Ahmet Taştan yazdı
Gönül başka bir şey hissetmiyor, kalem başka bir şey yazmıyor. Gündemden kopmak insanlıktan kopmak gibi... Bize burada eli kolu bağlı dururken Gazze’de bir hastanenin içindekileri izlemenin acısı zaten yeterince rahatsızlık veriyor.
Ekranlardan vahşet izliyoruz... Ekranlardan acı izliyoruz... Ekranlardan zulüm, zulüm izliyoruz. Yüreğimizin dayanacak hali kalmadı. Gözyaşları artık refleks olarak akar oldu. En çok duyduğumuz söz: “Herkes konuşuyor, kimse ses çıkaramıyor. Kafirler güçlü kelimelerle silahlarıyla, kara vicdanlarını ortaya seriyor.
İslam ülkelerinden tek bir ses bile yükselmiyor doğru düzgün. Birlik mesajları gelmiyor, sadece sessizlik, barış talepleri... ve sükunet.
İnsanın elinden bir şey gelememesi kadar acı bir durum yokmuş meğer. Gazzze’deki masumlar da yalnız kaldıklarını hissediyorlar ve onlar da “bizim kıyama kalkmayışımıza” kahrediyor belki de bombalardan çok.
Bu saatten sonra Batı, insan haklarından bahsetmesin... Batı insanlıktan bahsetmesin. Zaten biz Aliya İzzet Begoviç’ten, Raci Garudy’den, biliyoruz. Lakin masum gençlerimiz, kandırılmış çocuklarımız, artık onlar da görmüştür İsrail’in nasıl vahşet saçtığını ya da gerçek yüzünü.
“Sadece konuşuyoruz, sadece konuşuyoruz” diyoruz ama konuşanların sayısına bir bakın İnegöl’de... Filistin için, Gazze için, masum ve mazlumlar için bir şeyler yapılmaya çalışılıyor... Katılan insanların sayısı oldukça az. Dualarımıza amin diyecek çok insanlar lazım.
Devletimizin yönetmiş olduğu diploması trafiği, çok belaların defi içindir. Fakat her şeye rağmen parçalanmış bir bebek cesedi görmek, titreyen yaralı yavruları izlemek yetmiştir zaten bela için.
Bu acı karşısında bazı Müslümanlar, bazen haddi aşan bir şeyler söylemeye çalışıyorlar. Zaman geliyor, yetkilileri suçluyorlar; zaman geliyor, ebabil kuşlarını gönder Yarabbi diyen müminleri eleştiriyorlar: “Sen varken ebabil kuşlarını ne gerek var!” diye cevap veriyorlar...
Allah, müminlerin eliyle zalimlere bir şeyler yapmayı emrederken, müminler tekrar ellerini açarak Allah’tan istiyorlar her şeyi... “Bu ne büyük gaflettir diyorlar...”
“Küfrün, tek millet” olduğunu bir kez daha fark eden Müslümanlar olarak, “Müslümanlar kardeştir!” sloganını daha fazla söylememiz gerekiyor. Belki bir ve beraber olmak için hazır fırsat. İnsanlar acılarla sınandığı zamanlarda birtakım farklılıkları, birtakım çekemezlikleri öteleyebilirler.
Şimdi bizim kardeşliğimizi pekiştirme vaktimiz... Bu zulümden haberi olmayanlara haberdar etmek, İsrail'e lanetlemek için yapılan çalışmalara katılmasını sağlayarak gönül birliği yapabilmek güzel olacaktır.
Aramızdaki Yahudi Siyonist fikirleri seslendirenlerin ikna edilmesi gerekir. Bazen hedef saptırıcı cümleler kuranların şimdilik susmasını tavsiye etmek gerekir. İkilik çıkaracak her ne varsa bir anda bertaraf etmeli; acımızı bir, sevgimizi bir kılmalıyız.
Allah, bizden kafirlere karşı cihad etmemizi emrediyor. İslam kültüründen yoksun bazı insanların bu tür konularda konuşmalarını biraz kulak ardı etmemiz gerekiyor. Bugüne kadar samimi Müslümanları her alanda fark etmiş olan insanlar olarak, kimi ne zaman dinleyeceğimizi kime ne zaman kulak vereceğimizi netleştirmeliyiz artık.
Acıyı yazmak mümkün olsaydı üç beş harfle yazılırdı ama kelimelerin bittiği yerde, gözlerimizin sabitlendiği noktada, yapabileceğimiz ne vardır ki?
Sabır... Sabır... Sabır... “Allah’tan namazla ve sabırla yardım isteyelim.” Bir sabrediyoruz da vahşi canavar İsrail durmuyor. Savaş suçu işleyen, insan haklarını hiçe sayan Batı, 21. asırda çirkin pis yüzünü göstermiştir.
Şair Mehmet Akif: “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” ifadesi ile zaten meseleyi anlatıyor. Onların önündeki teknoloji yok etmeye ayarlı, işgale ayarlı, zulme ayarlı...
Ama dünya üzerindeki sokak gösterileri, ayaklanmalar, insanlığın hala bir vicdan taşıdığını bize haber veriyor. Analistlerin yorumları, Peygamber elEfendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sözleri ile örtüştüğünde gelecekte İsrail’i nasıl bir belanın beklediğini fark ediyoruz.
Ekonomik gücüyle halkları/bireyleri kendine bağlayan bu zalimler, Gazze’den yüreğimize uzanan acının rahat bırakmadığını ve bizlerin de kendi mallarını yerle yeksan edeceğimizi bileceklerdir.
“Kahrolsun İsrail” demekle İsrail kahrol olmuyor ama yüreğimizdeki acıyı bastırmak için bir nebze işe yarıyor.