Suikastlar dünya siyasi tarihinde önemlidir zira, siyasi cinayetler belli bir siyasi hedefi gerçekleştirmek için yapılır.

Bir veya birkaç kişinin öldürülür, onların yerlerine, bulundukları makamlara birisi getirilir ve suikast unutulup gider sanmayalım. Siyasi suikastler; ülkeleri, bölgeleri ve hatta dünya genelini ilgilendiren sonuçlar elde etmek, domino etkisiyle olaylari tetiklemek için yapılır suikastler.

1.Dünya Savaşını başlatan olay siyasi bir suikastti. Bir Sırp milliyetçisi, Avusturya - Macaristan veliahdını öldürüyor, ardından A.Macaristan Sirbistan'a savaş ilan ediyor, devreye Rusya ve ardından İngiltere, Fransa ve Almanya giriyor, böylece dört yıl sürecek bir düny savaşı başlıyordu. Elbette ki pek çok siyasi, ekonomik sebepler vardı ve bu sebeplerle 'güç odakları' savaşı planlamıştı fakat, o suikast ile savaşın fitili  ateşlenmiş oldu.

Suikastı yapan kişi önemli değildi, önemli olan o işi planlayanlardı. Suikastçi Prinçip denilen o kişi sadece bir piyondu. Amaç o suikastle savaşı patlatmak, 'böl - parçala - yut' taktiği doğrultusunda Osmanlı gibi imparatorlukları parçalamak, dünya düzenini istedikleri gibi şekillendirebilmekti.

Değişik şekillerde, dünyanın pek çok ülkesinde bu tip siyasi suikastler işlenmiştir. Suikastlerin bazıları doğrudan vurarak öldürmek, bombalı saldırıyla öldürmek şeklindedir. Bazen ise suikastler 'kaza' süslü olmaktadır. Bu suikastleri planlayan güçlerin ortaya çıkarak 'biz yaptırdık' diyecek hali yok. Dolayısıyla kaza süsü verilen suikastleri yüzde yüz ispatlamak diye bir şey söz konusu değildir. Ancak, işin içine girip; dünyanın veya belli önemli bölge ve ülkelerin gidişatına, 'kaza' ile öldüğü iddia edilen kişinin dünya güç dengeleri içinde hangi tarafa (kureselci - ulasalcı) yakın olduğuna, kaza denen olaydaki soru isaretlerine bakarak bize 'kaza' denen olayların aslında s kaza olup olmadığı sonucuna ulaşabiliriz. Mesela...

19 Mayıs 2024 tarihinde İran Cumhurbaşkanı Reisi'yi ve Dışişleri bakanını taşıyan helikopter, Azerbaycan'dan İran'a dönerken düştü. İran makamları ilk andan itibaren ve birkaç gün önceki ön raporda olayın kaza olduğunu ısrarla söylüyorlar. Kaza da olabilir tabii ki. Fakat geçmişte 'kaza' denilip sonradan suikast olduğu ortaya çıkan olaylara bakarsak, dünyada şu anda yaşanan büyük güç savaşlarına bakarsak, Reisi'nin izlediği özellikle son dönemdeki politikalara bakarsak, bu bölgenin en az 30 yıldır dizayn edilmeye çalışıldığına bakarsak, bu bölgede batılı ülke istihbaratlarının pek çok suikast yapmasını göz önüne alırsak, İsrail'in neredeyse yedi aydır süren Gazze soykırımına ve 'büyük İsrail' kurma hedefi için gözünü kararttığını göz önüne alırsak, ABD'nin bölgeyi başka güçlerle paylaşmamak için teröristlerle kol kol girdiğini hesaba katarsak, Reisi'nin bir suikaste kurban gitmesinin çok olası olduğu ortaya çıkıyor.

1.Dünya Savaşı öncesi şartları andıran günümüz şartlarında,  böyle siyasi cinayetlerle sonuç almak isteyenler mutlaka olacaktır,  3.Dünya Savaşı için çabalayanlar bu tip suikastleri, muhtemeldir ki devam ettireceklerdir. Dünyadaki güç savaşlarında taraflar gözünü karartmış durumdalar, her yolu denedikleri gibi suikastleri de amaçları doğrultusunda yapıyorlar ve durum onu gösteriyor ki yapmaya da devam edecekler.

Reisi'nin kaza(!) yapan helikopterinin enkazına, düşmesinden 15 saat sonra ulaşılması bile, başka pek çok soruyla beraber suikast ihtimalini güçlendiriyor. 2009'da helikopteri düşürülen ve şehit edilen Muhsin YAZICIOĞLU olayını hepiniz hatırlarsınız. Kaza denilmisti fakat sonraki inceleme ve araştırmalar göstermişti ki; devletin içindeki fetöcüler, hizmet ettikleri ülkelerin istihbarat servisleriyle işbirliği yapmış, helikopter düşürülmüş, enkazın bulunması bilerek önlenmiş, olay yerinden telefonla arama yapan rahmetli gazeteci İsmail GUNEŞ'in dakikalarca konuşmasına rağmen enkazın yeri bulunamamış(!), arama ekipleri fetöcü valiler, fetöcü istihbaratçılar, fetöcü emniyetçiler tarafından yanlış yere yönlendirilmişler, enkazın bulunduğu yerin tam tersinde ve 110 km. uzağında oyalanmışlardı. Sonra öğrendik ki,  arama ekipleri ters tarafa yollanırken, fetöcü asker kılıklilar enkaz alanına gitmişler,  Yazıcıoğlu'nun ölmesinden emin olmuşlar ve helikopterin cihazlarını  söküp gitmişler...

Dünya çok sancılı bir süreçten geçiyor, herkes her kozunu oynuyor, suikast dahil her yola başvuruyor. Bu gidişle daha çok olaylar yaşanacak. Ülkemizin bekası için hep teyakkuzda olmalı, hep uyanık olmalı, küresel çetenin ülkemize karşı yapacağı yeni hamlelere karşı hazırlıklı olmalıyız.

Yakın tarihte yapılan İranlı generallere veya Slovakya başbakanına geçen hafta yapılan suikastlerle birlikte,  geçen yıl ülkemizde işlenen Sinan Ateş cinayetine de bakarak, bizim ülkemizde de boş durmadıklarını aklımızdan çıkarmamalıyız.

MEHMET ARİF SELİM