Tarih boyunca tartışmalı bir konu olarak devam edecek bir meseledir bu. “Bölücü sözler” insanları birbirinden ayrıştıran hatta birbirine düşman kılan sözlerdir.

Ama ben bu yazımı, normal insanlar arasındaki konuşmalar için yazmadım.

Ülkemizin birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğu ve bunun sembollerinden biri olan Cumhurbaşkanımız hakkında söylenmiş sözler üzerinden düşünmeye başladım.

Yetmiş iki çeşit insanla iç içe yaşadığımız bir dünya burası. Rengârenk düşüncelerin, tutum ve davranışların; ayrı saflar oluşturduğu bir zaman dilimi bu.

Bundan belli bir zaman önce şu kıyafete giyenler, şunlardandır. Şu biçimde olanlar, şu kısımdandır gibi yaptığımız “sınıflandırıcı tanımlar” sanırım artık boşa düşmekte.

Çünkü sapla samanın karıştığı bir dönem yaşıyoruz. Belki bu tür sınıflandırmalar da “eskiden” çok iyi değildi ama biz “alışmıştık” şimdi de insanlar kabuk değiştiriyor diye bir tespitte bulunabiliriz Eskiye bağlı kalanlar, bugün olanları yanlış görüyor genelde.

Bugün birbirine yakın olması gereken düşünce sahipleri, belli sebepler yüzünden -korkarım ki kıskançlık da var- karşı karşıya gelmekte, birbirini yaralayıcı/kırıcı bir şekilde eleştirmektedir.

Aralarına “köprü kurulmaz mesafeler” veya “hoşgörüsüz düşmanlıklar” serpiştiriyorlar.

Hani bir güzel söz vardır: “Sevdiğini sınırsız sevme bir gün düşman olabilirsin. Düşmanına sınırsız düşmanlık yapma bir gün dost olabilirsin.” anlamında.

Ölçülü olmak, hak tanımak gerekir. Bir zaman sonra çalacağın kapıyı sert çarpıp çıkmayacaksın, demişler ya...

“Ne ölümüme ne ölümüne...” diye kalın bir çizgi çizmeyeceksin. Günler geçiyor, devirler değişiyor ve insanlar farklılaşabiliyorlar. Canlı olan her şey, hiç bir zaman olduğu yerde durmuyor.

En sağlam fikirlerimizde bile bazı değişimler görülebiliyor.

Yirmi yıl önce aynı fikirdeydim, yirmi yıl sonra da aynı fikirdeyim diyerek kendini geliştirmediğini ilan edenler var aramızda.

Değişkenleri fark etmeyen zihin sahibi olmaktan Allah'a sığınırım.

İnsanın özünü, kimliğini, kişiliğini tanımlayan fikirleri elbette olacaktır. “Dün dündür, bugün bugündür” deyip de fırıldak olanlar, toplumda iyi anılmazlar. Her sene “şampiyon takımı” tutan kaypak taraftarları kim makbul görür. Bazen inandığın ilkeler seni değişik yerlere yönlendirebilir. Hayatını anlamlı kıldığını kabul ettiğin fikirler, seni değiştirebilir.

Sayın cumhurbaşkanının da bir sağlam konumu, bakış açısı, fikirleri, ilkeleri ve siyaset anlayışı muhakkak vardır. “Hizmet siyaseti” ve dik duruşlu oluşu onun en karizmatik yönü. Bu kadar kısa sürede depremde yıkılmış illerin tekrar inşa edilmesi onun iradesiyle ilgilidir. Ulaşımda, sağlıkta, uzay teknolojilerinde, bilişimde, sosyal devlet anlayışında, fukaraya yardımda hep milletini düşünmesi söz konusudur.

Tabii ki herkese, herkesin istediği düzeyde vererek memnun edilecek bir durum söz konusu değildir. Hem bunu kimse yapamaz. Ama imkanlar dairesinde halkın zayıfları lehine karar verdiklerini biliyor ve görüyoruz. Zayıf bırakılmış insanları ezdirecek fikirlerin kendisinden çıkmayacağına gönülden inanıyorum.

AHMET TAŞTAN