Devlet, devrimler ile gelişir ve oluşur. Tarım devrimi ile başlayan devlet olgusu, her yeniliği kendi lehine çevirerek acımasızca kullanır. Protestan, Fransız ve Ekim devriminde de aynı sonuçlar izlenebilmektedir. Her devrimin sosyal, ekonomik ve siyasi sonuçları öncelikle devletlerin lehine döner. Sanayi devrimi de bunun bir örneğidir ki bu gelişiminin temelinde sömürge, böylelikle tahakküm, yarışı bulunmaktadır. Biz tam olarak kavrayamasak bile internetin ARPANET denemesi ile 1950’lerde ilk taşlarının atılmasıyla yeni bir çağın içerisine girdik: İnternet Çağı. İnternetin 1900’lu yıllar ile de yaygınlaşmasıyla zalim devletler bu teknolojiyi kendi tahakkümünü güçlendirmek, muhalif sesleri kısmak yahut dezenformasyon için kullanmıştır.

Fakat bugün bulut depolama sistemleriyle beraber devletlerin eline geçen teknoloji daha korkunç bir hal almaktadır. Aslında Uluslararası Hukukun gelişmesiyle birlikte bilgilerimiz doğrudan devletlerin eline geçmemektedir fakat elimizdeki telefonlar ve bilgisayarlar vasıtasıyla bütün bilgilerimiz Google ve Amazon gibi büyük sağlayıcılar tarafından arşivlenmektedir. Bu kurumların elinde olan güç: Konumunuzu, sevdiklerinizi, sevmediklerinizi, hareketlerinizi, beğendiklerinizi ve tepki gösterdiğiniz her şeyi bilmeleridir. Dahası artık yapay zekânın da gelişimiyle beraber yapay zekâların bir savaş anında taraflara üstünlük sağlayabileceği artık kabul edilmiş bir yargıdır.

Project Nimbus, bütün bu korkunç distopyanın bizzat tezahürüdür. İsrail Hükümeti ve İsrail Maliye Bakanlığının, Google Bulut Sistemi ile Amazon Web Servisi arasında gerçekleşeceği resmi makamlarca onaylanmış bir projedir. Bu projeyle birlikte Google ve Amazon, bulut servislerini İsrail Ordusuna açacak, böylelikle Filistinliler daha çabuk ve rahatlıkla gözlemlenecek, insani hakları ellerinden daha korkunç bir biçimde ele alınacaktır. Bu durumda, Filistinlilerin verilerini yani bilgilerini toplamak-genişletmek için İsrail’in eline daha güçlü bir koz geçmiştir bulunmaktadır.

Bunlar bir yana artık yapay zekânın geldiği-geleceği yer hakkında 2000’lerden beri konuşulmaktadır. Project Nimbus, Terminatör Filmlerinden bile daha korkunç bir yapay zekâ geleceği bırakır bize. Amazon ve Google, öğrenerek kendini geliştiren yapay zekâlarını (AI ve ML) İsrail’in hizmetine sunacak; böylelikle İsrail sistematik tahakkümü geliştirmek için yapay zekâya da başvurabilecektir.

Şu anda bu durumun sadece Filistin’in aleyhine olduğu düşünülebilir fakat Google ve Amazon sadece Filistinlilerin verilerini vermedi, hepimizin verilerini kullanımlarına sundu. Yani artık bu çağda eziyetin sistematikleşmesi sadece kurşunlarla ve bombalarla değil teknolojiyle-yapay zekâyla da olacaktır. Her adımımızdan ve bilgilerimizden haberi olan küresel bir gücün distopyası altında yaşayacağımızı söylemek için geç bile kalmış olabiliriz. Bu durumda bilgiyi ve mahremiyeti korumak çok daha zor bir hale gelmektedir.

Peki, asıl fotoğrafı görmek için çabalarsak bizi burada Burjuvazi-Devlet ilişkisi karşılar. Amazon’u ve Google’ı kuran ne İsrail’di ne de başka bir devletti. Bu iki oluşum bizzat müteşebbis insanların kurduğu ve geliştirdiği iki kurumdu fakat bugün devletlerin eline korkunç bir gücü sunuyorlar. Aslında bu beklenmedik bir gelişme değil hatta bize bir şeyi daha açık sunuyor: Devletler, özel sektörün gelişmelerine ve verilerine muhtaç bir konumda. Bu durumda, burjuvadan bunu beklemek ne kadar doğru bilinemez, burjuvaya düşen bir sorumluluk ortaya çıkıyor: Hürriyeti müdafaa etmek.

Şirketlerin bunu yapması için sebep yok gibi görünse de aslında var, bu da bir gün devletlerin gelip her şeylerine çökebilecek güce sahip olmasıdır. Devletler artık bir noktada ne kadar burjuvanın gelişimine muhtaç olsa bile gücün sahibi her daim devlettir. Günümüz burjuvası bu gerçeği unutmaktadır yahut pek çoğu devletle iç içe geçtiği için bunun farkında değildir.

Tarih bize göstermiştir ki, karışıklık ve kaos durumlarında öncelikle devlet öncelikle zenginin malına el koyar ardından fakiri o zenginin malıyla silahlandırarak cepheye yollar. Bu, her çağda böyle olmuştur. Osmanlı bile borçlarını ödemek için bazen zenginlerin mallarını müsadere ediyordu. Burjuva, devlete bel bağladıkça yaptıklarına bin pişman olmuştur. Bu yüzden en sağlıklı burjuva, devlet ile halk arasında köprü olabilecek ve devletleşmeyen-güce tapınmayan burjuvadır, bunun olabilirliği ise farklı bir denemenin konusu olabilir.

Bilgilerimiz ve verilerimiz an itibariyle soykırım için kullanılmanın eşiğindedir. Artık 3. Dünya ülkelerinde bile darbeler tankla ve tüfekle yapılmıyorsa; İsrail’de soykırımı genişletmenin farklı yollarını aramaktadır. Teknoloji de bunun en önemli yapı taşıdır. İsterseniz milyonlar meydanlarda “Kahrolsun İsrail!” diye bağırsın, bayraklar yaksın, kolları güçsüz düşene dek kadar yumruğunu kaldırsın, cebinizdeki telefonlarda, evinizdeki televizyonlarda tahakkümünün bizzat kendisi gezdiği müddetçe kimse kahrolmayacak siz de sadece günah çıkaracaksınız.

Amerika’da çokça Google Mühendisi, Soykırım için düzenlenen bu teknolojiyi reddederek bireysel aktivizmde bulunuyor ve işlerinden atılıyorlar. Biz, onlar kadar cesur olamasak da buradan: #NoTechForApartheid diyoruz.

ALİ KURNAZ- HALİL İNALCIK SOSYAL BİLİMLER LİSESİ ÖĞRENCİSİ