Mehmet Arif Selim yazdı

7 Ekim'den bu yana, İsrail'in Gazze saldırılarında ölen sivillerin sayısı 4 bin olurken, katledilen çocuk sayısı ise 1500'ü geçti.

75 yıldır yaşanan İsrail işgali ve 17 yıllık Gazze kuşatması tarihi bir hakikat olarak ortada dururken, meselenin 7 Ekim'de başladığı kandırmacası, medya aracılığıyla batı toplumlarına yutturuluyor.

75 yıldır işgalden ve kandan beslenen İsrail'e, batılı ülkelerin desteği sürüyor. İsrail'i bu  bölgedeki emperyalist planlarının uygulayıcısı olarak tasarlayan batı emperyalizmi, Büyük İsrail devletini kurdurarak bölgedeki sömürgenliğini gelecek yüzyılda da garantiye almaya çalışıyor.

1500 çocuğun katledilmesine, hastanelerin bombalanmasına, okullarda çocukların paramparça edilmesine ses çıkarmayan batılı ülkeler; İnsan Hakları, Çocuk Hakları, Kadın Hakları, İnanç özgürlüğü gibi kavramların aslında kendileri için önemli olmadığını bir kez daha göstermiş oldular. Sahtekar ve ikiyüzlü olduarını da bir kez daha ispatladılar.

ABD başta olmak üzere pek çok batılı ülkede İsrail aleyhine konuşmak, gösteri yapmak neredeyse suç haline getirilmiş durumda. İsrail katliamlarını kınayan öğrenciler üniversitelerinden atılıyor, katliamları eleştiren futbolcular takımlarından kovuluyor. Hani bu batılılar fikir özgürlüğü diyordu, hani bunlar düşünceyi açıklama özgurlüğünden dem vuruyordu. Bunların medeniyet dediği şeyin nasıl boş olduğu bir kez daha net olarak ortaya çıktı.

Bu batılıların sürekli dillerine pelesenk ettiği bir diğer kavram basın özgürlüğü idi. Gazze'ye tek bir tane basın mensubu giremiyor. Şu ana kadar İsrail bombardımanlarında 16 gazeteci öldü. Batılı ülkelerden çıt çıkmadı. Bunların güya savunduğu değerlerin alayının çöp olduğuna bir daha şahit olduk.

Uluslararası hukuk,  savaş hukuku falan diye sayiklayıp duran batılılar,  sivilleri açık hedef yapan hastaneleri bile bombalayan İsrail'e tek laf etmediler. Anlı şanlı uluslararası hukuk, sözde insan hakları veya kadın hakları örgütleri veya insan hakları mahkemeleri veya çocuk hakları kuruluşları veya Birlesmiş Milletler gibi oluşumlar nerde? Tüm dünya sisteminin, emperyalist - siyonist kan emicilerin kontrolünde olduğu ayan beyan ortaya çıktı. Medeniyet dedikleri, çağdaşlık diyerek makyajladıkları bu insanlık dışı düzenin ne kadar hayvani bir mantığa dayalı olduğu, güçlüyüm haklıyım anlayışıyla hareket ettikleri yadsınamaz bir şekilde bir kez daha ispatlandı.

Batı destekli bu İsrail katliamlarına ses çıkarmayan, Filistinliler aleyhinde konuşan ülke içindeki batıkafalılar da maalesef ne mal olduklarını yeniden bize gösterdiler.

"Filistinliler toprak satmış" diyerek halkı Filistin aleyhine dolduruşa getirmek istiyenler aslında İsrail'in algı operasyonlarına alet oluyorlar. Bir araştırın bakalım Filistinliler ne kadar toprak satmış. 1948'de İsrail kurtulana kadar, Filistin'deki Yahudi toprakları % 6,4. Bu toprakların önemli bir kısmınıda Yahudilere veren, Osmanlı sonrasında Filistin bölgesinde manda yönetimi kuran İngiltere'dir. Filistinliler in sattıkları toprak oranı %1, 5 civarındayken, Filistin toparklarının %90'ını işgal eden İsrail'i görmezden gelmek kime hizmettir? Bilmeden yapılan genellemelerle ve algılarla hangi psikolojik savaşın tetikçiliğini yapıyorsunuz?

Ayrıca; "yüz yıl önce, dedelerinin babaları toprak sattı diye, bugün öldürülen çocuklar  bu katliamı hak ediyor" mu demek istiyorsunuz? Batıya ve İsrail'e tek laf edemiyor musunuz? Tüküreyim sizin vicdanınıza..

"1.Dünya Savaşı'nda bizi arkadan vurdu Araplar" diyenler var. Evet pek çok aşiret bizi arkadan vurdu, fakat pek çok Arap ise bizimle beraber can verdi vatanımız için. Çanakkale'ye gidin bakalım mezar taşlarına Şam, Halep, Kudüs, Bağdat.. yazan şehitlerimiz yok mu?

Ayrıca; Araplar bizi arkadan vurdu diyorsunuz ya, İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Yunanlılar da bizi önden vurdu. Onları unutup, bugün o ülkelere karşı bir söylem geliştirmezken neden bazı Arapların ihanetini sürekli dillendiriyorsunuz? Ayrıca "o ihanet eden Arapların cezasını bugün vatanları çalınan ve evlatları parçalanan Filistinliler çeksin" diye saçma bir mantık  hangi insanlığa ve vicdana sığar?

Emperyalist - Siyonist düzen; "böl - parçala - yut" taktiğiyle çalışır. İslam Ümmeti arasına atılan ayrıştırma tohumlarına su dökmek, yarın bizim çocuklarımızın başına da bomba yağmasına yol açmaktan başka bir işe yaramaz. Onlar bizi bölüyorsa biz "bir" olmak zorundayız. Türk - İslam Birliği olmazsa olmaz "Kızılelma "mız olmalıdır.

Kokuşmuş,  ikiyüzlülük abidesi, çağdaşlık masalı olan Batı düzeni devam ettiği müddetçe hiç kimse güvende olamaz. Batsın batının sahte medeniyeti, batsın katil İsrail. Tabii ki batsın demeyle olmuyor, çalışmak ve onlarla her alanda yarışmak gerekiyor...