Görünürde günümüz çocukları çok şanslı görünüyorlar, çok şanslı oldukları düşünülüyor. Odaları özel mi özel, üst başları temiz mi temiz, elbiseleri marka mı marka, uyumlu mu elbiseleri uyumlu. Doğum günleri 10 numara mı on numara…

Oysa bunlar büyük bir yanılgı…

“Bu devirde en zor olan şey nedir?” diye soracak olursanız, hemen söyleyeyim: Bu devirde en zor olan şey çocuk olmaktır.

Son zamanlarda soruyorum çocuklara: “Anne baban tartışınca ne olacak?” diye düşünüyorsun, endişeleniyorsun, kaygılanıyorsun ve korkuyorsun…

Çocukların büyük çoğunluğu: “Anne babam boşanırlar” diye kaygılanıyorum, endişeleniyorum ve korkuyorum.

Düşünsenize, günümüz çocukların büyük çoğunluğu bu kaygı, bu endişe ve bu korku ile okula gidip geliyorlar. Ve her gece bu duygu düşüncelerle yataklarına giriyorlar.

Gözleri nasıl uyku tutsun? Maalesef gözleri uyku tutsa da kâbus görüyorlar.

Sadece kâbus görmüyorlar, kimi tırnağını yemeye başlıyor, kimi saçını-kaşını koparmaya başlıyor, kimi de altına kaçırıyor.

Dünyada en sevdiği iki insanın her gece ayrılacağını, boşanacağını düşünmek, bir çocuk acısından çok zor bir belirsizliktir.

En basitinde annem babam boşanırsa, “Bana ne olacak” düşüncesi bile çocukların kafasının kemirmesine, uykularının kaçmasına yetiyor.

Çocukların yanında tartışıyorsanız, bari barışmayı da çocukların yanında yapın da çocuklar; “Anne babama ne olacak?” diye endişelenmesinler.

Geniş aileden çekirdek aileye, çekirdek aileden parçalanmış ailelere döndük… Gelinen noktada sadece ailenin ismi kaldı. Evli olmakla aile olmak arasındaki farkı, önemi bilmeyince huzur ve mutluluk evden çıkıp gitti. Durum böyle olunca boşanma kelimesi sık sık kullanılır oldu.

Boşanma kelimesi evlerde kapı koluna dönüşmüş. En ufak bir durumda sorunları konuşup çözmek yerine; “Ben seni boşayacağım” tehditleri yapılıyor çocukların gözleri önünde. Boşanma kelimesi yerli yersiz sürekli evlerde her fırsatta kullanılınca önemini yitirmiş durumda.

Bazı eşler, kendilerince eşlerini bu kelime ile dize getireceklerini veya yaşadıkları sorunu bu kelimeye başvurarak çözebileceklerini sanıyorlar. Sonra önemini yitiren bu kelime günün sonunda şöyle karşılık buluyor: Boşayacaksan boşa… İşte tam da burada bütün sihir bozuluyor.

Bu sihir bozulunca eşler kendilerini ansızın mahkeme salonlarında buluyorlar.

Bilirsiniz, bu toplumda her çocuğa soruluyor maalesef, size de sorulmuştur. Anneni mi çok seviyorsun, yoksa babanı mı? Bu soru bile çocukları terletiyorsa mahkeme salonlarında artık sıkça maalesef şu lanetli soru çokça sorulur oldu: Annende mi kalmak istiyorsun, yoksa babanda mı?

Bunun ne denli zor olduğunu varın siz düşünün… Çocuğu bir tercihe zorlamak veya bir tercihi çocuğa dayatmak nasıl da dramatik bir durum… Gözyaşlarını yutan çocuklar mı dersiniz, hıçkıra hıçkıra ağlayan çocuklar mı dersiniz… Çünkü bu zorunlu tercih hali, bir gözünden veya bir kolundan vazgeç demek gibidir.

Bu sorunlara, dert ve kederlere maruz kalan çocuklar, bir çanta ile değil, iki çanta ile okula gidip geliyorlar. Acı olan da kimse bu ağır olan ikinci çantayı görmüyor bile. Sırtında ve kafasında bu yüklerle okula gittikleri için derse odaklanamıyorlar, dikkat eksikliği yaşamaya başlıyorlar. Sınıfta dalıp dalıp gidiyorlar…

Bir de kendi dertlerinin denizinde boğulmaları yetmiyormuş gibi bunu fırsat bilip onlara akran zorbalığı uygulayan öğrenciler de olabiliyor.

Sonrasında ders başarıları düşüyor. Öğretmenler de bu durumlardan bihaber(!) oldukları için ebeveynleri okula çağırıp; “Çocuğunuz dikkat eksikliği yaşıyor” diyerek psikiyatriye yönlendirebiliyor.

Daha sonra soru şu oluyor. Daha doğrusu sorun şu oluyor: “Hocam çocuğumuza doktorun verdiği ilacı verelim mi, vermeyelim mi?”

Çocuğun yaşadığı sorunları görmeden, hangi duygu ve düşüncelerle yatağına girdiğini ve okula hangi sorunlarla gidip geldiğini bilmeden ilacı salt çözüm olarak düşünmek böylesi çocuklar için tek kelime ile talihsizliktir.

Sevgili öğretmenler, bazı öğrenciler iki çanta ile okula geliyorlar. Kiminin ikinci çantasında anne babasının kavgası, kiminin anne babasının boşanmış olması, kiminin kardeş kıskançlığı, kiminin de çantasında akran zorbalığı ve daha fazlası var.

Evet, bu devirde en zor olan şey çocuk olmaktır. Zira ya babadan, ya anneden mahrum kalmaktır bu devirde çocuk olmak… Her gece anne babasına; “Acaba ne olacak?” diye dert etmektir çocuk olmak… Bu endişe, bu kaygı ile yatağa girmektir. Dahası bu ağır yükle uyanıp kimsenin ikincisini görmediği çanta ile her sabah okula gidip gelmektir çocuk olmak...

Mehmet Şah Marhan
Aile Danışmanı
Eğitimci Yazar