“Doktor psikolojiktir dedi.” Bu cümleyi çoğu insan bir muayene odasında duyar. Tahliller temizdir, fiziksel olarak herhangi bir sorun bulunmamıştır. Fakat farklı vücut bölgelerinde ağrı, sindirim sorunları, nörolojik semptomlar, solunum sorunları, uykusuzluk gibi semptomlar yaşamaya devam eder. Çünkü bedenimiz ve zihnimiz sandığımız kadar ayrı değildir.

“Psikolojik” denildiğinde çoğu kişi semptomların gerçek olmadığı yanılgısına kapılır. Oysaki psikoloji kaynaklı belirtiler, hayal ürünü değildir. Hissedilen ağrı, çarpıntı, mide bulantısı gerçektir. Kaynak fiziksel bir bozukluk değil, yoğun stres, bastırılmış duygular ve uzun süreli zihinsel yük olabilir. Psikolojide bu duruma “somatizasyon” adı verilir; yani yaşadığımız duygusal yükün, bedensel bir dile dönüşmesi.

Günlük hayatta bunun birçok örneğini görebiliriz. Önemli bir sınav öncesinde mide ağrısı yaşayan öğrenci, iş yerinde fazla yoğunluk ve stres altında yaşayan bireyin sürekli olarak baş ağrısı çekmesi veya ilişkilerinde sorunlar yaşayıp konuşamayan kişilerin göğsünde hissettiği sıkışma hissi… Bu durumlarda beden, yükü tek başına taşıyamaz ve bahsettiğimiz belirtiler ortaya çıkar.

Özellikle uzun süre bastırılan duygular, ifade edilmeyen öfke, dile getirilemeyen kırgınlık ya da sürekli “iyi görünme” çabası sinir sistemini sürekli alarm halinde tutar. Beden, tehlike varmış gibi çalışmaya başlar. Bu alarm hali bir süre sonra kas gerginliği, mide sorunları, çarpıntı ya da nefes darlığı gibi belirtilerle kendini gösterebilir.

Bu noktada önemli olan, belirtileri küçümsemek ya da “geçer” diyerek görmezden gelmek değildir. Aynı şekilde her fiziksel belirtiyi yalnızca psikolojiye bağlamak da doğru değildir. Öncelikle tıbbi değerlendirme yapılmalı; ancak fiziksel bir neden bulunmadığında, bedenin verdiği mesajı anlamaya çalışmak gerekir.

Çıkış noktası olarak “Son zamanlarda beni zorlayan, farkında olmadığım veya konuşmadığım ne var?” sorusunu sormak faydalı olabilir. Bedenimiz bize karşı değil, bizim için çalışır. Gösterdiği semptomlar bir zayıflık belirtisi değil, bir sinyaldir. Bu sinyalleri fark etmek, kendimizi anlamamızda bize yardımcı olacak en önemli adımdır.

Son olarak, “psikolojik” kelimesini duyduğumuzda incinmek veya kırılmak yerine, bunu bir sinyal ve kendimize dönmenin adımı olarak görebiliriz. Düşüncelerimize ve duygularımıza alan açmak için ortaya çıkan bir davet olabilir. İyileşme, yalnızca bedenimizle değil zihnimizin de dahil olduğu bir süreçtir. İki hafta sonra bu köşede yeniden buluşmak üzere. Hoşça kalın.

Psikolog Şevval ŞEN