ABD Adalet Bakanlığı, 2025–2026 döneminde üç milyonun üzerinde belge, iki binden fazla video ve yüz seksen bin civarında fotoğraf içeren geniş bir Epstein dosyasını kamuoyuyla paylaştı ve kıyamet koptu! Bu, “Epstein Files Transparency Act” (Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası) çerçevesinde gerçekleştirilmiş durumda. Bu devasa belge havuzu, FBI ve federal savcılar tarafından ayrıntılı bir şekilde inceleniyor; şimdilerde yüzlerce avukat inceleme sürecine dahil edilmiş durumda.
Jeffrey Epstein vakası, aslında dar anlamda bir “cinsel istismar” dosyası değil;
küresel sermaye, oligarklar, uluslararası elit ağlar, istihbarat servisleri, ahlaki çürüme ve güç–şantaj mekanizmaları bağlamında ele alındığında, modern kapitalizmin karanlık arka planına, karanlık dehlizlere açılan bir pencere niteliği taşımaktadır.
Bu dosya bizlere şu soruyu dayatmaktadır: Epstein gerçekten yalnız bir suçlu muydu, yoksa sistemin kullandığı bir araç mıydı?
İş hayatına lise mezunu bir öğretmen (!) olarak başlayan Epstein’ın resmî olarak yönettiği fonlar, servetinin kaynağını açıklamaya yetmemektedir. Milyarderlerle (Les Wexner, Leon Black vb.) ilişkileri olağandışı yetki ve erişim düzeyindedir. Finans literatüründe bu durum opak servet (opaque wealth) olarak tanımlanır. Epstein’ın erişim sağladığı çevreler: ABD ve Avrupa siyasi elitleri, Kraliyet ailesi mensupları, silikon Vadisi yatırımcıları, akademi ve medya temsilcileri. Bu çeşitlilik şaşırtıcı olsa da rastlantısal bir sosyalleşme ile açıklanamaz.
Epstein Dosyasında masonik ritüeller ve sembolizm meselesi de çok dikkat çekmektedir. Örneğin, Little Saint James Adası’ndaki yapıların (tapınak benzeri kubbe, semboller) ezoterik çağrışımları kamuoyunda sıkça tartışılmıştır. Ancak bu mekanlarda şimdilik her hangi bir ritüel/ayin yapıldığına dair doğrudan kanıt bulunmamaktadır. Ama burada dikkat çekici olan şey, elit iktidar gruplarında yaygın olan “kapalı cemaat” kültürüdür.
Tartışılan konulardan biri de dosyanın arka planında masonik bir yapılanmanın olup olmadığıdır. Masonluk, tarihsel olarak elit ağlar üretmiştir; fakat Epstein dosyasında: resmî masonik örgütlerle şimdilik doğrudan bağ kanıtlanmış değildir. Ancak: kapalı ağlar, sembolik dil, hiyerarşik sadakat gibi yapılar, oligarşik iktidar biçimleriyle örtüşmektedir.
Oligarklar, İstihbarat Örgütleri, Sermayenin Küreselleşmesi ve Dokunulmazlık
Epstein dosyası bize şunu göstermektedir, ulus-devlet sınırlarını aşan bir sermaye aristokrasisi vardır. Bu sınıf: hukukun üstünde hareket edebilme kapasitesine sahiptir, ekonomik güç ve uluslararası siyasi ilişkiler ağı üzerinden medyayı ve siyaseti etkileyebilme gününe sahiptir ve dolayısıyla ortaya çıkan ve çıkması muhtemel skandalları bastırabilir. Bu durum bize Epstein Dosyası’nın “Too Big To Jail (Hapse Giremeyecek Kadar Büyük)” deyimini güncel ve geçerli kılmaktadır. Epstein’ın; 2008’de olağanüstü hafif bir cezayla kurtulması, savcıların üst düzey baskılara maruz kalması bu kavramı doğrular niteliktedir. Gerçek durumu bize zaman gösterecektir.
Epstein, sermayenin ulusal sınırları aştığı ve denetimsizleştiği bir düzenin "kapı tutucusu" (gatekeeper) görevini görmüştür. Rothschild ailesi ile yaptığı 25 milyon dolarlık risk analizi anlaşması ve Leon Black gibi milyarderlerle olan yönetici ilişkileri, onun küresel elitler arasındaki nakit akışını ve ilişki ağını yönettiğini göstermektedir. Epstein, sadece Batılı değil, Doğu Avrupalı ve Orta Doğulu oligarklarla da temas halindeydi. Bu durum, paranın ve gücün ahlaki veya ulusal bir kimliğe sahip olmadığını, aksine kapalı devre bir ağ üzerinden dünyayı yönettiğini simgelemektedir.

