Trafik kazası çoğu kişi için ani ve sarsıcı bir süreçtir. O an itibarıyla öncelik sağlık ve güvenliktir. Ancak uygulamada kazanın hemen ardından kazaya karışan kişilerin telefonla aranarak “araç değer kaybı”, “mahrumiyet bedeli” veya “tazminat takibi” başlıkları altında vekâlet talep edildiği sıklıkla görülmektedir.
Daha da vahimi, bu aramaları yapan bazı kişilerin kendilerini “avukat” olarak tanıttıkları ya da “sigorta şirketinin avukatıyız” şeklinde beyanda bulundukları; vekâlet verilmemesi hâlinde hak kaybı yaşanacağı yönünde gerçeğe aykırı ve yanıltıcı ifadeler kullandıkları yönünde ciddi şikâyetler bulunmaktadır. “Hakkınız yanar”, “dosyanız kapanır”, “süre doluyor” gibi ifadelerle kişilerin acele karar vermeye zorlanması, hukuki dayanaktan yoksun bir baskı yöntemidir.
Öncelikle şu husus açıkça belirtilmelidir: Bir trafik kazasına ilişkin plaka bilgisi, hasar kaydı, kusur oranı ve iletişim numarası kişisel veri niteliğindedir. Bu verilerin ilgilinin açık rızası olmaksızın temin edilmesi ve ticari amaçla kullanılması hukuka aykırıdır.
Türk Ceza Kanunu’nun 135 ve 136. maddeleri, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesini, ele geçirilmesini veya üçüncü kişilere verilmesini suç olarak düzenlemiştir. Ayrıca 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi idari yaptırımlara tabidir.
Bir diğer önemli husus ise vekâlet meselesidir. Vekâletname, basit bir belge değil; temsil yetkisinin geniş kapsamlı şekilde devrini sağlayan bir hukuki işlemdir. Tanımadığınız, geçmişini ve mesleki yeterliliğini araştırmadığınız kişilere aceleyle vekâlet verilmesi ciddi riskler doğurabilir. Özellikle telefonla yönlendirme suretiyle, baskı altında düzenlenen vekâletnameler ileride telafisi güç hak kayıplarına yol açabilmektedir.
Araç değer kaybı ve mahrumiyet bedeli talepleri hukukumuzda mümkündür ve çoğu durumda haklıdır. Ancak hak arama süreci, hukuka uygun ve şeffaf bir vekâlet ilişkisi çerçevesinde yürütülmelidir. Gerçek bir avukat, müvekkilini korkutarak değil; hukuki bilgilendirme yaparak hareket eder.
Trafik kazası sonrasında yapılması gereken; panikle ve baskı altında işlem tesis etmek değil, güven duyulan ve doğrudan iletişim kurulan bir avukata başvurmaktır. Tanımadığınız kişilere değil, tanıdığınız ve güvendiğiniz bir avukata vekâlet vermeniz; hem hak kaybını önler hem de sürecin sağlıklı yürütülmesini temin eder.
Hak aramak meşrudur. Ancak bu hak, korku ve yanıltma yoluyla yönlendirilmeye açık değildir. Hukuk, aceleyle değil; bilinçle işletilmesi gereken bir mekanizmadır.
Av. Mert Tatli
Mail: [email protected]