Haziran ayı, Türkiye’de milyonlarca öğrenci ve aile için yılın en heyecanlı ve en gergin dönemlerinden biridir. LGS, YKS, AYT ve YDS hazırlıkları sürerken sınav kaygısı yalnızca öğrencilerin değil, ailelerin de gündemini belirler.
Hatta belki de bu yüzden sadece bize özgü sayılabilecek “sınav anneleri” ve “sınav babaları” gibi kavramlar ortaya çıkmıştır. Çünkü sınava çoğu zaman sadece çocuklar değil, bütün aile birlikte hazırlanır. Böylece evin tamamı aynı stresin ve kaygının etkisi altına girer.
İşte bu dönemde en büyük görev anne ve babalara düşmektedir.
Öncelikle ebeveynlerin sakin kalması gerekir.
Çocuğumuza sevgimizi başarıya bağlayan mesajlar vermemeliyiz.
“Bu sınavı kazanırsan seni daha çok severiz.”
Ya da;
“Seni seviyoruz çünkü çok başarılısın.”
Bu iki yaklaşım da doğru değildir.
Çocuklarımızın duyması gereken mesaj şudur: “Sen bizim için değerlisin. Başarsan da başarmasan da seni seviyoruz.”
Çünkü çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey, koşulsuz kabul gördüklerini hissetmeleridir.
Kaygı genellikle olumsuz bir duygu olarak değerlendirilir. Oysa hayatımızı sürdürebilmemiz için belirli ölçüde kaygıya ihtiyacımız vardır.
Bir miktar kaygı olmasaydı ne ders çalışırdık, ne işe giderdik ne de sorumluluklarımızı yerine getirirdik.
Sorun kaygının varlığı değil, dozunun yükselmesidir.
Sınav kaygısı; sınav öncesinde öğrenilen bilgilerin sınav sırasında kullanılmasını engelleyen ve başarıyı düşüren yoğun endişe hâlidir.
Bu kaygının temelinde çoğu zaman olumsuz beklentiler yatar:
* Ailenin ve yakın çevrenin yüksek beklentileri,
* Hedeflerin gözde büyütülmesi,
* Başarısız olma korkusu,
* Sınavın kötü geçeceğine dair düşünceler,
* Hata yapma endişesi,
* Başkaları tarafından başarısız görülme korkusu,
* Dikkatini toplayamayacağına inanmak.
Kaygı düzeyi normal olan öğrenciler sınavı kendilerini gösterecekleri bir fırsat olarak görürler.
Kaygı düzeyi yüksek olanlar ise sınavı bir tehdit olarak algılarlar.
Ve çoğu zaman kendi kendilerine şu cümleleri kurarlar:“Başaramayacağım.”
“Sorular çok zor olacak.”
“Kesin hata yapacağım.”
Oysa bu iç konuşmalar kaygıyı azaltmaz; aksine büyütür.
Sınav döneminde anne ve babaların davranışları büyük önem taşır.
Çocuğu için endişelenmek her ebeveynin doğal hakkıdır.
Ancak bu endişenin çocuğa aktarılması, onun yükünü daha da artırabilir.
Bu nedenle ebeveynlerin korkuyla değil, güven duygusuyla hareket etmesi gerekir.
Unutmayalım ki sizin çocuğunuz da başarılı olmak istiyor.
Belki sizden daha fazla…
Onun da hayalleri, hedefleri ve beklentileri var.
Sınavdan önce öğrenciler:
* Uykusunu iyi almalı,
* Aç kalmamalı,
* Son ana kadar ders çalışmamalı,
* Sınav yerine zamanında gitmeli,
* Kendisini rahatlatacak etkinliklere zaman ayırmalıdır.
Sınav sırasında ise:
* Sorular dikkatlice okunmalı,
* Zaman iyi kullanılmalı,
* Takılınan soru geçilip sonra dönülmeli,
* Başkalarının salondan erken çıkması moral bozmamalıdır.
Eğer yoğun kaygı hissediliyorsa birkaç dakika nefese odaklanmak ve herkesin benzer heyecanlar yaşadığını hatırlamak faydalı olacaktır.
Sevgili anne ve babalar;
Yarışın son yüz metrelerine girildiği bu günlerde çocuklarımız zaten yeterince yorulmuş durumdalar.
Şu aşamada onlara yapacağınız en büyük iyilik, sürekli hatırlatmalarda bulunmak yerine yanlarında olduğunuzu hissettirmektir.
Çünkü önemli olan yalnızca sınav sonucu değildir. Önemli olan çocuklarımızın ruh sağlığını, özgüvenini ve yaşam sevincini koruyabilmektir.
Unutmayalım:
Bu onların ne ilk sınavı ne de son sınavı olacak.
Hayatın her dönemi farklı bir sınavla karşımıza çıkıyor.
Önemli olan her sınavdan sonra ayağa kalkabilmek ve yeniden yoluna devam edebilmektir.
Sevgili öğrenciler;
Bu noktaya kadar geldiniz. Emek verdiniz, çalıştınız, mücadele ettiniz.
Şimdi kendinize güvenin ve içinizden şu cümleyi geçirin:
“Çok çalıştım. Başaracağımı biliyorum.”
LGS, YKS ve diğer sınavlara girecek bütün öğrencilerimize başarılar diliyorum.
İyi haftalar, sağlıklı günler dilerim.