DÜNYA VE TÜRKİYE EKONOMİSİ
İran ve ADB/İsrail savaşının sonucunda petrol fiyatlarının çok uzun bir aradan sonra yeniden 100 doların üzerine çıkması, yalnızca enerji piyasalarında yaşanan sıradan bir dalgalanma değildir. Bu durum, kapitalist dünya ekonomisinin derin yapısal çelişkilerini görünür kılan büyük bir krizin işaretlerinden biridir.
Hatırlanacağı üzere petrolün 107 doların üzerine çıktığı son dönem Mart 2022 idi. O dönemde fiyatlar, 2008 küresel finans krizinden sonra görülen en yüksek seviyeye ulaşmıştı. Bugün ise petrolün yalnızca 60 gün önce 60 dolar seviyesinde olması, ardından hızla 100 dolar bandını aşması, dünya ekonomisinin yeniden bir enerji şoku ile karşı karşıya olduğunu göstermektedir.

Bu sıçrama yalnızca piyasa dinamikleri ile açıklanamaz. Enerji fiyatlarındaki bu sert yükseliş; jeopolitik savaşlar, küresel güç rekabeti, kapitalizmin yapısal krizi ve finansallaşmış ekonomi arasındaki karmaşık ilişkilerin bir sonucudur. Özellikle Orta Doğu’da tırmanan savaş atmosferi ve büyük güçlerin enerji yolları üzerindeki stratejik hesapları, petrol fiyatlarını yeniden küresel ekonomik krizin merkezine taşımaktadır.
Ekonomi politik açısından bakıldığında petrol fiyatlarındaki bu sıçrama, kapitalist üretim sisteminin kriz üretme kapasitesinin yeni bir evreye girdiğini göstermektedir. Çünkü kapitalizm, üretim araçlarının özel mülkiyeti ve kâr maksimizasyonu üzerine kurulu olduğu için, enerji gibi stratejik kaynaklar toplumsal ihtiyaçlara göre değil, kâr ve güç politikalarına göre yönetilmektedir.
Bu nedenle petrol fiyatlarındaki her büyük sıçrama, yalnızca enerji maliyetlerini değil; üretim, ulaşım, gıda ve finans sistemini de etkileyen zincirleme krizlere yol açmaktadır. Petrol fiyatlarındaki yükseliş dünya ekonomisi üzerindeki etkilerini, savaşın bu süreci nasıl derinleştirdiğini ve Türkiye’de uygulanan ekonomik politikaların bu krizi neden yönetemeyeceğini bize gösteriyor.
Kapitalist Ekonominin Enerjiye Bağımlılığı
Modern kapitalist ekonomi, temelde fosil yakıt enerjisi üzerine kuruludur. Sanayi üretiminden lojistiğe, tarımdan finansal piyasalara kadar tüm ekonomik sistem petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarına bağlıdır. Bu nedenle petrol fiyatlarındaki büyük sıçramalar, ekonominin tüm katmanlarında maliyet şoklarına yol açar. Enerji, üretim sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Sermaye birikimi üç temel unsura dayanır: emek gücüne, üretim araçlarına ve enerji ve ham maddeye. Enerji maliyetlerindeki sert yükseliş, sermayenin kâr oranlarını düşürür. Kapitalist sistem bu düşüşü telafi etmek için genellikle üç yöntem kullanır: Bunlar; işçi ücretlerini baskılamak, fiyatları artırmak ve finansal spekülasyonu büyütmek.
Petrol fiyatları 100 doların üzerine çıktığında, kapitalist sistem bu mekanizmaları daha agresif şekilde devreye sokacaktır. Bu durum ise enflasyon, gelir eşitsizliği ve ekonomik durgunluk anlamına gelir. Yani yoksulluk daha geniş bir tabana yayılarak derinleşecektir. Yarın bugünden daha kötü olacaktır!
Savaş Ekonomisi ve Petrol
Petrol fiyatlarının tarihine bakıldığında büyük sıçramaların çoğunun savaşlar ve jeopolitik krizler ile bağlantılı olduğu görülür. Örneğin: 1973 petrol krizi, 1990 Körfez Savaşı, 2003 Irak işgali, 2022 enerji krizi. Bu krizlerin ortak özelliği, enerji yolları üzerindeki hegemonya mücadelesidir.
