“Hu hu!” diye seslenirdik komşumuza. “Eyvallah” dilimizin pelesengiydi. “Hay”dan gelip “Hu”ya giderdik.

“Hay hay efendim!” diyerek kabul ederdik teklifleri. “Allah, Allah, Allah!” diyerek şehadete koşardık Tuna boylarında.

“Allah Allah”, “Sübhanallah”, “Allahu ekber” idi hayretlerimiz. Şimdilerdeki gibi “Vaaauv!” ya da “Ohaa!” diye çığlıklar atmazdık.

“Tövbe estağfurullah”, “Fesubhanallah” zikri anlatırdı kızgınlığımızı. “Aman Allah’ım!” derdik, “Oh my God” girmeden dilimize.

“Salavat” anlatırdı bazen yanlış bir iş yapıldığını. “Neuzübillah” çekmekti istemediğimiz bir şey görünce zikrimiz.

“Bismillah” ile başlardı her hayrın başı. “Hay Allah” iyiliğimizi vermeye devam ederdi.

“Çok şükür” derdik “Şiştim, karnım patladı.” demeden önce. Yiğitleri alkışlarken “Allah Allah illallah, Muhammedün Resulullah!” der, ardından “Maşallah!” sözüyle güzelliği taçlandırırdık.

“Ya sabır” öfkemizin ilacıydı. “Hasbünallâhü ve ni‘mel vekîl!” diyerek Allah’ı vekil ederdik çaresiz kalınca.

“Ya Şafi” dokunurdu yaramıza merhemden evvel. “İnna lillah” ayeti teselli ederdi geride kalanları.

“Hakk’a yürüdü” derdik eskiden; ölmezdik biz. Yaşlanınca “İhtiyarladık.” değil, “Haddi aştık.” derdik.

“Bu da geçer ya hû!”, “Vazgeç ya hû!”, “Hoş gör ya hû!” sözleri süslerdi tekke ve zaviyelerin, iş yerlerimizin duvarlarını; psikiyatrik ilaçlar dünyamıza girmeden önce…

Birine hâl hatır sorunca “Elhamdülillah.” diye cevap verirdik.

Bir işe niyet ederken “İnşallah.” derdik.

Güzel bir şey görünce nazar değmesin diye “Maşallah.” derdik.

Birinin iyiliğini görünce “Allah razı olsun.” derdik.

Çalışan birine rastlayınca “Allah kolaylık versin.” diye dua ederdik.

İbadet edenlere “Allah kabul etsin.” derdik.

Hastalara “Allah şifa versin.” diye temennide bulunurduk.

Acı çekenlere “Allah sabır versin.” diyerek teselli ederdik.

Sofrada ve kazançta “Allah bereket versin.” diye dua ederdik.

Vedalaşırken “Allah’a emanet ol.” derdik.

Bir yere girerken “Selamün aleyküm.” der, karşılığında “Aleyküm selam.” alırdık.

Sabahları “Hayırlı sabahlar.”, akşamları “Hayırlı akşamlar.” derdik.

Yolcu uğurlarken “Allah selamet versin.” diye dua ederdik.

Yeni bir işe başlayanlara “Allah utandırmasın.” derdik.

Dualarımızın sonunda da “Allah sonumuzu hayır etsin.” diye niyaz ederdik.

Eskiden yaşarken zikrederdik; şimdi ise zikrederken bile o hâli yaşamıyoruz.

O güzel hâllerimize yeniden dönmek ve o şekilde yaşayabilmek duasıyla…

Abdulvasih DURAN