Çok kazananlar asgari ücretliye “Şükredin, sabredin” diyor.
Asgari ücretle geçinmeye çalışanlar ise servet sahiplerine ve siyasetçilere toz kondurmuyor.
Bir tarafta servetine servet katanlar…
Diğer tarafta ay sonunu getirebilmek için hesap üstüne hesap yapanlar…
Birileri kısa sürede büyük servet edinirken….
Bir başkası yıllarca çalışmasına rağmen temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor.
Sonra da çıkıp yoksula sabır ve şükür dersi veriyorlar.
Peki, şükretmesi gereken neden hep az kazanan?
Çok kazanan neden hesap vermiyor?
Elbette şükür bir erdemdir.
Ancak şükretmek, hakkından vazgeçmek değildir.
İnançlı olmak, haksızlığa susmak, kanaatkâr olmak yoksulluğa razı gelmek anlamına gelmez.
Asıl düşündürücü olan;
Geçim sıkıntısı çeken insanların kendi haklarını savunmak yerine kendilerini bu koşullara mahkûm eden düzenin savunuculuğunu yapmasıdır.
Geçinemeyenler, ücretlerin yetersizliğini dile getirenlere tepki gösteriyor.
Daha adil bir yaşam isteyenleri suçlayabiliyor.
İnsan, kendi hakkını savunana neden düşman olur?
Kimi siyasi aidiyeti uğruna…
Kimi inandığı değerler adına…
Kimi alışkanlıklarından…
Kimi de başka bir alternatif göremediği için…
Kimi…Kimi…Kimi…
Sebep ne olursa olsun, kendi yaşadığı sıkıntıyı görmezden gelip başkasının ayrıcalığını savunmak büyük bir çelişkidir.
Yoksulun yoksulla kavga ettiği yerde, adaletsizlik rahat eder.
Burada mesele zengin düşmanlığı değildir.
Elbette çalışarak, üreterek kazanan herkes emeğinin karşılığını almalıdır.
Asıl mesele, birilerinin nasıl servet sahibi olduğu ve milyonlarca insanın neden çalıştığı hâlde insanca yaşayamadığıdır.
Öyle bir düzen oluştu ki;
İnsanlar yoksulluğa alıştırılıyor.
Sonra yoksulluğun nedenlerini sorgulayanlardan rahatsız olunuyor.
Haksızlığı yapan değil, haksızlığa itiraz eden suçlanıyor.
Geçinemeyen değil, geçinemediğini dile getiren hedef gösteriliyor.
Böylece sorunlar çözülmek yerine normalleştiriliyor.
İşte toplumun vicdanını asıl yaralayan budur.
Ülkesindeki yanlışlara itiraz etmek hainlik değildir.
Adalet talep etmek nankörlük değil.
Vatandaşlık görevidir.
İnsanların insanca yaşamak istemesi de açgözlülük değil, en temel hakkıdır.
Şükretmek başka, hakkından vazgeçmek başkadır.
Adalet, tokun aç olana sabır öğretmesi değil, açın neden aç kaldığının sorgulanmasıdır.
Selam ve dua ile…