Eflatun “İnsanın en büyük erdemi şehir kurma erdemidir” der.

Prof. Dr. Sadettin Ökten “İnsanlardan başka herhangi bir canlının şehri oluşturma yeteneği yoktur. İnsanlığın bidayetten (başlangıçtan)bugüne kadar ortaya koyduğu en karmaşık en üst düzeydeki organizasyonu dediğimiz büyük olgu, oluşum, şehirdir” diye belirtir.

“Tarihçiler ve toplumbilimciler, şehirlerin ortaya çıkışını uygarlıkların doğuşu olarak değerlendirirler. O dönemin insanlarının karşı karşıya kaldıkları ve kendi başlarına üstesinden gelemedikleri güçlükleri, toplumda geliştirilen ilişkiler yoluyla çözümlemek istediği ve başarıyla sonuçlanan her durumun ileri toplumsal birlik seviyesine ulaştırdığını var sayarsak tarihteki ilk kentlerin oluşumunu da bu yaklaşım içinde değerlendirebiliriz.”

“Şehrin ortaya çıkışına yönelik olarak kendiliğindenlik atfedilemez. Çünkü şehir toplumsal bir eylemler bütünüdür. Dolayısıyla şehir tarih boyunca onu var eden toplumlar tarafından inşa edilmiştir. Yani şehir medeniyetler sembolüdür. Şehir farklılıklar toplamıdır. Kent farklı kültürlerden gelen insanları ekonomik nedenlerle bir araya getirmiştir. Bu zorunluluk zamanla aynı mekân içinde yaşayan insanları ayrıştırmıştır. Böylelikle mahalle, semt, cadde, sokak gibi kent birimleri ortaya çıkarmıştır.”

“Türkçede 11. Yüzyıldan itibaren halk dilinde şar biçiminde kullanılan şehir kavramı sehr kökünden gelmekte olup Farsçada, iş gücü olarak kullanılan nüfusun önemli üretim ve ticaret gibi iş kollarında faaliyet gösterdiği yerleşim birimleridir. Osmanlı arşivlerinde şehir tanımı “Cuma kılınır ve pazar durur yer” olarak geçmektedir. Tarihsel süreç içinde kullanılan ilk kavram olarak karşımıza çıkan “şehir” kavramı, çeşitli dil politikalarının etkisiyle yerini “kent” sözcüğüne bırakmıştır.”

“Bir şehri, onun sosyal hayatını canlı kılan ve insanlarının yaşam alanlarını huzurlu, yaşanabilir, güvenli ve insanına yaraşır hale getiren her öğesinde bulmak mümkündür. Bu düşünceden hareketle şehirlerin gelişimini, şehrin kimliğini inşa eden beledi hizmet anlayışında aramak pek yanlış olmayacaktır. Böylesi hayati öneme sahip beledi hizmet verme anlayışı, yaşayan birer organizma olarak kabul edilen şehirlerin, öz kimliğini, diğer şehirlerden farklılığını ve gelişmişlik düzeyini ortaya koyabilmektedir.”

“Beledi hizmetler, şehrin yerel yönetim hayatına birdenbire girmiş bir kavram değildir. Her nasıl devlet, kent, şehir, kasaba, köy, mahalle denilen idari bölümlemeler ve diğer birçok yönetim kurumları tedrici bir tekâmül neticesinde oluşmuşsa, belediyelerde, oluşup, yerleşip, gelişmişlerdir.”

“Merkezi yönetimin yerine getirdiği hizmetler arasında yer alıyor olsa da; bayındırlık ve imar hizmeti, sağlık hizmeti, sosyal yardım hizmeti, eğitim ve kültür hizmeti gibi hizmetleri, yerellik çerçevesi içinde kalarak belediyeler de yerine getirmektedirler.”

“Çöp toplama hizmetleri, İtfaiye hizmeti, lağım ve kanalizasyon hizmetleri, kent içi ulaşım hizmeti, balıkhane, mezbaha ve modern haller kurulması, eğlence ve dinlenme yerlerinin temizlik, fiyat ve kalitelerinin kontrolüne ilişkin hizmetler, Her türlü yiyecek ve içeceklerin fiyat ve temizlik kontrolleriyle ilgili hizmetler, Park ve bahçe düzenlemesiyle ilgili hizmetler, Kent içi su, elektrik ve gaz teminine ilişkin hizmetler, defin ve mezarlık hizmetleri, gürültüyü yasaklayıcı hizmetler vb. tamamıyla belediyelerin üstlendiği hizmetler olarak görülmektedir.”

“Belediyeler şehirleşme konusunda anahtar bir role sahiptirler. Şehrin günlük sorunlarından birinci derecede sorumlu olmaları onlara farklı bir görev yüklemektedir. Kanunlarda kendilerine verilen görev ve yetkiler, sorumluluklarının ne denli büyük olduğunun göstergesidir.”

TURHAN ŞAHİN'İN "İNEGÖL BELEDİYELİ YILLAR" isimli eserinden düzenlenip yayına hazırlanmıştır.