İnegöl Mobilyası İçin Asıl Mesele Nerede?

Mobilya sektöründe son yıllarda en sık duyduğum cümle şu:

“Fiyatlar düştü, kâr kalmadı.”

Bu cümle doğru olabilir.
Ama eksik.

Ben başka bir yerden bakıyorum.

Mobilya üretiminde kârlılığı çoğu zaman satış fiyatından çok üç temel unsur belirler:
• Akış hızı
• Hata ve yeniden işleme oranı
• Genel gider yükü

Ve açık konuşayım;
İnegöl’de bugün en büyük problem fiyat değil, sistemdir.

Verimlilik Makine Hızı Değildir

Verimlilik çoğu zaman yanlış anlaşılıyor.

Daha hızlı kesmek, daha hızlı döşemek, daha hızlı sevk etmek…
Bunlar tek başına verimlilik değildir.

Gerçek verimlilik şudur:
• Sipariş üretime girdiği gün bellidir.
• Yarı mamul birikmez.
• Aynı ürün ikinci kez yapılmaz.
• Stok sürpriz çıkarmaz.
• Termin tahmin değil, plan olur.

Eğer bir koltuk takımı üretim hattında iki kez dolaşıyorsa,
orada hız değil kayıp vardır.

Ve kayıp, kârdan çalar.

Genel Gider: Görünmeyen Kâr Erozyonu

Genel gider çoğu işletmede muhasebe kalemidir.
Ama üretim sahasında yaşanan bir gerçektir.

Enerji…
Plansız duruş…
Yanlış stok…
Acil satın alma…
İç taşıma mesafeleri…

Bunların her biri sessiz bir maliyettir.

İnegöl’de birçok firma üretim gücüne sahiptir.
Ama üretim disiplini her zaman aynı seviyede değildir.

Hızlı üretmek başka,
sistemli üretmek başkadır.

ERP, MRP, MES… Sorun Yazılım Değil

Son 30 yılda planlama yazılımları evrim geçirdi.

1960’larda MRP ile malzeme planlandı.
1980’lerde kapasite konuşuldu.
1990’larda ERP ile tüm departmanlar birleşti.
2000’lerde MES ile sahaya indik.
Bugün yapay zekâ, APS, dijital ikiz konuşuyoruz.

Ama dürüst olalım:

Yazılım kurmakla sistem kurulmuş olmuyor.

ERP’si olup planı Excel’de yapan işletmeler var.
Ürün ağacı güncel olmayan firmalar var.
Gerçek maliyetini bilmeden fiyat verenler var.

Yazılım bir araçtır.
Disiplin olmadıkça araç yön göstermez.

Mobilya Sektörünün Zorluğu

Mobilya seri üretim ama standart üretim değildir.

Varyant çoktur.
Kumaş değişir.
Sünger değişir.
Ölçü değişir.
Aynı model 15 kombinasyonla çıkar.

Bu karmaşayı yönetmek için veri disiplini gerekir.

Ürün ağacı doğru değilse,
stok güvenilir değilse,
revizyon kontrolü yoksa…

Verimlilik konuşmak romantik kalır.

Sahada Nereden Başlamalı?

Benim önerim net:

1. Akışı görünür yapın.

Siparişten sevkiyata kadar geçen sürede en çok bekleme nerede?

2. Hata maliyetini ölçün.

En çok iade hangi üründe?
En çok yeniden işleme nerede?

3. Darboğazı kabul edin.

En yavaş istasyon kraldır.
Plan ona göre yapılır.

4. Fireyi “normal” görmeyin.

Fire ölçülmeyen yerde iyileştirme olmaz.

İnegöl İçin Bir Uyarı;
İnegöl’ün gücü hızdır.
Ama hız bazen sistemi bastırır.

Yüksek rekabet, fiyat baskısı, yoğun varyant…
Bu ortamda kontrol kaybolursa kâr erir.

İnegöl’ün bir sonraki sıçraması üretim hacmiyle değil,
sistem derinliğiyle olacaktır.

Ortak veri dili,
ortak kalite bilinci,
ölçülebilir KPI kültürü yani;
işletmede performansın tahminle değil, veriyle değerlendirilmesi ve herkesin aynı göstergelere bakarak karar almasıdır.

Bunlar konuşulmadan fiyat konuşmak yüzeyseldir.

Üretimlerimizin Duvarına Asılacak Gerçekler!

Her gün sorulması gereken sorular şunlar:
• Bugün darboğaz neresi?
• Kaç ürün yeniden işlendi?
• Fire oranı ne?
• Plansız duruş oldu mu?
• Gerçek maliyeti biliyor muyuz?

Eğer bu soruların cevabı yoksa,
kârlılık da net değildir.

UNUTMA;
Verimlilik = Daha hızlı çalışmak değil,
daha az hata, daha az bekleme, daha az fire demektir.

Genel gider düşürmek personel azaltmak değildir.
Sistemi sadeleştirmektir.

İnegöl üretim gücünü sistemle birleştirdiği gün,
fiyat rekabetinden değer rekabetine geçer.

Ve asıl dönüşüm orada başlar.

Ercan ÇİĞDEM
İç Mimar & Tasarımcı