İnegöl'ün tarihi, yalnızca savaşlardan, fetihlerden, yangınlardan, göçlerden ve devlet adamlarından ibaret değildir. Bazen tarihin en ilginç hikâyeleri, büyük hadiselerin hemen yanı başında, hiç beklenmedik bir yerde karşımıza çıkar.

Bu hikâyelerden biri de İnegöl'ün Mezit ormanlarında başlar. Hikâyemizin kahramanı dört ayaklıdır. Bir ayı …

Ve bu ayının hayatı, dönemin önemli askerlerinden Mehmet Arif Bey'in kaderine öyle bir şekilde karışacaktır ki, yıllar sonra Mehmet Arif Bey'in gerçek isminden çok, ona takılan lakap hatırlanacaktır: Ayıcı Arif

Millî Mücadele yılları… Anadolu'nun pek çok yerinde savaşın ağır gölgesi vardır. Askerler bir cepheden diğerine sevk edilmekte, birlikler yer değiştirmekte, köyler ve kasabalar savaşın bütün ağırlığını yaşamaktadır.

Mehmet Arif Bey de bu mücadelenin tam ortasındaki isimlerden biridir. Mustafa Kemal Paşa ile 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkan kadro içerisinde yer almış, ardından Millî Mücadele'nin çeşitli safhalarında görev yapmıştır.

11. Fırka Kumandanı olarak da Batı Anadolu'daki mücadelede önemli sorumluluklar üstlenmiştir. İşte bu savaş sırasında yolu İnegöl taraflarına düşer. Mezit ormanları...

Mezi̇t Ormanlarindan Çikan Bi̇r Lakap Ayici Ari̇f Ridvan Pal Gençgazete (2)

Rivayet değil, tarihî kaynaklarla da kayda geçmiş olan hadise burada gerçekleşir. Mehmet Arif Bey, İnegöl dolaylarındaki Mezit ormanlarında annesi olmayan yaklaşık üç aylık bir ayı yavrusu bulur.

Askerlerine yavru ayıyı almaları talimatını veren Arif Bey onu yanına alır ve

beslemeye başlar. Belki o günlerde hiç kimse bunun bir lakaba dönüşeceğini

düşünmemiştir.

Ama savaşın ortasında, bir tümen komutanının yanında dolaşan ayı kısa zamanda herkesin dikkatini çeker. Ve Mehmet Arif Bey'in adı yavaş yavaş bu ayı yavrusuyla birlikte Ayıcı Arif olarak değişmeye başlar.

Tıpkı 1908’de Makedonya dağlarına çıktığı sırada yanında bir geyik bulunması ve bu geyiği evcilleştirerek sürekli yanında gezdirmesiyle meşhur olup “Geyikli Niyazi” lakabı verilen Resneli Niyazi Bey gibi. Birinin yanında geyik, diğerinin yanında ayı…

Ayının hikâyesi İnegöl'de kalmayacaktır. Mehmet Arif Bey'in ayısı, Millî Mücadele yıllarında farklı yerlerde de görülür. Ve ona bir isim takılır: Bozoğlan.

Mehmet Arif Bey'in yanında büyüyen Bozoğlan, kısa zamanda askerlerin ve çevredeki insanların alıştığı bir hayvana dönüşür. Bazı anlatımlara göre tümen karargâhı nereye giderse Bozoğlanı da beraberinde götürülmektedir.

Hatta köylerde çocuklarla güreştirilmesi, bu garip manzaranın bir çeşit eğlenceye dönüşmesine neden olur.Bozoğlan büyüyüp güçlenince, insanlara zarar vermemesi için pençelerine müdahale ettirdi, dişlerini de törpületti. Rivayete göre zaman zaman askerleriyle güreştirdiği ayı, kısa sürede ordu içinde de oldukça meşhur oldu.

Bozoğlan ile ilgili şöyle bir rivayet de vardır; İnönü Savaşları sırasında Arif Bey ile Yunan komutanı arasında geçtiği anlatılan bir mektuplaşmada, Yunan komutanı ayıya atıfta bulunarak, “Duydum ki ayıyla güreşiyormuşsun; yüreğin varsa benimle güreş” diye meydan okur.

Arif Bey ise kısa ve net bir cevap verir: “Yüreğin varsa savaş meydanında karşıma çık.”

Bozoğlan ismi, yıllar sonra ünlü yazar Halide Edip Adıvar'ın hatıralarında da

karşımıza çıkar. Sakarya Savaşı günlerinde Mehmet Arif Bey ile karşılaşan Halide Edip, onun ayısıyla da tanışır.

Halide Edip Adıvar, yıllar sonra kaleme aldığı Türk’ün Ateşle İmtihanı adlı hatıratında bu ilginç buluşmadan şöyle bahsetmişti:

“Bozoğlan koskocaman ve korkunç bir yaratıktı. En çok sevdiği armuttu. Uzattığım armudu alıp yedi, fakat benimle güreş tutmadı. Arif Bey, el falıma bakıp geleceğim hakkında parlak cümleler kurdu.

Ardından bu memlekette hayatın kıymeti olmadığını, ölüme gönderecek sayıda insan bulunduğunu söyledi. Şimdi düşünüyorum, acaba kendi avucuna bakıp korkunç geleceğini görmüş müydü?”

Mezi̇t Ormanlarindan Çikan Bi̇r Lakap Ayici Ari̇f Ridvan Pal Gençgazete (1)

Bugün “Ayıcı Arif” dediğimiz zaman çoğumuzun zihninde önce o ayı canlanıyor.

Oysa Mehmet Arif Bey sıradan bir asker değildi. 1882'de Adana'da doğmuş, Harbiye ve kurmaylık eğitimi almış, Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı'nda görev yapmış, Mustafa Kemal Paşa ile Samsun'a çıkmış, Millî Mücadele'nin farklı safhalarında görev üstlenmiş bir subaydı.

Birinci ve İkinci İnönü Muharebelerinde de görev yaptı ve 10 Ocak 1921'de albaylığa terfi etti.

Fakat tarihin tuhaf bir cilvesidir; Böylesine uzun ve hareketli bir askerlik hayatının içinde, onun adını hafızalara kazıyan şeylerden biri İnegöl ormanlarında bulduğu küçük bir ayı olacaktır.

Üstelik “Ayıcı” lakabı zaman içinde o kadar yerleşecektir ki, Mehmet Arif Bey'in askerî kimliğinin önüne geçecektir.

Mehmet Arif Bey'in hayatı ise Bozoğlan'ın hikâyesi kadar renkli devam etmedi.

Millî Mücadele sonrasında milletvekilliği yapan Mehmet Arif Bey, 1926'da İzmir Suikastı davasında yargılandı ve 13 Temmuz 1926'da idam edildi.

Böylece bir dönemin önemli askerlerinden biri, tarihin acı sayfalarından birinde yerini aldı.

Geriye, hikayesi İnegöl Mezit ormanlarına uzanan ilginç bir lakap kaldı: Ayıcı Arif…

RIDVAN PAL