Bazı düşünürler emperyalizmi, kapitalizmin en ileri aşaması olarak tanımlar. Bu aşamada büyük sermaye grupları, devletler yalnızca pazarları değil, doğal kaynakları ve enerji hatlarını da kontrol etmek ister. Bu nedenle petrol yalnızca ekonomik bir meta değil, aynı zamanda jeopolitik bir silah haline gelmiştir. Bugün yaşanan savaş atmosferi de tam olarak bu bağlamda değerlendirilmelidir.
Enerji hatlarının geçtiği bölgeler: Orta Doğu, Kafkasya, Doğu Akdeniz, Hürmüz Boğazı küresel güç mücadelesinin merkezindedir. Bu bölgelerde yaşanan her askeri gerilim petrol fiyatlarını doğrudan etkiler.
Petrol Şokunun Küresel Ekonomiye Etkisi
Petrol fiyatlarının 60 dolardan 100 doların üzerine çıkması dünya ekonomisinde üç büyük sonuç doğuracaktır.
1. Enflasyon Dalgası
Petrol, üretim maliyetlerinin temel bileşenidir. Enerji fiyatları yükseldiğinde: ulaşım maliyetleri artar, gıda fiyatları yükselir, sanayi üretimi pahalılaşır. Bu durum maliyet enflasyonu yaratır. Son yıllarda dünya ekonomisinin ve ülkemizin zaten yüksek enflasyon ile mücadele ettiği düşünülürse, yeni petrol şoku küresel ekonomiyi yeniden bir stagflasyon sürecine sokabilir. Stagflasyon, ekonomik durgunluk ile enflasyonun aynı anda yaşandığı kriz türüdür.
2. Küresel Borç Krizi
Kapitalist sistem son 40 yılda giderek borç ekonomisine dönüşmüştür. Bugün dünya ekonomisinde: devletler, şirketler, bireyler tarihin en yüksek borç seviyelerine sahiptir. Enerji fiyatlarının yükselmesi üretim maliyetlerini artırdığı için şirketlerin kârlılığı düşer ve borç ödeme kapasitesi zayıflar. Bu durum finans sisteminde domino etkisi yaratabilir.
3. Küresel Yoksullaşma
Enerji fiyatları yükseldiğinde en büyük yük emekçi sınıfların üzerine biner. Çünkü: ücretler sabit kalır, hayat pahalılığı hızla artar. Bu süreç özellikle gelişmekte olan ülkelerde , bizim ülkemiz dahil yoksulluğun hızla artmasına yol açar.
Kapitalist Krizin Yapısal Niteliği
Aslında yaşadığımız bugünkü kriz yalnızca petrol fiyatlarının yükselmesiyle açıklanamaz. Sorunun kökeni dünya ve ülkemiz ekonomisinin yapısal çelişkilerindedir. Kapitalist sistem sürekli olarak: daha fazla üretim, daha fazla kâr, daha fazla büyüme gerektirir. Ancak dünya ekonomisinin doğal ve toplumsal sınırları vardır. Bu nedenle kapitalizm belirli aralıklarla aşırı üretim krizleri üretir.
Kapitalist ülkeler, savaşları bu krizleri aşma yöntemlerinden biri olarak değerlendirir. Kapitalist sistem için savaş yalnızca bir jeopolitik çatışma değil, aynı zamanda krizin yükünü toplumların sırtına yıkmanın bir aracıdır.
Ekonomik daralma, işsizlik ve finansal çöküş derinleştiğinde, iktidarlar çözümü barışta değil silah fabrikalarının bacalarını tüttüren savaş ekonomisinde arar, Trump’ın yaptığı da budur. Çünkü savaş, sermayenin tıkanan damarlarını açarken bedelini her zaman emekçiler, yoksullar ve genç kuşaklar kanıyla ve alın teriyle öder.
Okuma Önerisi: Küresel Ekonomik Kriz, Korkut Boratav
Ercan EROĞLU Eğitim Bilimleri Uzmanı, Araştırmacı