İnegöl’de yoksulluk çoğu zaman rakamlarla konuşulmaz. Asgari ücretle, kira bedeliyle, pazar filesiyle ölçülür belki ama asıl olarak bir dil üzerinden yaşanır. Bu dil; yüksek sesli değildir. İsyan etmez, bağırmaz, talepkâr değildir.
Daha çok şunu söyler: “İdare ediyoruz.” “Şükür, aç değiliz.” “Allah beterinden saklasın.” Bu cümleler masum görünür. Ama yoksulluğun en güçlü yanı tam da buradadır: Kendini itirazsız anlatabilmesinde.
“İdare Ediyoruz”: Bir Geçim Biçimi Değil, Bir Terbiye
İnegöl’de birçok evde benzer konuşmalar döner. Market dönüşü, kira günü yaklaşırken, okul masrafı konuşulurken… “İdare ediyoruz.” Bu cümle, yalnızca maddi durumu anlatmaz. Bir ruh halini, bir kabullenişi, bir sınır bilgisini ifade eder. İdare etmek; fazlasını istememeyi, hakkını talep etmemeyi, zorlanmayı normal saymayı öğretir. Bu yüzden “idare etmek” bireysel bir erdem değil, toplumsal olarak öğretilmiş bir uyum biçimidir.
Şükür Dili: Yoksulluğun Ahlakileştirilmesi
İnegöl’de yoksulluk çoğu zaman ahlaki bir çerçeveye sokulur. “Şükretmek” yoksulluğun panzehiri gibi sunulur. Şükür, insanı ayakta tutabilir; buna itiraz yok. Ama sorun şurada başlar: Şükür, sorgulamanın yerine geçtiğinde... Geçinemediğini söyleyen birine şu cümleler çok tanıdıktır: “Haline şükret.” “Herkes aynı durumda.” “Bugününe bak.” Bu dil, yoksulluğu bir kader, hatta bir imtihan gibi gösterir. Neden yoksul olduğun değil,
yoksulluğa nasıl sabrettiğin önem kazanır. Bu da politik bir sonuç üretir: Sorun sistemden çıkar, bireyin ahlakına taşınır.
Okul Masrafları ve Sessiz Utanç
İnegöl’de yoksulluğun dilinin en çok görüldüğü yerlerden biri okullardır. Ama yüksek sesle değil; utanarak. Servis parası, fotokopi ücreti, kıyafet, etkinlik katkısı, say say bitmez. Bunlar tek tek küçük gibi görünür. Ama birçok aile için ciddi bir yüktür.
Çocuklar durumu hızlı öğrenir. Geziye gidememeyi, katkı payı vermemeyi, sessizce geri durmayı… Yoksulluk burada yalnızca eksiklik değil, utançla birlikte öğretilen bir deneyime dönüşür. Ve bu utanç, çocuğun hayatına çok erken yerleşir.
“Herkes Zor Durumda”: Eşitsizliğin Silinmesi
İnegöl’de sık duyulan bir başka cümle: “Herkes zor durumda.” Bu ifade, ilk bakışta dayanışmacı gibi görünür. Ama çoğu zaman tam tersini yapar. Çünkü “herkes” dendiğinde,
farklar görünmez olur. Aynı kentte bazıları yatırım yaparken, bazıları borçla ayakta durur.
Ama bu fark konuşulmaz, “Genel durum”un arkasına saklanır. Böylece eşitsizlik, normalleşir.
Fabrikada Yoksulluk Konuşulmaz
İnegöl’de yoksulluğun en az konuşulduğu yerlerden biri, ironik biçimde, fabrikalardır. Çünkü işyerinde yoksulluk konuşmak “şikâyet” sayılır. “Şükret, işin var.” “Dışarıda bekleyen çok.” Bu dil, yoksulluğu bireysel bir sorun gibi gösterir. Oysa yoksulluk, burada bireysel değil; yapısaldır. Ama yapı konuşulmaz. Konuşulan, sabırdır.
Mahalle Dili: “Buralar Zaten Böyle”
İnegöl’ün bazı mahalleleri için kullanılan ifadeler tanıdıktır: “Buralar zaten böyle.”
“Bu mahalleden ne bekliyorsun?” Bu cümleler, yoksulluğu mekâna sabitler.
Sanki yoksulluk bir tercihmiş, bir kültürmüş gibi. Oysa mesele insanların kim olduğu değil, neye erişebildiğidir. Ama bu dil, eşitsizliği doğal gösterir ve doğal görünen şeyler değiştirilmez.
Yoksulluğun Dili Neden Bu Kadar Sessiz?
Çünkü sessiz yoksulluk, düzen için daha güvenlidir. Bağırmayan, talep etmeyen, yalnızca “idare eden” yoksulluk… Bu yüzden yoksulluk; isyan diliyle değil, sabır diliyle anlatılır. Ama bu dil, yoksulluğu azaltmaz. Sadece onu görünmez kılar.
Dili Değiştirmek, Hikâyeyi Değiştirmeye Doğru Atılan Adımdır
İnegöl’de yoksulluğu konuşmak, önce onun dilini fark etmekle başlar. “İdare ediyoruz” demek zorunda olmadığımız, “şükür” ile susturulmadığımız, “herkes aynı” denilerek eşitsizliğin silinmediği bir dil… Çünkü kelimeler yalnızca anlatmaz; alıştırır. Ve alıştığımız şeyler, bize kader gibi görünür. Yoksulluğun dili değişmeden, yoksulluğun kendisi değişmez. İnegöl’de mesele yalnızca geçim değil; geçimin nasıl konuşulduğudur ve bu, son derece politiktir.
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır, diyerek yazımızı bitirelim.
Ercan EROĞLU Eğitim Bilimleri Uzmanı, Araştırmacı