Gürcistan Tiflis ve Batum'da 5 gün...
2013 yılında dönemin Belediye Başkanı Alinur Aktaş ve gazeteci arkadaşlarla birlikte gitmiştim Batum’a. Batum’daki Müslümanlar için iftar organizasyonuna katılmıştık.
1 gece kalmış, sonrada geri dönmüştük. 13 yıl sonra bu kez ailecek, hanımın da o bölgeden göç etmiş bir ailenin ferdi olması hasebiyle gezme amacıyla Tiflis ve Batum’a gittik. Gözlemlerimi, oraya gitmeyi planlayanlar için de tavsiyelerimi iletmiş olayım.
Bizim için gezi Tiflis’te başladı. İstanbul’un yeni havalimanından yaklaşık 2,5 saat süren bir uçuşun ardından Tiflis Havaalanı ve BOLT uygulaması ile otelimize yerleşmiş olduk.
Gürcistan’a gidecek olanlar dikkat başlığıyla bir çok video izlemişsinizdir. Orada da herkesin yaptığı uyarıyı yapayım. UBER tarzı BOLT uygulaması var Gürcistan’da.
Taksiler çok pahalı olduğu için BOLT ile ulaşım çok daha ucuz ve güvenli. Olduğunuz yeri ve gideceğiniz yeri işaretleyip ödemeyi yaptığınızda hiçbir şeye gerek kalmıyor. Şoförler zaten konuşmuyor genelde.
Biz bir Azeri bir de Özbek şoföre denk geldik onlarla konuşma imkanımız oldu, Gürcü şoförler biraz mesafeliydi bize.
Bir uyarı da havaalanında para bozdurmayın uyarısı. Tiflis’te de Batum’da da şehir merkezinde çok sayıda döviz bürosu var. 1 lari 18 TL civarında. 2013 yılında gittiğimizde 1 lari 0,90 TL idi.
Doğal olarak o dönemde Gürcistan’dan bir şeyler getirmek mantıklıydı. Bugün çok da mantıklı değil. Türkiye’den ucuz hiçbir ürün yok. Telefon hariç. Onun da pasaporta işletince ucuzluğu kalmıyor.
Gürcistan Ortodoks Hristiyan bir ülke. Tabii çok da dindarlar. Araçlarında haç ve İsa figürlerini taşıyor, kiliseden geçerken teslis hareketini yapıyorlar.

Çok sayıda kilise var Tiflis’te. Bakımlı, özel yapılar. Özellikle eski kiliseleri ziyaret edilebilir. Gürcü Ana denilen Kartlis Deda heykeli şehrin üstünde tüm Tiflis’e bakıyor.
O bölgeye küçük teleferiklerle ulaşmak mümkün. Fiyat olarak da çok pahalı değil. Kişi başı 50 TL ödedik. Şehri de tamamıyla görebiliyorsunuz.
Nehrin üstündeki barış köprüsü, Gürcistan Tarihi Kronoloji Abidesi, Gabriadze Tiyatrosu önünde her saat başı bir meleğin çıkarak çana vurması, eski Tiflis denen bölge gezilip görülecek yerler.
Tabii yurtdışında bir ülkeye gidince yeme içme büyük sorun oluyor. Tiflis’te Türk lokantaları bunun için ideal. Helal yemek için bir çok Türk lokantası var. Batum’da bu sayı daha fazla.

