Hz. Peygamber döneminde Kureyş’in itibarlı ailelerinden bir kadın hırsızlık yapmıştı.
Kadın yakalandı.

Artık mesele yalnızca işlenen suç değildi.
Asıl mesele şuydu:

İtibarlı biri suç işlediğinde hukuk nasıl işleyecekti?

Kureyş’in ileri gelenleri toplandı.
Suçun cezası belliydi.
Ama kadının cezalandırılmasını istemiyorlardı.
Çünkü bunun kendi kabileleri açısından itibar kaybı olacağını düşünüyorlardı.
Torpil aradılar, aracı koydular.
Sonunda Hz. Peygamber’in çok sevdiği Üsâme b. Zeyd’i aracı yaptılar.
Üsâme, kadının affedilmesini istedi.
Hz. Peygamber buna öfkelendi ve şöyle buyurdu:

“Sizden öncekileri helâk eden şey, içlerinden itibarlı biri hırsızlık yaptığında onu bırakmaları; zayıf biri hırsızlık yaptığında ise cezayı uygulamalarıydı.”

Hazreti Peygamber’in cevabı netti:
“Allah’a yemin ederim ki Muhammed’in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, onun da elini keserdim.”

İşte adalet budur.
Çünkü başkasına adalet uygulamak kolaydır.
Suçlu kendi çocuğumuzsa?
Kardeşimizse?
Dostumuzsa?
Bizim çevremizden biriyse?
Hâlâ “Hak neyse o” diyebiliyor muyuz?

Mesele tam da burada başlıyor.
Bugün Türkiye’nin gündeminde ciddi olaylar var.
Ve toplumun zihninde cevap bekleyen önemli bir soru dolaşıyor:

Hukuk karşısında gerçekten herkes aynı ölçüyle mi değerlendiriliyor?

Güçlüye başka, güçsüze başka hukuk…
Zengine başka, fakire başka hukuk…
İtibarlıya başka, sıradan vatandaşa başka hukuk…
Olmaz.

Çünkü hukuk kişiye göre değişmeye başladığında, yalnızca bir karar tartışılmaz.
Adaletin kendisi tartışılır.
Şüphe büyür.
Güven azalır.
Toplumun vicdanı yara alır.

İslâm’ın adalet anlayışı nettir:
Hak, güçlü olduğu için hak değildir.
Hak olduğu için haktır.

Hz. Peygamber’in Hz. Fâtıma’yı örnek göstermesi de bize bunu anlatır:
Yakınlık adaleti değiştirmez.
Makam adaleti değiştirmez.
Servet adaleti değiştirmez.
Siyaset adaleti değiştirmez.
Adam adaleti değiştirmez.

Başkasına uygulanmasını istediğimiz adaleti, kendimize ve yakınımıza da uygulamak zorundayız.

Çünkü adalet, başkasına dokunduğunda değil;
Bize dokunduğunda adalettir.

Selam ve dua ile…