Özer Yılmaz yazdı
Yüz yıl önce Cumhuriyetimiz ilan edilmişti. Ne mutlu bize ki atalarımız, topraklarımızın özgürlüğü için canlarını, kanlarını helalinden feda etmişler. Bu feda edişle bağımsızlık halkımızın karakteri olarak tescillenmişti. O günün şartlarını bilmeyen ya da okuyarak bildiğini zanneden bazı aklı evveller Cumhuriyetin kazanımlarını küçümser bir tavırla burun kıvırmaktalar. Atalarımızın binbir güçlükler içinde bağımsızlığımız için verdikleri mücadelenin değeri, İsrail’in Filistin halkı üzerinde uyguladığı zulümleri gördükçe daha iyi anlaşılıyor. İsrail Devletinin, Filistin halkı için yaptığı zulümler ortaya çıktıkça Cumhuriyetimizi kuranları şükranla anmamak mümkün değil. Bu zulümlerin varlığı daha önce bazı aklı evveller keşki Yunan işgalinde kalsaydık keşki Fransız işgalinde kalsaydık diyenler için iyi bir kapak oluyor.
Cumhuriyetin kazanımlarına burun kıvıranların, Cumhuriyetin erdemlerini haksız bir şekilde görmezlikten geldiklerini düşünmekteyim. Bunlara cevap olarak Cumhuriyetin ülkemize ne kazandırdıklarına bakmak yeterli olacaktır.
Cumhuriyet; kadın, erkek, yaşlı, çocuk ayrımı yapmadan hukuk önünde herekse eşit davranmak demek.
Cumhuriyet, dil, din, ırk ayrımı yapmadan her vatandaşa birinci sınıf vatandaş gözüyle bakmak demek.
Cumhuriyet; ilerlemenin ve muasır medeniyet seviyesine çıkmanın bilim ve teknoloji ile olacağını bilmek demek.
Cumhuriyet; her hangi bir zümreyi başka bir zümrenin üzerinde tahakküm kurmasına izin vermemek demek.
Cumhuriyet; ‘Yurtta barış, cihanda barış.’ demek.
Cumhuriyet; kadınların sosyal hayatın bir parçası olduğunu kabul etmek demek.
Cumhuriyetin erdemleriyle ülkemizin bağımsız olarak yaşama şansını yakaladığı apaçık ortada.
Filistin davası, üç beş kuruş için kendisini ve davasını satmış yöneticilerin ve halkın geleceğini ipotek altına almasıyla ilişkili olduğunu belirtmek istiyorum. Bağımsız yaşamanın erdemleri insan kaynağı ile birlikte değerlendirilebilseydi Filistin halkı bugünkü zulmü görmeyebilirdi. Yapılan istatistiki çalışmalara göre dünya üzerinde 1,57 milyar Müslüman, 15, 3 milyon Yahudi yaşıyor. 1, 57 milyar Müslümanın dünya üzerinde ürettiği katma değer ile 15,3 milyon Yahudi’nin ürettiği katma değer arasında kıyaslanamayacak derecede Yahudilerin lehine fark var. Hem bu fark öyle böyle kapanacak gibi de değil. Gerek yazılı basında gerekse sosyal medyada Yahudilerin ürettikleri mallara karşı boykot çağırıları yapılıyor. Bu çağrının çok mantıksal bir yanının olmadığını ifade etmek istiyorum. Öyle ki ülkemizde ticari hayat içinde bulunan mal ve hizmet sektörü incelendiğinde hemen hemen her sektörün ürünlerinin menşei Yahudi kökenli. Yahudiler yememiş, içmemiş, uyumamış hem bilimsel anlamda hem de mal ve hizmet üretim anlamında dünya üzerinde söz sahibi olmayı başarabilmişler. Bütün bu başarılar Filistin halkının yurtlarından, evlerinden, topraklarından edilmelerini gerektirmediği gibi Filistin halkının yok edilmesini gerektiren bir neden de asla olamaz.
1, 57 milyar Müslüman, başını ellerinin arasına alıp bağımsızlık için neler yapabilirimi, bağımsızlık için dünya üzerine ne kadar mal, hizmet ve bilimsel anlamda katkı sağlaya bilirimin çalışmasını yapması gerekiyor. Bağımsızlığını kazanmak ve bağımsızlığını devam ettirmek isteyen toplumlar, gecesini gündüzüne katarak hem bilimsel anlamda hem teknolojik anlamda hem sanayi anlamında hem de mal ve hizmet anlamında üretim yapmak zorunda. Toplumların yapacakları her türlü üretim işi onların daha güçlü olmasını sağlayacaktır. Günümüzde ne yazık ki güçlü olduğunuz zaman her zaman haklı oluyorsunuz.