Kıymetli okurlarım, geçen hafta aile kalemizi konuşmuştuk.

Bugün ise o kalenin en zayıf halkası haline getirilmeye çalışılan, geleceğimizin teminatı gençlerimizi ve onları bekleyen "dijital yozlaşmayı" masaya yatırıyoruz.

Selam olsun hepinize,Elinizdeki telefona, önünüzdeki bilgisayara bir baksanıza...

Artık dünya bir tık uzağımızda ama ne yazık ki ahlaki uçurumlar da bir o kadar yakınımızda.

Artık sık sık bahsettiğimiz o ahlaki yozlaşma, bugün en çok sosyal medya mecralarında, oyun platformlarında ve dijital dünyada hayat buluyor. Gençlerimiz, adeta sessiz bir kuşatmanın altında.

"Normal" Algısı Nasıl Değişiyor?

Hatırlarsanız, ahlaki yozlaşmanın tanımında "yanlış davranışların normal kabul edilmesi" demiştik.

Bugün dijital dünyada; gıybet "magazin" adı altında, alay ve aşağılama "mizah" adı altında, mahremiyetin ihlali ise "içerik üreticiliği" adı altında bize pazarlanıyor.

Gençler, binlerce beğeni uğruna en mahrem değerlerini, ailevi sırlarını ve insani vakarlarını feda edebiliyorlar.

Çünkü o dünyada alkış alan şey dürüstlük değil, maalesef "aykırılık" ve "sınır tanımazlık" oluyor.

Bağımlılık Sadece Maddeyle Olmaz. Daha önce alkol ve madde bağımlılığı gibi sosyal hayatı bitiren unsurlara değinmiştik.

Ancak bugün buna bir de "ekran bağımlılığı" eklendi.

Dünyevileşmenin en modern hali bu: Sadece bu anı yaşamak, sadece görünür olmak ve hesabı, kitabı, ahireti unuturcasına bir tüketim çılgınlığına kapılmak...

Genç dimağlar, "yük yük altın ve gümüş" peşinde koşan modern bir hırsın dijital versiyonuna hapsoluyor.

Bir oyun karakteri için harcanan paralar, bir fenomenin hayatına duyulan aşırı özen, maalesef milli ve manevi değerlerimizin önüne geçiyor.

Fitne ve Fesat Artık Cebimizde. Fitne, fesat ve terör gibi unsurlar da artık dijital kimliklere büründü.

Sahte haberler, siber zorbalık ve toplumu kutuplaştıran o nefret dili, gençlerin zihin dünyasını zehirliyor.

Birbirine düşman edilen, değerlerinden utanan ve amaçsızlığa itilen bir gençlik, ahlaki yozlaşmanın en ağır faturasıdır.

Ne Yapmalı?

Dostlarım, yasaklamak çözüm değil; rehber olmak zorundayız. Gençlerimize "elindekine değil, Allah katındakine güvenmeyi" öğretmeliyiz.

Onlara teknolojiyi sadece tüketen değil, ahlaki sınırlar içinde değer üreten bireyler olmayı aşılamalıyız.

Sabrı, iffeti, sadakati ve vefayı sadece kitaplarda okunan birer kelime olmaktan çıkarıp, kendi dijital ayak izlerimizde onlara göstermeliyiz.

Çünkü unutmayın; ahlaklı bir gençlik, sadece bir ailenin değil, bir milletin en büyük servetidir.

NUR GÜL SENA

Kaynak: Temel Dini Bilgiler (İslam-1) Ders Kitabı- MEB