Bugün okullarda yaşanan şiddet olayları bir “disiplin sorunu” değildir.
Bu, bir insan yetiştirme krizidir.
Çünkü hiçbir çocuk sebepsiz yere saldırgan olmaz. Her davranış, görünmeyen bir hikâyenin dışa vurumudur. O hikâyeyi okumadan çözüm üretmek mümkün değildir.
Sorun düşündüğümüzden daha büyük, daha kapsamlıdır.
Başımızı kuma gömmek kimseye fayda sağlamaz. Bu sorunu çözmenin ilk adımı, onu kabul etmektir. Tüm siyasi kaygılarımızdan, “ama”larımızdan, “fakat”larımızdan sıyrılarak; ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın daha güvenli ortamlarda, daha nitelikli eğitim almasını sağlamak zorundayız.
Bunun yolu ise açık: Sorunu bütün boyutlarıyla ele almak, farklı görüşlere kulak vermek ve ortak akıl üretmektir. Kimden gelirse gelsin; yakın, uzak, farklı, hatta uçuk görünen fikirler dâhil olmak üzere
herkesin konuşmasına imkân tanımak gerekir. Aksi hâlde; eleştirileri dışlamak, farklı düşünenleri ötekileştirmek,
sosyal medya üzerinden hakaret ve tehdit dili kullanmak bu sorunu çözmez, aksine derinleştirir. “Biz ve onlar” ayrımını aşmadan toplumsal barışı kalıcı hâle getiremeyiz. Şeffaf, hesap verebilir ve toplumun her kesimi tarafından denetlenebilen bir anlayışla daha güçlü bir gelecek inşa ederek büyük Türkiye’yi kurmalıyız.
Bu sorunu tek taraflı görmek de doğru değildir. Okullardaki şiddetin; sosyo-ekonomik boyutu vardır,
eğitim politikalarıyla ilgisi vardır,
güvenlik zafiyetleri vardır. Aynı zamanda; sosyal medyanın etkisi, medyanın dili, bağımlılık sorunları ve küresel suç ağlarının etkileri de göz ardı edilemez. Bu nedenle; eğitimciler, pedagoglar, güvenlik uzmanları, stratejik planlamacılar aynı masa etrafında toplanmalı ve ortak bir eylem planı oluşturmalıdır. Bunu yaparken ön yargılarımızdan, gizli ajandalarımızdan ve siyasi kalıplarımızdan uzak durmalıyız.
Çünkü bu sorun; bir grubun değil, bu ülkenin sorunudur. Ve bu sorunu dile getirenler, çözüm arayanlar; bu ülkenin düşmanı değil, tam aksine sorumluluk hisseden insanlardır. Bu acıyı yüreğinde hisseden herkes; iktidarıyla, muhalefetiyle, vatandaşıyla çözüm odaklı bir şekilde bir araya gelmeli
ve ülkenin önüne net bir yol haritası koymalıdır. Çünkü herkes masaya oturursa herkes çözümün bir parçası olur. Ama insanları dışlarsak,
eleştirileri görmezden gelirsek,
sorunları halının altına süpürürsek…
O sorunlar yarın karşımıza
çok daha büyük ve çok daha ağır şekilde çıkar. Mızrak çuvala sığmaz.
Bu yüzden gelin; ülkemizin geleceği, çocuklarımızın yarını için
bu sorunu açıkça kabul edelim
ve birlikte çözüm üretelim.
Mazrufla değil hep zarfla uğraşırsak sadece sonuçları görür ve her gün yeni bir olay konuşuruz.
Ama sebepleri anlarsak bir nesli kurtarırız. Lütfen daha objektif olalım. Peşin kabullerden uzaklaşalım. Çözüm odaklı düşünelim.
Unutmayalım:
Çözüme yanaşmayanlar, sorunun bir parçası hâline gelir. Objektif olun siyasi görüşlerinizden peşin kabullerinizden vazgeçin. Bu ülke hepimizin. Bu çocuklar hepimizin.
Bugün birlik olma günüdür. Bu olaylarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum.