Papalık tarafından verilen zehir nedeniyle 1495 yılında hayatı son bulan Şehzade Cem’in nâşı da büyük problem olmuş ve Osmanlı Devleti’ni savaşın eşiğine kadar getirmiştir.Bu konuyu ve Şehzade Cem’in nâşının Bursa’ya nakıl çalışmalarını, İsmail Hami Danişment’in ağzından dinleyelim: (… Avrupa devletleri, Cem Sultan’ın cenazesini bile bir ticaret metâı ittihâz etmişlerdi:

İkinci Bayezid, 900 / 1495 senesi Şaban / Mayıs ayında Napoli’ye bir elçi gönderip oraya hâkim olan Fransızlardan kardeşinin tabutunu istetmiş ise de verilmemiş; 1496 / 901 senesi Şubat / Cumâde’l-ûlâ ayında ikinci bir Türk elçisi daha gönderilmiş ise de Fransızlar cenâzeyi elli bin düka altına satacaklarını söyledikleri için bu elçi de boş dönmüştür.

Nihayet zavallı cenaze, Fransızları memleketten kovan Napoli Kralı Frederic’in eline geçmiş; buna da bir elçi gönderilmiş ise de bu da beş bin düka altın istemiş; hatta Papa bile padişahtan para koparmak için cenazeyi kraldan istemiş ise de alamamıştır.

Sonunda İkinci Bayezid, 1499 / 904 senesi Kânûni-sânî / Cumâde’l- ûlâ ayında Napoli Kralına bir harp gemisiyle gönderdiği son bir elçi ile sekiz gün mühlet vererek bu mühlet içinde cenaze teslim edilmediği takdirde Türk ordudusunun, İtalya sahillerini derhal işgal edeceğini tebliğ ettirmesi üzerine o ayın 29’ncu günü zavallı Cem-Sultan’ın talihsiz tabutu, Türkiye’ye sevk edilmek üzere, merasimle “San-Catolda” iskelesine nakledilmiştir.

Sultan II. Bayezid’in tehdidinden korkan Kral Frederic, “Giacoma-Pignatelli” ismindeki elçisine tevdî ettiği cenazeyi, Avlonya’ya göndermiştir. Cem Sultan’ın tabutunu, Avlonya’da bir Türk filosu beklemiş ve bu filonun refakatiyle ilk önce Gelibolu’ya ve oradan da Mudanya’ya götürülen cenaze, büyük bir merasimle Bursa’ya nakledilip Fatih devrinde ölen büyük kardeşi Şehzade Mustafa’nın Mûradiye’deki türbesine defnedilmiştir.”

Osmanlı Tarihi Kronolojisi, C.I, s.406, Türkiye-Basımevi, İstanbul,1947 Görüldüğü üzere Sultan II. Bayezid (1481-1512), Avrupa krallarının ve de Papalığın Şehzade Cem üzerinden yaptıkları çirkin politikalara karşı, bu politikaları geçersiz kılacak, karşı politikalar geliştirmeye mecbur kalmıştır.

Diğer yandan ülke içinde patlak veren Şahkulu isyanı ve devlet ricalinin yek diğerlerini, yok etme hırslarını kontrol altına alabilmek için büyük gayretler sarf etmiş ise de Sarı İshak Paşa damadı vezir Gedik Ahmet Paşa ile onun siyâsî rakîbi Sultan II. Bayezid’in oğlu Şehzade Mahmud’un damadı vezir Küçük Mustafa Paşa’nın, îdâmları önlenememiştir.

Yönetim kadroları, değişmiş olmasına karşın, kaos ortamı ve yersiz yapılan tasfiyeler, devam etmiştir. Sadaretten uzaklaştırılan Amasya kökenli İnegöl’lü İshak Paşa, tekrar, Selanik valiliğine atanırken yılların kurt politikacısı ve üç defa sadaret makamına getirilen Sarı İshak Paşa da Bosna beylerbeyliğinden alınarak Karasi / Balıkesir sancak beyliğine getirilmiştir.

Ömürlerini, devletin ve Osmanlı hânedanının başarısı uğruna harcayan bu becerikli ve de başarılı devlet adamları, ömürlerinin son yıllarında gözden düşmüşler ve öldüklerinde cenazeleri, sağlıklarında yaptırdıkları veya ölümleri sonrasında adına yapılmak istenen türbelere dahî defnedilmemiştir. Üsküp’te hayrî eserlerini ve türbesini inşa ettirmiş olan Gazi İshak Bey / Sarı İshak Paşa ile İnegöl’de hayrî tesislerini kuran Amasya kökenli ve de İnegöl doğumlu maliyeci İshak Paşa, bu tasfiye planının tipik örnekleri olmuştur.

Bununla birlikte kaos ortamına rağmen Sultan II. Bayezid devrinde Lehistan’a /Polanya’ya, Kırım’a, Venedik’e, Karamanoğullarına karşı askerî harekât düzenlenmiş ve kazanılan başarılar ile ülke sınırları genişletilmiştir. Şah İsmail tarafından tahrik edilen son Karamanoğlu Beyi, Mustafa Bey de etkisiz hale getirilmiş ve Karaman Oğulları Beyliği tarihten silinmiştir

Yapılan bu tasfiye sonunda Karamanoğullarına mensup bazı âileler, BursaKaplıca yöresine iskân edilmiştir ki Kasım Efendi’nin şeyhi İzzeddin Ali Karamânî de -muhtemelen- bu âilelere mensup bir kişidir. Günümüzde bir semt adı olarak yaşatılan Bursa’daki Karaman ismi de söz konusu iskân işleminin bir hâtırâsıdır. Prof. Dr. Ömer Lüttfü Barkan ve Enver Meriçli tarafından hazırlanmış olan “Hüdâveniğâr Livası Tahrir Defterleri”adlı eserde Kaplıca Karyesi’nin / Köyü’nün mahalleye dönüşmesinde, bu iskânın etkisi olduğuna dair işaret vardır.

RECEP AKAKUŞ Hocanın eserinden düzenleyip yayına hazırlayan

Ayhan Talha Bayraktar