Değerli okurlarım, bugün mutfağımızdaki ekmekten, cebimizdeki paradan daha hayati bir meseleyi; ruhumuzun ve sosyal hayatımızın temel direği olan "ahlakı" konuşalım istedim.
Şöyle bir çevrenize baksanıza; hepimiz huzurlu, güvenli ve kimsenin kimseye yan gözle bakmadığı bir dünyada yaşamak istiyoruz, değil mi? Ama bazen sanki görünmez bir el, bizi biz yapan o güzel değerleri yavaş yavaş çekip alıyor gibi hissediyoruz.
İşte biz buna "yozlaşmak" diyoruz. Yani özümüzden uzaklaşmak, o tertemiz niteliklerimizi birer birer yitirmek...
Nedir Bu Ahlaki Yozlaşma? Ahlaki yozlaşma dediğimiz şey, sadece kılık kıyafet ya da değişen alışkanlıklar değil dostlarım. Bu, doğrunun yanlışla yer değiştirmesi, kötünün "normal"leşmesi halidir.
İslam’ın bizlere sunduğu ahlaki değerler aslında evrenseldir; zaman geçse de coğrafya değişse de doğruluğun, dürüstlüğün modası geçmez.
Ancak bugün geldiğimiz noktada; merhamet, vefa, cömertlik ve sabır gibi ruhumuzu besleyen değerler ne yazık ki "safça" bulunup hafife alınmaya başlandı. Öte yanda yalan, gıybet, bencillik ve yolsuzluk gibi toplumu içten içe çürüten davranışlar "işini bilmek" adı altında normal karşılanıyor. İşte asıl tehlike burada başlıyor.
Peki, Neden Bu Hale Geldik? Eğri oturalım doğru konuşalım; bu bozulmanın temelinde insanın, Allah’ın kendisini her an gördüğünü unutup bencilce bir hırsa kapılması yatıyor. Cehalet, bir amaçtan yoksun yaşamak ve en önemlisi de dünyevileşme hastalığı bizi bu noktaya getirdi.
Dünyevileşme dediğim, sadece mal mülk sahibi olmak değil; ahireti ve hesabı unutup dünyevi hazları her şeyin önüne koymaktır.
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz; altınların, gümüşlerin, malların ve evlatların insana süslü gösterildiğini ama asıl varılacak yerin O’nun katı olduğunu bizlere hatırlatıyor.
Sevgili Peygamberimiz de (sav) dünyada zahit olmayı, elimizdeki geçici imkanlara değil, yalnızca Allah’a güvenmek olarak tarif ediyor.
Yarın Geç Olmadan...Dostlar, eğer dünya nimetlerine tamah edip mevki ve mal için her şeyi mübah görmeye başlarsak, o toplumda huzurdan eser kalmaz. Müslüman dediğin, huzuru malda mülkte değil, Allah’ın rızasına uygun yaşamada arayan kişidir. Geçici şöhretler ve şehvetler sadece birer imtihandır.
Gelin, bu ahlaki erozyona karşı hep birlikte uyanık olalım. Milli ve manevi değerlerimizi, Kur’an’ın ve sünnetin o eşsiz dürüstlük, kardeşlik ve yardımseverlik ilkelerini yeniden baş tacı edelim. Çünkü toplum dediğimiz yapı, ancak ahlak harcıyla ayakta kalır.
Bugün kendimize şu soruyu soralım: "Ben bugün dürüstlükten mi yanaydım, yoksa kolay olan yanlıştan mı?"
Huzur dolu, ahlaklı yarınlarda buluşmak ümidiyle...
NUR GÜL SENA
Kaynak: Temel Dini Bilgiler (İslam-1) Ders Kitabı- MEB