Şubat ayının son günleri... Şehidin yeryüzü toprağını bereketlendirecek kanların damla damla düşmesi gibi.
Şubat ayı geldi de geçiyor bile... Lakin din-i mubîn İslam uğruna canlarını feda ederek cennet yolunu aydınlatan şehitleri anmadan, onlar için bir şeyler yazmadan tükensin istemedim bu günlerin.
Şehitler, şehadet bilincinin en canlı örnekleridir. Dünyadaki en değerli varlığı olan canını emanet aldığı Rabbinin rızası uğruna, Hak din hakim olsun diye çaba sarf ederken son nefesini veren bu mübarek şehitlere gıpta ediyorum.
Bunca zamandır her Şubat ayında şehitleri anmak için arkadaşlarla programlar düzenlerken bu sene Ramazan telaşı ve birtakım dünya olayları sebebiyle geri planda kaldı. Bursa'da İnsan Medeniyet Hareketinin yapmış olduğu Şehitler Gecesine katılıp bu vefayı orada hissetmek istedim.
Yeryüzünün tüm coğrafyalarında ne çok şehidimiz var elhamdülillah. Şehitler o beldenin müminlere ait olduğu fikrini mühürler. Mevlana Celalettin Rumi’nin dediği gibi “toprağa düşen tohum nasıl yeşerirse toprağa düşmüş şehitler de (unutmadığımız sürece) biz geride kalanlara taptaze bir dava bırakıyorlar.
Herhalde insanın en güvenli şekilde affedilmesi için gerekli delillerin en büyüğü budur. Bu öyle bir davadır ki uğrunda ölünebilir ve ebedi hayattaki en yüksek mertebelerden biri bu şekilde kazanılabilir mesajını veriyor. Allah, “göklerin ve yerin nuru” olarak kendisini tanımlarken peygamberleri ve şehitleri de yeryüzünü aydınlatan birer kandil olduğunu öğretiyor.
Nefsinin karanlığında kaybolmuş ruhların yollarını bulması için bir damla şehit kanına her zaman ihtiyaç vardır.
“Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı”
Öteden beri hayatlarını merak ettiğimiz, öğrendiğimiz ve örnek almaya çalıştığımız bu güzel insanları unutmamak aslî vazifelerimizdendir.
Önden gidenlerin ayak izini kaybetmiş insanlar, yollarını kaybederler maalesef. Gerçek kurtuluştan da uzaklaşırlar. Başımızı kaldırıp önümüzde uzanan yola baktığımızda en derin ayak izi olanlar şehitlerdir. Çünkü onlar yüreğimizi titreten ve ancak “onlar gibi” bu dünyadan göçtüğümüze rahat edebileceğimize inandırmışlardır bizi.
“Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin, çünkü onlar diridirler fakat siz anlayamazsınız” ayetin fermanı gereği her an hayatımızın içinde diri olan ve bize en güzel örnekliği sunan şehitlerin kervanına katılmak arzusuyla yanmak da güzel ve anlamlıdır.
Mübarek Ramazan ayının bereketiyle şehitlerin ruhumuza kattığı diriliş bereketi bize yepyeni ufuklar açacaktır inşallah.
Şehitlerin şahı Hz. Hamza'dan bu yana gelen bu yiğit, korkusuz cengaverler, her türlü mücadelede her daim ön safta yerini alacaktır.
Şehadet bir çağrıdır nesillere ve çağlara diyen Metin Yüksel, İskilipli Atıf Hoca, Mısır'dan Hasan el Benna, Amerika'dan Malcolm x (Malik el Şahbaz), Mahmut Esat Coşan, Necmettin Erbakan (hayatı İslam için mücadele ile geçen ve Mücahit sıfatını hak eden insanlar yataklarında ölse dahi şehittirler) son nefeslerini takvimler Şubat ayının günlerini gösterirken göçtü bu yalan dünyadan.
Daha ismini sayamayacağımız birçok “Allah'a verdikleri sözü yerine getiren ve bu uğurda şehit olan” güzel insanları, ruhumuzun en temiz yönüyle anarak ruhlarına birer Fatiha okuyoruz.
AHMET TAŞTAN