Osmanlı’nın doğuşuna şahit olan İnegöl coğrafyası, fetih sonrasında Bursa’nın arka bahçesi olarak değerlendirilmiştir. Çünkü İnegöl fatihi Turgut Alp, Genci Köyü’nde oturmuş; sarayını ise Babasultan Köyü’nde yapmıştır.

Geyikli Baba’nın izinden yürüyerek Orhan Gazi’nin önderliğinde gözü pek bir “Gâziyân-ı Rûm” olarak O, her zaman Bursa ufuklarında gezip dolaşmıştır. Hakk’a yürüdüğünde de Genci Köyü’ndeki tekke ve zaviyesine defnedilmiştir.

Oğlu İlyas Bey, Osman Gazi’nin oğlu Pazarlu ve Çoban beyler ile birlikte Kütahya coğrafyasında ki -Harlak ve İnegöl coğrafyasındaki Oylat ılıcaları ile ilgilenmişler; Cevher Lala Karyesi’nde maden işletmişler ve Bursa Darphanesi’ne malzeme ve de yakıt sağlamışlardır.

Bu zevât, İnegöl coğrafyasında köy, Bursa merkezinde mahalle sahibi olmuşlardır; vücutları toprak olmuş ise de isimleri, resmî belgelerde, Bursa’nın bir “mahalle”si ve de bir köyü olarak tescil edilmiş bulunmaktadır.

Samsa Çavuş ve kardeşi Sülemiş, (veya Sulamış), yıllarca, Ermeni ve Domaniç derbentlerini tutarak İnegöl Tekfuru Nikola’nın saldırılarına karşı Karakeçili Aşireti’ni ve Ertuğrul Beyi korumuş ise de Osman Bey’in ortaya koyduğu yeni sıtrateji gereği Anadolu Selçuk Devleti’nin ilk başkenti olan İznik’in yolunu Osmanlıya açmak üzere iki kardeş, Bolu-Göynük cephesinde görevlendirilmiştir.

Sakarya’nın bir kolu olarak hâlen gürül gürül akmakta olan Çavuş Deresi, onun hatıralarını günümüze taşımaktadır. Diğer yandan Bursa-Bey Sarayı genel sekreterliğini üstlenen Aksungur, tesis ettiği hayır eserlerinin yer aldığı İnegöl- Sungurpaşa/Koçi Köyü’nde ebedî uykusunu uyumaktadır.

Dayı Karaca Bey, hayrî ve ticârî tesislerini İnegöl-Ortaköy’de kurmuş ise de Belgrat muhasarasında şehit düşünce nâşı, sağlığında Kirmastî/ Karacabey’de inşa ettirmiş olduğu külliyedeki türbesine defnedilmiştir.

Üsküp fatihi Akıncı Paşa Yiğit, Yiğit Köyü’nde ebedî uykusunu uyumaktadır. Yiğit-Baba yıllarca Üsküp sancak beyi olarak görev yapmış; Yıldırım Bayezid’in şehzadeleri arasında çıkan iktidar mücadelesine katılmayarak ömrünün son yılarını İnegöl-Yiğit Köyü’nde kurduğu çiftliğinde inzivâda
geçirmiş ve burada Hakk’a yürümüştür.

Tarihi süreç içinde-olumlu veya olumsuz yönden-İnegöl coğrafyasını en çok etkileyen devlet adamları, Hamza Bey ve İshak paşalar, olmuştur. Bunlardan Hamza Bey, Yıldırım Bayezid’in Amasya Sancak beyi iken 1389 Yılında vuku bulan Birinci Kosava Savaşı’nda yanında götürdüğü Amasya beylerinden Sungurzâde Yahşi Bey’in oğludur.

Savaş sonrasında Yahşi Bey’e Amasya’ya geri dönme müsâadesi
verilmemiş; buna karşın evvelce Osman Bey’in oğlu Çoban Bey’e tahsis edilmiş olan günümüz Yenice Beldesi, kendisine mülk olarak, sunulmuştur. Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu sayılan Çelebi Sultan Mehmed’in hiç değişmeyen baş veziri Bayezit Paşa ve Hamza Bey, işte bu Yahşi Beyîn oğullarıdır. Hamza Bey ve çocukları, günümüze kadar tarihî süreç içinde devamlı olarak İnegöl coğrafyasını derinden etkilemişlerdir.

Şöyleki: Hamza Bey, hem Çelebi Sultan Mehmed (1413-1420) hem Sultan II. Murad (1421-1451) ve hem de Fatih Sultan Mehmed (1451-1481) devirlerinde yaşamış itibarlı devlet adamlarındandır.

Beylerbeylik, kaptanı deryalık ve padişah musahipliği…
gibi önemli görevlerde bulunmuş ve İzmir fatihi olarak tanınmıştır. Sağlığında BursaMuradiye semtinde cami, medrese, imaret ve türbeden oluşan geniş bir külliye tesis etmiştir. (DEVAM EDECEK İNŞALLAH!)

RECEP AKAKUŞ Hocanın eserinden düzenleyip yayına hazırlayan

Ayhan Talha Bayraktar