Bugün herkes gençlikten şikâyet ediyor.
Gençlik bozuldu…
Gençler saygısız…
Gençler ahlaksız…
Gençler sorumsuz…
Gençler terbiyesiz…
Gençler de gençler…

Bu gençleri kim yetiştirdi?
Gökten mi indiler?
Kendiliğinden mi büyüdüler?
Değerlerini, alışkanlıklarını, kendileri mi oluşturdular?

Çocuklarımızı biz yetiştirdik.
Onlara bu dünyayı biz bıraktık.
Doğruyu da yanlışı da, iyiyi de kötüyü de bizim oluşturduğumuz toplumda öğrendiler.

Şimdi çıkıp gençliği suçluyoruz.
Kendi sorumluluğumuzu görmezden geliyor, faturayı çocuklarımıza kesiyoruz.

Çocuklarımızı yetiştirirken neye öncelik verdik?
Okusunlar istedik.
Diploma alsınlar, iyi bir üniversite kazansınlar….

Doktor, mühendis, avukat… olsunlar istedik.

Hep unvan sahibi olmalarını istedik.

Oğlumuzun, kızımızın başarısıyla övünmek istedik.

Diploma, meslek, kariyer, unvan, makam, para, başarı, ekonomik özgürlük,
Yüksek maaş, rahat bir gelecek…

Çocuklarımızın iyi insan olmasından daha ziyade iyi bir meslek sahibi olması gerektiğini istedik.

İmanlı, ahlaklı, edepli, dürüst, merhametli, vicdanlı, adaletli, hak ve hukuk gözeten, helali haramı bilen, karakterli, mütevazı, yardımsever, değerlerine bağlı ve insanlığa faydalı bir insan olmasın hep ikinci plana ittik.

Hele Kız çocuklarımız için söylenen;
“Kimsenin eline bakma.
Kendi ayaklarının üzerinde dur.
Mesleğin olsun.
Kimseye muhtaç olma!”… Dedik.

Kızımıza iyi bir insan, iyi bir eş, iyi bir anne olmanın önemini aşılamadık.

İnsanın değerini; kazandığı para, taşıdığı unvan, sahip olduğu imkânları ölçü yaptık.

Okullarımızda diplomalı insanlar yetiştiriyoruz.

Ahlaklı ve vicdanlı insanlar yetiştiremedik.

Eğitim sistemi yalnızca sınav sonuçlarıyla, başarı sıralamalarıyla ve kazanılan bölümlerle değerlendiriliyor.

Eğitimin amacı yalnızca meslek sahibi yapmak değil, insan yetiştirmek olduğunu unuttuk.

Başarılı bir öğrenci yetiştirmek kadar dürüst bir insan yetiştirmeyi de hedeflemek zorundayız.

Camilerimiz ve Kur’an kurslarımız var.
Gençlere ahlakı, edebi, hayâyı, merhameti, kul hakkını anlatamadık.

Gençler bizden neyi gördü?
Adaletsizliği, yalanı, ahlaksızlığı, ikiyüzlülüğü, çıkarcılığı, haksızlığı, liyakatsizliği, merhametsizliği, saygısızlığı, kul hakkını ve haksız kazancı gördüler.

Çocuklarımıza sözlerimizle doğruyu anlattık.
Davranışlarımızla da yanlışları öğrettik.

Şimdi de kendi öğrettiklerimizden şikâyet ediyoruz!

Gençlere iyi örnek olamadık.

Büyüklerin söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutmuyorsa gençlerden tutarlılık bekleme hakkımız yok.

Biz onlara neyi değerli gösterdiysek, onlar da değerli olanın peşinden koşuyor.

Elbette her genci aynı kefeye koyamayız.
Ahlaklı, merhametli, sorumluluk sahibi, inançlı ve duyarlı nice gencimiz var.
Onların hakkını teslim etmek gerekir.

Çocuklar yalnızca söylediklerimizi dinlemez.
Yaşadıklarımızı da öğrenir.

Gençler bizim sözlerimizden çok, hayatımızdan ders alıyor.
Artık gençleri suçlayarak kendimizi temize çıkarma kolaycılığından vazgeçelim.

Mesele gençlerin nereye gittiği değil.
Bizim onları nereye götürdüğümüzdür.

“Kim bir hayra öncülük ederse, o hayrı yapan gibidir.

Kim de bir şerre öncülük ederse, o şerri yapan gibidir.
(Hz. Muhammed S.A.V)

Karanlığa küfür edeceğimize kalkıp bir mum yakmalıyız.

Selam ve dua ile….