Recep Akakuş yazdı
Aksu, İnegöl ile Bursa arasında yer alan bir yerleşim alanıdır. Bazen köy, bazen da nahiye statüsünde değerlendirilmiştir. 1970’li yıllara kadar İnegöl-Bursa yolu, buradan geçmekte idi. Arazisi çok engebeli ve derin vâdiler tarafından parçalanmıştır. Uludağ’ın kuzeydoğu etekleri, yörenin tamamını kaplar. Akarsu ve bitki örtüsü bakımından zengindir. Her tür meyve ve sebze yetiştirilir. Halkın geçim kaynağı -genelde- tarım ve ziraattır. Ancak; çilek ekimi, önemli bir uğraşıdır.
Aksu, tarihî bir hüviyete sahiptir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde belirtildiği üzere yönetim açısından burası, İnegöl sınırları içinde yer almakta ve Seyahatname’nin 8 inci cildinin 498 inci sayfasında Aksu, şöyle tanımlanmaktadır: “Aksu Kasabası, Bursa nahiyesidir. Keşiş Dağı eteğinde bağlı-bahçeli ve evli İnegöl subaşılığı’dır. Üç mihrap/mescidi ve bir Camii vardır.Aksu Nehri, Keşiş Dağı’ndan çıkıp Nilüfer Nehri’ne karışır. Buradan yine doğuya yönelerek eskiden beri Bel dedikleri harami barınaklarını geçip dört saat yol gittik.
Görüldüğü üzere Evliya Çelebi,1671 yılında hac için seyahate çıktığında Bursa üzerinden Kütahya’ya doğru yol aldığı esnada bu tesbitini yapmıştır ki o yıllarda İnegöl ilçe sınırları, Bursa-Aksu Nahiyesi’ni de içine almış durumdadır.Hüdavendigâr Livası Tahrir Defterleri adlı kaynak eserde ise Aksu nahiyesi, İnegöl’e bağlı gösterilmektedir.
Osmanlı hâkimiyet devri başladığı andan itibaren İnegöl yöresinde yer alan iki Aksu-Köyü, dikkatleri üzerine çekmiştir. Bunlardan birincisi, hâlen, Bilecik-Bozhöyük İlçesi’ne bağlı Tekke-Aksu Köyü’dür.
Diğeri ise Bursa-Kestel İlçesi’ne bağlı Aksu Köyü dür. TekkeAksu Köyü, İnegöl Ovası’nı İç Anadolu ve Eskişehir yöresine bağlayan Mezit-Tekkedere vâdisi’nin doğu ucunda yer almaktadır.
Muhtemelen burası, Şeyh Edebâlî’nin tesis eylediği ve Osman Gâzîyi misafir ettiği tekke-zaviyeye giden yol üzerindedir. Hatırlanacağı üzere; tarihî kaynaklar, Şeyh Edebâlî’ye ait tekke’nin bulunduğu bu yöreyi, İt-Burnu olarak isimlendirmektedir. Selçuklu Başkenti Konya ile Bizans’ın, Anadolu-Başkenti İznik Şehri arasında en kısa mesafeyi oluşturan Posta Yolu bu derin vâdiden geçmektedir.
Bursa-Aksu’ya gelince, burası da İnegöl Ovas’ını -batı cihetinden- Bursa Ovası’na, bir diğer ifade ile Osmanlı Başkentine bağlayan Ulucaklar Derbendi’nin yer aldığı stratejik bir yöredir. Kadimi Beli diye de isimlendirilen ve soyguncuların sık sık yol kestikleri bu tehlikeli geçit, güvenlik açısından son derece önemli bir derbenttir.
Yukarda Evliya Çelebi-Seyahatnâmesi’nden aktardığımız metinlerde görüldüğü üzere; bu geçitlere: Ulucak Beli de denmiştir. İşte bu hassas yöreye Aksu kasabası kurulmuş ve devlet desteği ile önce Çiçek Dede daha sonraki yıllarda ise Samid Dede tarafından ihya edilerek kasaba halkı, çoğaltılmıştır. Evliya Çelebi’nin tespitine göre kasabada 3 mescid ve bir Cuma Camii, 10 dükkân ve bir kervansaray bulunmaktadır. Halkı, tekâlif-i divaniye adı verilen devlet vergilerinden muaftır.
Hüdavendigâr Livası Tahrir Defterleri adlı kaynak eserde görüldüğü üzere; daha sonraki yıllarda Aksu Kasabası ve yakın çevresinde yer alan Pekmez Alanı ve de Yaya Viranı ismiyle anılan diğer yerler de dâhil edilerek Şeyh Muslihüddîn Efendi’ye dirlik olarak tahsis edilmiş ve yörede-bu yolla-derbentçilik hizmetlerinin görülmesi sağlanmıştır.
Şeyh Muslihüddîn Efendi’den sonra da aynı hizmetin, Rumeli Kazaskeri olan oğlu Mevlana Şemseddin Efendi tarafından devam ettirildiği izlenmektedir. Günümüzde bu iki Aksu Köyü, İnegöl İlçe sınırları dışında kalmış olsa da tarihî süreç içinde İnegöl’ün, sosyal ve ekonomik hayatında derin izler bırakmışlardır.