Biraz da sessizliğe kulak verelim. Kütüphaneler insanların araştırma yaptığı, ders çalıştığı, kendini geliştirdiği o kutsal sessizlik vahalarıdır. Buralarda başkalarının dikkatini dağıtmaktan, çalışmalarını bölmekten kaçınmak için fısıldaşmayı bile bırakıp sessiz olmak gerekir.

Her ortamda olduğu gibi kütüphanede de çevreye saçılan kirlilik, dağınıklık ya da bir şeyler yiyip içmek etraftakilerin dikkatini dağıtır, verimi düşürür. Temiz ve düzenli bir kütüphane, verimli bir geleceğin kapısıdır.

Müzeler ise insanlığın ortak mirasını, tarihin en değerli eserlerini koruyan bambaşka mekanlar. Müze gezilerinde geçmişe saygı duymak gerekir. Eserleri incelerken dikkatli olmak, onlara dokunmaktan veya zarar vermekten kaçınmak, sadece izin verilen yerlerde fotoğraf çekmek ve tabelalardaki yönlendirmelere harfiyen uymak gerekir.

Müze koridorlarında yüksek sesle konuşmak, şakalaşmak gibi diğer ziyaretçileri rahatsız edecek davranışlardan uzak durup, sağdan yürüyerek belirlenen güzergahı takip etmek kültürel bir olgunluk göstergesidir.

Millet olarak toplumsal kimliğimizi güçlendirmek, millî hafızamızı diri tutmak için kutlama ve anma törenleri düzenleriz. Bu törenlerde de duruşumuz önemlidir. Belirlenen alanda tam vaktinde yerimizi almak törenin akışını bölmez.

Giyim kuşamımıza özen göstermek, bize verilen görev ve sorumlulukları eksiksiz yerine getirmek gerekir. Kutlama törenlerindeki coşkulu konuşmaları, okunan şiirleri, etkinlikleri saygı ve neşe içinde takip ederiz; çünkü bu tutum tarihe yön veren şahsiyetlere duyduğumuz saygının ta kendisidir.

Gösteri bittiğinde ise sarf edilen çabalar için o güzel insanları alkışlarız. Ancak dikkat! Anma törenlerinde yas durumları konu edildiği için alkış beklenmez; bu törenler derin bir ciddiyetle takip edilir.

Gelelim konferans, sempozyum, panel ve seminer gibi entelektüel etkinliklere... Program başlamadan salondaki yerimizi almak, cep telefonunu sessize almak konuşmacının ve dinleyicilerin dikkat dalgalarını korur.

Soru soracağımız zaman kısa ve anlaşılır olmak, verilen cevapları sessizce ve ilgiyle dinlemek programın planlandığı gibi yürümesini sağlar. Ortama uygun giyinmek ve oturuşumuza dikkat etmek hem konuşmacıya hem katılımcılara duyulan saygının gereğidir. Etkinlik sonunda konuşmacılara sunulacak bir çiçek ya da plaket ise yüzlerde tatlı bir memnuniyet yaratır.

Tiyatro, opera, konser gibi canlı performansların sergilendiği salonlara ise gösteriden en az on dakika önce gidip yerimize oturmalıyız.

Telefonlar daha salona girerken kapatılmalı ya da sessize alınmalı. Yerimize geçerken oturanların, geçişimizi kolaylaştırmak için ayağa kalkıp koltuklarını kapatması ne kadar zarif bir harekettir; bizlerin de onlara teşekkür etmesi adettendir. Gösteri esnasında sohbet etmek, bir şeyler yiyip içmek kesinlikle olmaz.

Eğer geç kaldıysak, sanatçının ve seyircinin büyüsünü bozmamak için kapıda beklemeli, salona giriş için gösterinin ara vermesini beklemeliyiz. Sanatçıları alkışlamak ve performansla ilgili yorum yapmak için de o son perdenin kapanmasını, gösterinin bitmesini beklemek nezakettir .

Aynı hassasiyet sinema salonları için de geçerli; film başlamadan yerimize oturmalı ve yanımızdakiyle sadece alçak sesle konuşmalıyız.

Sağlık kurumlarından aldığımız randevulara tam saatinde gitmek, bir gecikme olacaksa önceden bilgi vermek hem kuruma hem de diğer hastalara saygının gereğidir.

Muayene olan hasta içerideyken, o daha odadan çıkmadan kapıyı zorlayıp içeri girmeye çalışmak hoş değildir. Bu duyarlılık hastanelerin düzenli işlemesini sağlar.

Sadece hastanede değil, evde de hasta ziyaretlerinin bir usulü vardır. Ziyarete eli boş gitmemek güzel bir gelenektir. Hastaya refakat ederken “Geçmiş olsun.”, “Allah şifa versin.”, “Acil şifalar dilerim.” gibi moral veren cümleler kurmak, hasta yakınlarına manevi güç verir.

Ama lütfen, ziyaretlere kalabalık gruplar halinde gitmeyelim ve süreyi asla uzatmayalım; hastanın yorulmaması her şeyden önemlidir. İmkanlar dahilinde maddi ve manevi destek olup, esenlik ve erinç dilekleriyle ziyareti sonlandırmak adabımuaşeretin en zarif örneklerindendir.

AYŞE ŞEN BAYRAKTAR

Kaynak: Adab-ı Muaşeret Ders Kitabı-MEB