Azerbaycan'da başlayan başörtüsü zulmü, eski bir dizi filmin yeni bölümüdür. Bu filmi daha önce gördük; ülkemizde ve sair Müslüman ülkelerde... Üflenen fikirler her zaman uzak diyarlardan.
Başörtüsü, bu inançsızlara ya da inancı zayıf olanlara nasıl bir zarar verebilir ki durduk yere. İnsanın en temel hakkı olan okuma hakkını elinden nasıl koparırcasına çekip alabilir ki ellerinden?
Bu ancak acizlerin yapacağı bir şeydir. Ki bu vakte kadar Azerbaycan'da böyle bir zulüm kulağımıza gelmedi çünkü biz dost diye diye kulak ardı etmişiz bazı zulümleri.
Bugünlerde başladıysa bu zulüm, oturup düşündüm. Benim zihnimde oluşturduğu kurgu şu şekildedir: Birileri, Azerbaycan'daki değişimlerden rahatsız olabilir. Artık güya kendisine yakışanı yapmasının avantajlı imkânları ayaklarının altına serileceğini belirtmiş olabilir.
Azerbaycan’dan da bunun bedeli olarak başörtüsü zulmünü şart koşmuştur. Çünkü oradaki yönetimi yıpratmanın en kestirme yolu budur. Başörtüsü üzerine baskı uygulamak, sanki fare kapanına peynir koymak gibidir; konu hakkında hassasiyet sahipleri hemen tepki gösterecektir.
Böyle çetrefilli zamanlarda aç kalmayı, mahrum olmayı tercih ederken sabrı kuşanmak ve kendi imkânlarıyla yürümek ancak yiğitlerin, karakterli insanların işidir. Batı'nın ne kadar adi ve şerefsiz olduğunu özellikle halkı Müslüman, ülkelerde bu tür uygulama taleplerinden de anlıyoruz.
Sadece sömürgecilik anlayışı değil, başka halklara imkânlar tanırken yasaklarla halkı rahatsız edecek, halkı milleti devletinden koparacak şartları da öne sürüyor. Bu şartları öne sürme meselesi bence bir fare kapanıdır, demiştim. "Dürüstsen, dediğimizi yaptığına bizi inandırırsan biz de sana şu şu imkânları veririz." havasında konuşuyorlar.
"İki devlet, bir milletiz." anlayışı gereği Azerbaycan'ın yaptığı bu davranış ayıplanacak, kınanacak bir durumdur. Masum çocukların hiçbir suçu yok. İnanmış insanların tarih boyunca zalimler tarafından algılanan tek suçu, inanmış olmalarıdır. Ama bu çağda, kendi milletimiz gibi sevdiğimiz dost ülkedeki bu haksızlık, insan haklarına tahammülsüzlük bizleri çok rahatsız etmiştir.
Şimdi ülkemizde başörtüsü zulmüne itiraz eden basın açıklamaları ile yürüyüşler yapılacaktır. Hem de Azerbaycan aleyhine bunu yapmak belki zordur ama haksızlık kimden gelirse gelsin dik durmayı bilen samimi, şuurlu, inanç sahibi Müslümanlar bunu yapmakla mükelleftir.
Ecelin yaklaştı da cami duvarına mı pislemeye çalışıyorsun?" derler insana. Ama aydınlanmış bir ülkenin böyle işlerle uğraşmaya hiç vakti olmamalı, devlet-millet birlikteliğini asla bozmamalı, milleti huzursuz edecek herhangi bir davranışa girmemeli.
Biz dost Azerbaycan halkına her türlü mücadelesinde yanında olacağımızı haykırıyoruz.
AHMET TAŞTAN