Eğitim hakkının çeşitli uygulamalarla engellendiği, gençlerimizin hayallerine set çekildiği, inanç özgürlüğünün tartışma konusu haline getirildiği o süreci hatırlıyoruz.

28 Şubat günlerinde Ben daha yeni bir öğretmendim. İnegöl İmam Hatip Lisesi'nde göreve başlamıştım. Fakat kısa zaman sonra üniversitelere başörtülü okuma yasağı getirildi ve sonra liselere indi bu yasak.

Bursa ili de pilot bölge olarak seçildi o zamanlarda. Bursa valisi Orhan Taşanlar titizlikle bu uygulamayı devam ettirdiler.

Askeri vesayet, siyasetin üzerine çökmüştü. Basın yayında birçok beyanatlar veriliyor ve brifingler düzenleniyordu. Siyasiler korkarlardı komutanlardan.

NE İÇİN 28 ŞUBAT YAPILDI?

Korkunun ecele faydası yoktur derler atalar.

İmam Hatip Lisesi mezunlarının bugün ekonomi, hukuk, basın yayın ve yönetimin her kademesinde elde ettiği başarıyı o günden görmüş olmalarıydı gerçek sebep.

Başörtünün zulmünü ortaya koyanlar, kızlarımızın başlarını açarak üniversite de derslere girmesini istiyorlardı.

Başörtüsü bir sembol idi. İnancının gereği başını örtmüş olan genç kızlarımız, siyasette onlara destekleyen partilerin olması sebebiyle bunun siyasi bir argüman olarak değerlendirdiler.

Kendi de biliyordu aslında bir inancın sancağı/bayrağı olduğunu. Fakat dış güçlerden aldığı zihniyetin uzantısı olan fikirleri gereği kızlarımızın başına o kirli ellerini uzattılar.

Cumhuriyet tarihinde böyle bir karar leke ile demokrasimiz zedelenmiş oldu. Liselerde de başörtüsü yasağı getirildi. İmam Hatipler okuyan küçük kızlarımız bu zulmü yaşadılar. Yürüyüşler düzenlendi, günlerce okul kapılarında eylemler yapıldı.

Küçük ve genç kızlarımızın direnişi bir mücadele destanı yazdı.

Biz de o günlerde birçok eyleme katıldık bunlardan en görkemesi yurdun bir başından bir diğer başına el ele tutuşma eylemiydi. Şimdi yaşadığımız başörtüsü özgürlüğü ve gerçek demokrasiyi o günlerde bile mağdur ve mazlum olan insanlar gerçekleştirdiğini görüyoruz.

Temel hak olan İnanç hürriyetini bir takım yönetmeliklerle insanların elinden almaya çalışan anlayışlar, (her zaman, bin yıl sürecek deseler dahi) kısa ömürlü olacaktır. İmam Hatiplere yönelik de yapılan bu baskıdan dolayı İmam Hatip Mezunlar Derneği olarak basın açıklamamızda yapmış oluyoruz.

HATIRLIYORUZ

28 Şubat’ı Hatırlıyoruz…

Millet iradesine müdahale edildiği, demokratik zeminin vesayet anlayışıyla daraltıldığı; eğitim gibi en temel hak ve hürriyetlerin ideolojik gerekçelerle sınırlandırıldığı bir dönemi hatırlıyoruz.

Eğitim hakkının çeşitli uygulamalarla engellendiği, gençlerimizin hayallerine set çekildiği, inanç özgürlüğünün tartışma konusu haline getirildiği o süreci hatırlıyoruz.

Başörtüsü sebebiyle okul kapılarında bekletilen genç kızlarımızı; üniversite koridorlarında gözyaşı döken öğrencilerimizi hatırlıyoruz. Katsayı uygulamasıyla imam hatipli gençlerin önüne çekilen engelleri; yalnızca okul tercihleri nedeniyle gelecek planları sınırlandırılan bir nesli hatırlıyoruz.

Bu, yalnızca siyasi bir müdahale değildi.

Bu, toplumumuzun geleceğine, umutlarına ve hayallerine yöneltilmiş sistematik bir engellemeydi. (YARIN DEVAM EDECEK İNŞALLAH!)

AHMET TAŞTAN