İlkokulu köyünde, ortaokulu ise köyüne yedi km uzaklıkta ki Bağlıca’ da okumuştu.
Gazi öksüzdü, annesi Kıymet Hanım ‘Ben seni köyde eşek çobanı olman için büyütmeyeceğim, seni eşek çobanı yapmayacağım, seni okutacağım, takım elbiseli ve kravatlı bir adam olman için elimden gelen her şeyi yapacağım’ diyerek liseyi de okumasını istedi.
Kıymet hanımın isteğinin yerine getirilmesi için yakın civarda Gazi’nin gidebileceği bir lise yoktu. Emirdağ da lise vardı ama Kıymet Hanım Gazi’nin orada okumasını istemiyordu.
Fiziki yapısı cılız ve narindi. Duygusal yönü güçlü davranışları ise oldukça nazikti.
Gazi gençliğe yeni adım adıyordu. Annesine ‘Emirdağ köye yakın orada okusam olmaz mı?’ dediğinde, ‘Olmaz oğlum olmaz onlar kavgacı ve gürültücüler. Ben sana nasıl kıyarım? Seni onların içine sokamam?’ Diyerek Gazi’nin Emirdağ’da okumasına karşı çıkmıştı.
Köye 23 km uzaklıkta ki Çifteler’ de hem okul vardı hem de tanıdıkları. Tanıdıkları vardı ama kimin evine koyacaktı, genç insanı, yakınları kabul ederler miydi?
Bir gün değil beş gün değil tamı tamına en az üç yıl kalacaktı. Kıymet Hanım düşündü taşındı bir tanık vasıtasıyla okula yakın bir evin bir göz odasını kiraladı. Köyden bir iki eşya getirdi, Gazi’yi yerleştirdi.
Kıymet Hanım köyüne dönmeden önce oğluna bazı nasihatler vermeyi ihmal etmedi. ‘Oğlum sen burada yalnız kalacaksın. Okula gidip gelirken başını önüne eğeceksin, ne kendi namusuna ne de başkasının namusuna halel getirmeyeceksin.
Sen sadece derslerini düşüneceksin. Senin birinci vazifen okulu başarıyla bitirmek olmalı. Bizleri mahcup etme.’ Gazi, başı önünde, Kıymet Hanımı göz kulak dinledi.
‘Tamam, anacığım ben seni mahcup etmeyeceğim, okuyacağım.’ Diyerek, söz verdi. Kıymet hanım Gazi’den aldığı söz üzerine köyüne döndü.
Gazi heyecanla sabah erken kalktı okuluna gitti. Okulun ilk gününün akşamüstü evine girmek üzereyken kimsenin göremeyeceği loş bir ortamda koşa koşa yanına bir kız geldi.
‘Dur hele senin adı ne? Kaça gidiyorsun? Nereden geldin? Gibi sorular sorarak Gazi ile iletişime geçmek istedi. Gazi’nin konuşmasına fırsat vermeden sana sarılmak istiyorum’ dedi ve boynuna atladı sarıldı.
Gazi, kızın yaptıkları karşısında şaşkın ördekler gibi ne yapacağını bilemedi. Gazi bir gaflet içine düşmüştü, nasıl böyle bir boşlukta bulunmuştu anlamadı.
Bir zaman sonra kendine geldi ve kıza dönerek ‘Ben sana sarılma ihtiyacı duymuyorum, seninle böyle konuşmak ta istemiyorum diyerek kızın isteklerini reddetti.
Kız, Gazi’ ye yukardan aşağıya küçümser bir tavırla baktı. ‘Seni gidi süt kuzusu ben seni istedim de sen mi beni istemiyorsun?’ Gazi’nin ret cevabını önce kabullenmese de Gazi’nin kararlı duruşu karşısında kız da geri adım attı.
Gazi ile yakın ilişki kurmaktan vazgeçti. Gazi başına gelebilecek ilk belayı sessiz sedasız böylece defetmeyi başarabilmişti. Ya başaramasaydı, anacağına ne diyecekti? (YARIN DEVAM EDECEK)
ÖZER YILMAZ