Sevgili kızım,
Ben senden önce dünyaya geldim.
Senden daha fazla hayat gördüm.
Senin yaşayacaklarını yaşadım.
Bazen hatalar yaptım, bazen doğruları da bedel ödeyerek öğrendim.
Bu yüzden sana nasihat ediyorum.

Benim senden istediğim sadece dünyada mutlu olman değil;
Dünyada huzurlu, ahirette de yüzü ak bir insan olmandır.

Bir önceki mektubumda Allah'a karşı sorumluluklarından, sonra da eşine karşı görevlerinden bahsetmiştim.
Şimdi ise kocana karşı sorumluluklarından biraz daha söz etmek istiyorum.

Cancağızım,
Evlilik, aynı evde yaşamak değildir.
Evlilik; iki insanın aynı yastığa baş koyması, aynı sofraya oturması ve hayatın yükünü birlikte taşımasıdır.

Eşin senin rakibin değil, hayat ve yol arkadaşındır.
Onunla yarışma.
Onu başkalarıyla kıyaslama.
Başka erkeklerin hayatını kendi evliliğine ölçü yapma.
“Falancanın kocası şöyle yapıyor, filancanın kocası böyle yapıyor.” deme.
Çünkü sen başkasının evinin görünen tarafını bilirsin; kendi evinin bütün yükünü yaşarsın.

Yavrucuğum,
Evinizde yaşadıklarınız, o kapının dışına çıkmamalıdır.
Eşinin sana anlattığı bir sırrı arkadaşlarına ve ailene anlatma.
Evlilikteki mahremiyetler seninle mezara girmelidir.

Gözümün nuru kızım,
İnsanların önünde eşini küçük düşürme.
Ailesinin yanında onu azarlama.
Arkadaşlarının yanında kusurlarını anlatma.

Eşinin emeğini küçümseme.
Sabahtan akşama kadar çalıştığını ve yorulduğunu unutma.
Sen onun dışarıda ne kadar mücadele verdiğini bilemezsin.
Bırak, evde de mücadele etmesin.
Kocan evde seninle huzur bulsun.

Bir tanem
İnsan, en çok huzuru kendi evinde arar.
Ev sadece yemek yendiği ve uyulduğu bir yer değildir.
Kocana; sevildiğini ve değerli olduğunu hissettir.
Sen de eşinin sığındığı liman ol.

Devamı 3. Mektupta …
Selam ve dua ile…