Beni tanıyanlar bu başlığı görünce eminim çok şaşmışlardır. Ve eminim ki kendi kendilerine şöyle demişlerdir:" Bizim hocamız İmam Hatip Lisesi meslek dersleri öğretmeni değil miydi?"

Evet aynen öyle.Haklısınız. Peki bu "VAİZLİKTE 40. YIL" ne demek oluyor? Hemen anlatayım.İnegöl İmam Hatip Lisesine 1986 yılında göreve yeni başlamıştım.

Bir gün Müdür Yardımcısı Hocamız bizi çağırdı ve "müftülükten bir yazı geldiğini "söyledi. Bu yazıda İmam Hatip lisesi meslek Dersleri öğretmenlerinden gönüllü vaaz vermek isteyenlerin isimleri isteniyordu.

Ben göreve daha yeni başlamış genç bir öğretmen olarak vaaz vermeye pek cesaret edemedim. Allah razı olsun etrafımdaki hocalar bana " Hocam! Derste kaç dakika konuşuyorsun?" diye sordular.

Ben de " 40 dakika" dedim." Vaaz da 40 dakika. Derste konuştuğun kadar orada da konuşursun" diyerek beni cesaretlendirdiler. Allah'a hamdolsun o gün bugün 40 yıl geçti ve bu kutsal görevi 40 yıldır Allah rızası için devam ediyorum.

Aslında zaten tebliğ görevi hepimize farz değil mi? Yüce Rabbimiz şöyle emretmiyor mu? "Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış; doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilir" (Nahl,125).

Sevgili Resulumüz (sav) de şöyle buyurmuyor mu? "Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir”.

Vaaz ve İrşat görevi sırasında dikkat ettiğimiz hususları vaaz vermek isteyen kardeşlerimizle ve sizlerle de paylaşmak istiyorum.

- Vaaz veren kardeşimiz vaaz verirken İslam adına konuştuğunun bilincinde olmalı ve bir kişiye daha olsa hakikati anlatma niyeti taşımalıdır. Beğenilme ve yaranma duygusunu kalbinden kazımalıdır.

-Allah Rasulü'nün( sav) makamından konuştuğu bilincinde olmalı ve anlattıklarıyla öncelikle kendisi heyecan yaşamalıdır. Heyecan duymuyorsa söyledikleri fazla etkili olmayacaktır.Bilgi, eylem (amel), heyecan ve tefekkür olmadan hiçbir iş yürümez.

-Bilindiği gibi kendi yapmadıklarını başkasının yapmasını istemek Allah'ı çok kızdıran bir husustur, gösteriştir.

-Artık modası çoktan geçmiş olan bağırıp çağırma üslubuyla konuşmamalı, sohbet ve nasihat edasıyla anlatmalıdır.

-Kırk dakika konuşacaksa en az iki katı hazırlık yapmalı, konuşurken malzemesinin biteceğinden korkma derdine girmemelidir.

-Çok şeyi karıştırarak anlatacağına, az şeyi sindire sindire ve planlı anlatmalı, önemli bilgi ve hükümleri iki üç kez tekrarlamalıdır.

-Anlatacağı şeyler mutlaka o gün için gerekli ve geçerli şeyler olmalıdır.

-Halkın seviye dilini çok iyi kullanmalı, bunun için sürekli kitap okumalıdır. Okumadan, hatta yazmadan dile aşina olunmaz.

-Aksi takdirde vaiz toplumun seyrine ayak uyduramaz, dilini kavrayamaz.

-Birilerini, bir gurubu veya bir meşrebi suçlayıcı, hakaret edici, dışlayıcı bir üslup asla kullanmamalıdır. Her ne olursa olsun, camiye gelenler hakareti değil takdiri hak eden insanlardır.

-Günceli takip etmeli ve her seviyeden insana günlük hayatında rehber olacak taze bilgiler sunmalıdır.

-Vaazlarını mümkün olduğunca asıl ve birinci kaynaklardan hazırlamalı, söyleyeceği Hadisi Şeriflerin sıhhatini mutlaka araştırmalıdır.

-Camiye en sonunda gelenleri de hesaba katarak, vaazını birkaç cümlelik özetle bitirmeli ve bu günkü şartlarda vakti asla geçirmemelidir.

-Daha ilmi görünmek için olsa gerek, kullanılan anlaşılmaz kelimeler, gereksiz tekrarlar, bağırıp çağırmalar, hitap ettiği insanların seviyesini gözetememe, basit meselelere gereğinden fazla yer vermekten kaçınmalıdır.

-Çok yanlış bilgileri ve hadis olduğunu sandığı sözleri din diye anlatmamalıdır. -İslam ile alakası olmayan hikaye,hurafe ve kulaktan duyma/dolma bilgilerden kaçınmalıdır.

UNUTMAYIN: Resmi görevler de emeklilik olur.Ama Allah'ın dinine hizmet etmede emeklilik olmaz.Siz hiç emekli Müctehid, Emekli Alim, emekli Müslüman diye bir söz duydunuz mu? Kısacası Hocalığın emeklisi olmaz rahmetlisi olur.

Abdulvasih DURAN