​Çat pat bildiğim Arapça ile Kur'an-ı Kerim meali yazmak istedim. Bu ilk cümle bile büyük bir iddia gibi görünse de yanlış anlaşılmasını istemem; yaptığım şey sadece Kur'an-ı Kerim'in altına kelimelerin manasını yazmak, böylece Kur'an-ı Kerim ile olan muhabbetimi biraz daha fazla tutmak.

Değil mi ki Rabbimiz bize böyle bir kitap göndermiş, onunla haşır neşir olmak, birlikte vakit geçirmek bir kul olarak insan için en iyisidir diye düşünüyorum. Nisa Suresi'nde ve diğer ayetlerde sosyal konular, ailevi konular; yani nikâh, evlilik ve miras gibi hususlar detaylıca anlatılıyor.

​Bu detaylı anlatım, yeni bir toplum ve yeni bir hukuk sistemi inşa etmek içindir; bunu anlıyoruz. İnsan topluluğunun, atalarından gördüğü ve alışageldiği bazı çirkin ve yanlış şeyleri bile "Onların mirasıdır" deyip devam ettirdiğini görüyoruz, biliriz de zaten. Lakin Kur'an-ı Kerim; yepyeni bir toplum, tertemiz bir nesil yetiştirmek için hak ve hukuka çok dikkat etmiştir.

Bunda şaşıracak bir durum yok, zira kâinatı yaratan Allah'tır, insanı yaratan Allah'tır, insanlar arasındaki münasebetlerin ne boyutta olacağının en doğrusunu bilen Cenab-ı Allah'tır. Hatta yarattığı bu insana verdiği nefsin onu nasıl saptıracağını bilen de Allah'tır. Dolayısıyla melekler gibi irademizi kaldırmamış, bize irade vermiş, özgürlük vermiştir. Biz bu özgürlükle aklımızı kullanıp iyiyi, doğruyu, güzeli yapalım diye peygamberler ve kitaplar göndermiştir.

​Aslında Kur'an-ı Kerim'i her elimize aldığımızda büyük bir haşyetle, korkuyla veya heyecanla titrememiz gerekir. Yani yüce bir kelamla karşı karşıya olmak, Allah'ın sözüne muhatap olmak biz acizler için dünyanın en önemli, en yüksek seviyeli heyecanını yaşatmalı. Düşününce insan, yani Kur'an-ı Kerim'in karşısında insan böyle düşündüğünde bir nebze bu hissiyat dünyasına yaklaşıyor.

​Benim burada vurgulamak istediğim; 80. sayfada kim kiminle evlenir konusunu Cenab-ı Allah bizlere açıklarken, güzel ve temiz kuralları bize vaaz ederken "Eskiden yaptıklarınız hariç" diyerek toplumdaki yanlışları düzeltmesidir. Mesela, bir kadınla evlendiniz, bir araya geldiniz, içli dışlı oldunuz, halvet yaşadınız, ona kantar kantar mal verdiniz; sonra da geçim olmadı, ayrıldınız. "O malları ondan geri istemeyin" diyor. Yani bu, Allah'ın çok kızdığı bir şeydir diyerek mümin kulların adeta kulağını çekiyor.

Şimdiki zamanlarda nafaka konusundaki yaygaraları hepiniz biliyorsunuz. Cenab-ı Allah, erkeğin kadına büyük hürmet etmesini dilemiş, "Ona verdiğiniz malları geri almayın" diyor. Birkaç yerde bu "Eskiden yapa geldiğiniz şeyler hariç (müstesna)" dediği kelimeleri görüyoruz. En sonunda Allah, yanlışlarını düzelten toplumu bağışlayacağını, affedeceğini söylüyor.

​Yine böyle sosyal ve toplumsal konularda, miras hususunda yani bugün sosyal hayatımızda hemen hemen hiç hesaba katmadığımız, gündeme dahi almadığımız Rabbimizin hududu, sınırı, hükmü, kızgınlığı ve tehdidi aslında çok önemlidir. İnanan bir toplumun dikkat edeceği yer burasıdır. Allah razı değilse, Allah'ın sınırları aşılmışsa o iş kârlı da olsa, hoşumuza da gitse terk edilmesi gereken merdut bir şeydir. Cenab-ı Allah inanç yüklü müminlerin kalbine sadece kanun ve yönetmeliklerle hükmetmiyor; kendi rızasını, kendi arzusunu, kendi sınırını ortaya koyuyor ki bunlar yönetmeliklerden, tüzüklerden, kanunlardan daha önemlidir.

​Zira yönetmelikler, tüzükler, kanunlar cansız şeylerdir ve birilerinin bir dönem bir araya gelerek yazdığı kelimelerden ibarettir. Ama Cenab-ı Allah bizi seven, merhamet eden, şefkat eden bir otorite olarak hayatımızın her safhasında olmalıdır.

80. sayfadaki Nisa Suresi'nin 20. ve 23. ayetlerini okumanızı tavsiye ediyorum; nasıl bir düzenleme getirmiş, ne kadar ince bir tertip düzmüş, insan neslinin temiz soyu için neler söylemiş fark etmeniz gerekiyor.

​Konuyu kavradıktan sonra bir de dikkat kesilmesi gereken nokta şurası: Eskiye bağımlı kalmamak, eskide yapılan yanlışlar artık geçmiştir diyor. Bunu da bugün için geçerli bir mantık olarak kullanmamız lazım. Eskiden şöyle eskiden böyle diyerek saplanıp kalmamak gerekir. Yenilik ve temizlik adına bunları da yapmamız gerektiğini hissetmeliyiz diye düşünüyorum.

​Aklımızı ve gönlümüzü ayetikerimelerle buluşturduğumuzda nasıl arındığımızı, nasıl temizlendiğimizi ve nasıl ıslah olacağımızı gayet güzel anlıyoruz. Yapmamız gereken şey Allah'ın hakkını vermek ve kitabın başında bir ders görür gibi, bir konferans veya seminer dinler gibi onunla muhatap olmaktır.

​Kur'an bir şifadır, Kur'an bir rehberdir, Kur'an ahirette şefaatçi olacak bir kitaptır; çünkü söz Rabbimize aittir. Vesselam.

AHMET TAŞTAN