Ramazan Avuşmak. Manisa Turgutlu’da Felsefe öğretmeni. 12 gündür tutuklu. Güya Atatürk’e hakaret etmiş.
Olayın aslı şu: Ramazan Hoca tahtaya Bediüzzaman Hazretlerinin “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır” sözünü yazıyor. Öğrencilerden biri sözün Atatürk’e mi ait olduğunu sorunca Ramazan Hoca “Hayır, Atatürk’ün sanatla felsefeyle işi yoktur, o savaşçı bir askerdir” şeklinde cevap veriyor. Daha sonra ayran bayram oluyor ve bir bakıyor ki öğrenciler organize bir şekilde Atatürk’e hakaret ettiği iddiasıyla kendisinden şikayetçi olmuşlar. Ramazan Hoca yeri yurdu belli 34 yıllık bir öğretmen değil de her yerde aranan azılı bir katil, bir kaçak gibi kelepçelenip hapse gönderiliyor.
Ramazan Hoca iddiayı tabi ki kabul etmiyor ama dinleyen kim. Ortada bir delil olmadığı halde sadece öğrenci beyanına dayanarak bir öğretmen tutsak ediliyor. İddia varsa tabi ki yargılanabilir ona dediğimiz bir şey yok da tutuklu yargılanmak ne diye? Her gün haberlerde 30-40 suç kaydı olduğu halde salıverilen suçluları görmesek yargımız bu konuda çok hassas diyeceğim ama hepimiz Türkiye’de adaletin ne durumda olduğunu çok iyi biliyoruz.
Günlerdir sosyal medyada bir sürü paylaşım yapıldı, birçok STK temsilcisi ve siyasetçiye çağrıda bulunuldu. Ve ne yazık ki hiçbirinden ses seda çıkmadı. Hatta Abdülhamid dizisinde Tahsin Paşa’yı oynayıp muhafazakârların sempatisini toplayarak Manisa Milletvekili olan Bahadır Yenişehirlioğlu, Twitır’dan kendisine çağrıda bulunanları tek tek engelliyor.
Siyasetçilerden ümidimi keseli çok oldu. En azından STK’lar ses çıkarır diye ümit ettim ama onların da çoğu siyasi partilerin arka bahçesi haline geldiği için patronlarından destur gelmediği sürece ağızlarını bile açamıyorlar doğal olarak.
Mağdurumuz bir öğretmen olduğu için mesuliyet zincirinin başını bittabi Eğitim-Bir-Sen başkanı Ali Yalçın çekiyor. Neredeyse öğretmenlerin yarısının üye olduğu bu sendika Türkiye’deki yetkili sendika. Yani sesi en gür çıkacak, en etkili olacak olan da bu. Ama kaç gün oldu Ali Yalçın ‘gık’ bile demedi. Zira sırtını yasladığı, bütün gücünü borçlu olduğu siyasi ağabeyleri kendisine destur vermedi. Bakın ben başka bir sendikanın temsilcisi olduğum için böyle atıp tutuyorum zannetmeyin. O sendikanın bizzat üyeleri de biliyor bu işin böyle olduğunu. O ses çıkarmadı ama bizim muhafazakarların o hiç beğenmediği Eğitim İş Sendikası, öğrencileri Ramazan Hoca’ya karşı kışkırtan öğretmeni savunmak için okulun önünde basın açıklaması yaptı hemen.
Ramazan Hoca’nın lehinde daha ilk günlerde açıklama yapan tek sendika ise benim de il temsilcisi olduğum Mil Maarif-Sen oldu. Üye sayısı olarak Eğitim Bir-Sen’le kıyaslandığında bizim sendikanın esamesi bile okunmaz ama biz, güçlü olduğu halde ‘alengirli’ konulara girmekten beri duran korkaklar gibi yapmadık; “Hak kuvvette değil, kuvvet haktadır” anlayışıyla yapılması gerekeni yaptık.
Birçok meslektaşım bunların gerçek yüzünü bildiği halde ne yazık ki bu sendikada üye olarak kalmaya devam ediyor. Başlarına bir bela uğrarsa güç bunlarda olduğundan ötürü bunların kendilerine destek olacağını zannediyorlar. Oysa daha önce örneklerini gördük. Kimsenin bir müşkülünü giderdikleri yok, kendilerinden olanları istedikleri bir yere idareci olarak göndermek dışında.
Herhangi bir bilgim yok ama eğer Ramazan Hoca bir sendikaya üyeyse muhtemelen Eğitim Bir-Sen’dir. Eğer öyleyse Atatürk’e hakaret etmedi ama şu an birilerine sövüyordur eminim.
***
Bazıları bu olay üzerinden üye devşirmeye çalıştığımı falan düşünebilir. Düşünsünler. Kim 3-5 üye kazanacağım diye koca koca adamların müdahil olmaya korktuğu böylesine ‘tehlikeli’ mevzulara girer ki? Benim sayılarla bir işim yok. 10 üye de olsak ben hakkı söylerim, 100 üye de olsak yine hakkı söylerim, 1000 üye de olsak hakkı yine söylerim. Benim yerim birilerinin benim yanımda olup olmamasıyla değişmez. Benim mikyasım ‘Hak’ ve ‘Hakikat’tir. Bana ithamda bulunacak olanlar önce kendi mevzilendikleri yere dönüp baksınlar.
Mustafa Yıldırım
Mil Maarif-Sen Bursa İl Temsilcisi