Epstein Dosyası genelde istihbarat örgütlerini özelde İse CIA – MOSSAD İddialarını da gündeme taşımıştır. Epstein’ın yüksek profilli kişilere dair mahrem bilgilere sahip olduğu kesindir. Bu bilgiler klasik bir şantaj arşivi niteliği taşımaktadır. Bazı eski istihbaratçılar ve gazeteciler, Epstein’ın bir (şantaj) ağı yürüttüğünü öne sürmektedir. Ancak CIA veya MOSSAD adına çalıştığını kanıtlayan henüz ele geçen resmî bir belge yok. Yine de, İstihbarat servislerinin tarihsel olarak bu tür ağları kullandığı bilinmektedir. Kamuoyuna yansıdığı kadar elde edilmiş bir kanıt henüz yok fakat ciddiyetle araştırılması gereken bir iddia durumundadır.
Epstein skandalında öne çıkan, reşit olmayan kızların, Lüks mekânların, stratejik kişilerin hedef alınması ve kayıtların gizli olması, uzun vadeli arşivlenmesi güçlü bir istihbarat ağının ipuçlarını veriyor. Epstein’in konutlarına (özellikle Little St. James adası ve New York’taki malikânesine) yerleştirdiği gizli kamera sistemleri, "bal tuzağı" operasyonlarının tipik bir örneğidir.
Amacın, dünya liderlerini, iş adamlarını ve akademisyenleri uygunsuz durumlarda kaydetmek ve şantaj materyali toplamak olduğu ileri sürülmektedir. Bu durum istihbarat literatüründe klasik bal tuzağı (Honey Trap) tanımıyla birebir örtüşmektedir. Epstein'in sıradan bir finansçıdan ziyade bir istihbarat elemanı olduğuna dair iddialar, davanın merkezinde yer almaktadır.
MOSSAD bağlantısı, Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile olan yakın ilişkisi ve Ghislaine Maxwell’in babası olan medya patronu (ve MOSSAD ajanı olduğu iddia edilen) Robert Maxwell ile bağları, Epstein'in İsrail çıkarları için çalıştığı spekülasyonlarını güçlendirmektedir.
CIA ve Batı İstihbaratı ile ilişkileri: Epstein'in eski CIA direktörü William Burns gibi isimlerle görüşmesi ve 2008'deki ilk davasında dönemin savcısı Alexander Acosta'ya "Epstein'in istihbarata ait olduğu ve dokunulmaması gerektiği" yönünde telkinlerde bulunulduğu iddiaları, CIA korumasını gündeme getirmiştir.
Adı ve amacı ne olursa olsun yoksul, korunmasız çocukların küresel elitlerin tüketim nesnesi hâline gelmesi yalnızca bireysel suç değil, ahlaki ve sınıfsal bir çürümenin sonucudur. Jeffrey Epstein dosyasını, yalnızca bir suç vakası değil; sermaye, istihbarat ve küresel güç odaklarının kesiştiği karanlık bir laboratuvar olarak değerlendiriyoruz.

Epstein dosyası şunu açığa çıkarır: Sermaye yoğunlaştıkça: denetim azalır, ahlaki sınırlar silinir, çocuk bedeni bile meta hâline gelebilir. Bu, “meta fetişizmi” kavramının en uç ve karanlık tezahürlerinden biridir. "Meta fetişizmi" kavramı, modern dünyada sadece ekonomik bir analiz değil, aynı zamanda derin bir ahlaki ve ontolojik eleştiridir. Bu kavramın "radikalleşmesi" ise, günümüzde nesnelerin sadece canlanmasını değil, insanların nesneleşerek ahlaki öznelliklerini kaybetmesini ifade eder.
Epstein dosyası sadece bir bireyin suç dosyası olarak ele alınmamalıdır. Epstein dosyası, küresel güç odaklarının insanlık dışı ne tür işler çevirerek insanlığın başına her an çorap örebileceğinin işaretlerini taşır. Bu nedenle bu dosya asla kapanmamalıdır. Epstein dosyası: bireysel bir sapkınlık değil, küresel iktidar ilişkilerinin bir ürünüdür. Eğer bu dosya kapatılırsa: çocuk istismarı devam eder, oligarklar korunur, hukuk kaybeder, demokrasi içi boş bir su kabağına dönüşür, sonuçta insanlık kaybeder!
Ercan EROĞLU | Araştırmacı
Kaynakça:
Black, I., Morris B. İsrail’in Gizli Savaşları, İsrail İstihbaratının Tarihi (2019)
Deachon, R., İsrail Gizli Servisi (199)
Henry A. Crumpton, İstihbarat Sanatı: CIA Gizli Servisi’nde Geçen Bir Ömürden Çıkarılan Dersler (2022)
Kuzu, A., CIA, Dünyanın En Büyük İstihbarat Örgütü (2017)
https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-59118217
https://www.shutterstock.com/tr/editorial/search/jeffrey-epstein?