İnsanoğlunun sahip olduğu değişim isteği, tarihin her devresinde sahip olduklarının insana yeterli olmadığını hissettirmiş ve insanı sürekli bir arayışın içine itmiştir. Bu arayış, özellikle sanayi devrimini takiben, teknolojinin hayatın her alanında ve özellikle üretimde kendisini egemen güç ve başarıda en etkili unsur kılması ile gitgide artan bir hızla yayılmıştır. Günümüz dünyasında değişimi sorgulamak, değişimin yarattığı rüzgarı arkamıza alıp almamak değildir tartışılması gereken, yeni çağın ihtiyacı; değişimi kontrol altında tutmak, değişimin yarattığı yeniliklerini takip etmek ve değişime yön vermektir. Değişim tam anlamı ile kontrol altına alınamasa bile, yaşanmak zorundadır. Bu temel gerçeği inkar etmeye çalışmak, bireyleri ve kurumları yok oluşa götürecektir. Ayakta kalabilmenin tek yolu değişen şartlara ayak uydurabilmekten geçer. Gerçekleştirilen değişim içeriği ve kapsamı ne olursa olsun, yönetilmelidir. Yönetmenin tek yolu ise değişim kavramına ve sürecine hakimiyetten geçer.
Değişim çağımızda kaçınılmaz süreçtir, ishak Alaton’un deyimiyle ‘’değişmeyen sadece ölüler ve delilerdir.( Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir diyenlerde çıkabilir) Toplumların değişimi algılama biçimleri de farklıdır. Batıda değişim denildiğinde çalışanlar ‘’yeni ve iyi şeyler olacak ‘’ diyebilirler bizde ise ‘’bizi işten çıkaracaklar kılıf arıyorlar’’ denir. Bunun nedeni de yıllardır kurumlara ve liderlere güvensizlikten kaynaklanır. Bir çiftlikte, dikenli tellerin hayvanların derisini çizip ticari değer kaybettirdiğini fark ediyorlar. Etrafındaki dikenli telleri kaldırıp elektrikli teller koyuyorlar. Çiftliğe yeni getirilen inekler tellere dokunup teldeki düşük akımlı elektrik onları çarpınca geri sıçrıyorlar, bir daha da tele dokunmuyorlar. Eski inekler elektrik çarpınca sinirlenip tellere tekrar çarpıyorlar çünkü alışık oldukları bir şey değil, onlara göre öyle olmaması gerekiyor. Çiftlikteki eski ineklerin tellere zarar vermeye başladığını gören çiftlik sahibi eski inekleri kesmek zorunda kalıyor.
Değişim tahmin edildiği gibi çok hızlı gerçekleşmez. Değişimi gerçekleştirmek için kurumdaki herkes değişime inanacak sahte inançlar olmayacak. Kurumda herkesin katılımı sağlanacak, müşteriler çalışanlar paydaşlar fikir katacak kimse korkmayacak. Sonuçlar paylaşılacak, objektif değerlendirme olacak çalışanla çalışmayan belli olacak. İletişim şeffaf olacak neler düşünüldüğünden dedikoduyla değil, açık bilgilendirmeyle herkes haberdar edilmelidir. Baştaki lider sağlam, güvenilir ve adam gibi adam olacak. Değişim süreci başlayınca ‘’bizim kurumda bir şey değişmez koçum bunlar haybeye’’ diyerek ekibin çalışmalarını engelleyenler, eski inekler gibi gönderilecekler. İyi haftalar sağlıklı günler dilerim.