2 günlük Tiflis gezimizin ardından Batum’a geçtik. Trenle 5,5 saat süren bir seyahatin ardından. O düşüncede olanları da uyaralım. Bilet fiyatı kişi başı 36 lariydi (yaklaşık 650 TL). Mutlaka birkaç gün önceden biletinizi alın. Yer bulmanız çok zor.
Tren yolculuğunun güzel tarafı Karadeniz’e kenarı olan ülkenin yemyeşil doğasını, şırıl şırıl akan derelerini, köylerini seyretme imkanı sunmasıydı.
Batum, 350 yıla yakın bir süre Osmanlı idaresinde kalmış bir şehir. Öncesinde Selçuklu da Batum’u bir süre elinde bulundurmuş. Batum’a ilişkin türkülerimiz hala dillerde.
Biliyorsunuz Batum Misakı Milli sınırları içerisindeydi ancak savaşında ardından Ardahan, Kars bizde kalırken Batum, Ruslara bırakıldı.
Orada göç etmiş bir çok aile Türkiye’nin dört bir yanına dağıldı. İnegöl’de de çok sayıda Batum bölgesinden gelen insanlar var ve bir çoğu yüksek kesimlerde köylere yerleştiler.
Batum’un dağlık bölgelerinden geldikleri için ova onlar için cazip değil. Sadece Hasanpaşa köyü ovada kalan Gürcü köyü biliyorsunuz. Onların da geldikleri yer deniz kenarı.
Chakvi bölgesinden gelmiş Hasanpaşa ve Muratbey köylerinin sakinleri. Oraya gitmeye niyetlendik ama çok dağınık yapıda bir köy. Cesaret edemedik açıkçası.
Batum ne yazık ki yakın çevrenin Las Vegas’ı, Kıbrıs’ı. Her yer Casino. 20-30 katlı oteller, her otelde kumarhaneler…

Batum’da Karadeniz’de denize girmek de nasip oldu. Bizim hırçın Karadeniz, orada olabildiğince sakin. Suyu çok da tuzlu değil Akdeniz’e göre. Ancak taşlık ve çok çabuk derinleşiyor.
Sahiller Türkiye’deki gibi otellere ayrılmamış, halk istediği yerde istediği şekilde girebiliyor. Sadece şezlong isterseniz ücretini ödüyorsunuz.
Batum’da da, Tiflis’te de camiyi ziyaret etme imkanımız oldu. Hatta Cuma namazını Batum’da kıldık. Batum’da 5 vakit ezan sesi duyuluyor ama Tiflis’te içeriden okunuyor dediler. Biz namaz saatine denk gelmemiştik onun için ezan sesini duymadık.
Batum’da cami hınca hınç doluydu hatta dışarıya da taşmıştı. Hutbe Gürcüce okundu, dinledik ama anlamadık. Dışarıda cami için para toplandı. Türkiye’yi her anlamıyla yaşadık.
Batum’da nereleri gezmelisiniz? O kısma gelirsek; Avrupa Meydanı, Alfabe Kulesi, Ali ile Nino Heykeli, Astronomik Saat, Ters Ev gezilecek yerler…
Gürcistan’a özgü lezzetlerden de bahsedelim biraz. Haçapuri ve Hinkali olmazsa olmazı Gürcü lezzetlerinin…

Hapaçuri, bizim kaşarlı pidenin üstüne yumurta kırılmış hali. Onlara özgü bir peyniri var, yumurta üstüne kırılıyor ve sıcak peynirde pişiyor. Siz pidenin kenarlarıyla cıvık haliyle yumurtanın tadına bakıyorsunuz.
Hinkali ise bizim Posofluların hınkalının olabildiğince büyük hali. Neredeyse yumruk kadar. Ancak dikkat etmek lazım, pişirilirken kıymayı birleşik tutmak için domuz eti kullanılıyormuş.

Yani her yerde oturup hinkali yenmez. İçerisinde de Gürcülerin kinzi dedikleri kişniş var. Eğer hoşlanmıyorsanız tadı acayip gelir. Türk restoranlarında kinziyi daha az koydukları söylendi.
Tiflis’te dondurmalı popüler tatlısını unutmayalım. Silindir şeklinde pişen Chimney Cake, içine de dondurma konuluyor. Beğendiğimiz tatlardan biriydi. Armut suyunu da özellikle tavsiye ederim. Ben bayıldım.
5 günlük Gürcistan gezimizi Batum’da sonlandırdık, İstanbul’a, vatanımıza geri döndük. Ne olursa olsun bizim ülkemiz, özellikle İstanbul’umuz her yerden daha güzel.
Gürcistan’a gidecek olanlar için umarım faydalı bir yazı olmuştur.