Acısı ve tatlısıyla,
hüznü ve sevinciyle
miladî bir yılı daha geride bırakıyoruz.

Ömür sermayemizden bir yılı daha tükettik.

Günler ayları, aylar yılları kovalıyor.
Zaman süratle akıp gidiyor.

Ömür sermayemiz, sayılı nefeslerimiz hızla tükeniyor.
Tıpkı avucumuzda tuttuğumuz bir buz kalıbı gibi.

Aslında geride bıraktığımız sadece bir "yıl" değil; bir daha asla geri gelmeyecek olan binlerce nefes, binlerce fırsat ve telafisi mümkün olmayan anlar...

Kaçınılmaz son olan ölüme bir yıl daha yaklaştık.

Hayatımızın her anı,
her günü, her senesi;
ömür defterimizden bir sayfadır.

Bizler, bu sayfaları;
sevaplar veya günahlar, iyilikler veya kötülükler, doğrular veya yanlışlarla doldurmaktayız.

Gün gelecek kendi elimizle doldurduğumuz
defterimiz önümüze konulacak.

O gün bütün nimetlerden mutlaka hesaba çekileceğiz.

Son fırsat!!!
Bu satırları okuyorsan,
Demek ki hala yaşıyorsun.
Defter henüz kapanmadı.
İyilik yapmak için, hala son fırsatımız var demektir.

Yarın, kendi ellerimizle doldurduğumuz o defter önümüze konulduğunda; "Keşke..." demenin hiçbir faydası olmayacak.

O gün, bize bahşedilen her bir nimetin, her bir saniyenin ve her bir nefesin hesabı sorulacak.

Herkes yarın için ne
hazırladığına baksın.

Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için hazırlık yapandır.

Selam ve dua ile...