi çeviriyi hatmettikten sonra ilk Müslüman Nasturi tartışmasını Patrikle yapmıştır.
Şam bölgesi orijinal Hristiyanlığın kaynağına yakındır. Uzun zaman Doğu Roma elinde olan bir bölgedir. Doğu Roma Suriye bölgesindeki Teslis karşıtlarını kafir ilan ederken eski Pagan kitaplarını da yasaklamıştır.
İSMAİL POLAT /TARİHÇİ