Ajans ve haber işleri sebebiyle sürekli eğitim camiasının içindeyiz. Eğitim camiasından tanışıp görüştüğümüz çok önemli idareci ve öğretmen dostlarımız var. Çok değerli eğitimci köşe yazarlarımızın yazılarını gazetemizde okuyorsunuz?

Üstelik Muhasebe Müdürümüz Özgür Yıldırım ile birlikte bu sene öğrenci velisi de olduk. Kızlarımız aynı sınıfta okuyorlar. Eğitimcilerimizle daha çok görüşür olduk. Okul binasına daha çok girip çıkıyoruz. Velhasıl eğitim camiasının sıkıntı ve ihtiyaçlarından sürekli haberdar oluyoruz.

İdarecilerimiz sıkıntılı. Öğretmenlerimiz sıkıntılı. Okulların eksik ve ihtiyaçları çok. Öğretmen ihtiyacı var. Personel ihtiyacı var. Malzeme ihtiyacı var. Ancak kaynak yok. İstihdam yok. Yeterli ödenek yok.

Dün gazetemizden de okudunuz. ?Okul müdürlerine soruşturma şoku? gündemde.

Soruşturmanın hikâyesi kısaca şöyle. Okullara kayıt dönemi idi. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, okullara ?Kesinlikle bağış adı altında para alınmayacak? şeklinde genelge gönderdi. Bu genelgeye uyulmadığı gerekçesiyle İnegöl?deki yaklaşık 50 okul müdürüne soruşturma açıldı. Okul Aile Birliklerinin hesapları da mercek altına alındı.

Açılan soruşturmalara sendikalar da tepkili. Örneğin Türk Eğitim Sen İnegöl İlçe Başkanı Hasan Hüseyin Yılmaz, okul müdürlerine haksızlık yapıldığını söylüyor.

Açıkçası okullarımızın ve idarecilerimizin düştüğü bu duruma biz de tepkiliyiz. Hayırseverlerin okul binası yaptırması nasıl teşvik ediliyorsa, velilerin okullarına katkıda bulunması da teşvik edilmelidir. Okul Aile Birlikleri marifetiyle okula kazandırılan veli destekleri cezalandırılmamalıdır.

Velilerimiz, bakanın veliden para alınmayacak talimatını gerekçe göstererek okula para vermek istemeyebilir.

Yine velilerimiz, öğretim ücretsizdir, bu iş devletin işi düşüncesiyle Okul Aile Birliği adına yapılan okula yardım taleplerini geri çevirebilirler.

Hatta bazı velilerimiz daha da ileri giderek okulunu, idarecisini, öğretmenini, Bakanlığa şikâyet edebilirler. Nitekim bu yolu tercih eden veli sayısı az değil.

Bakanlık da, çocuklarımızın daha iyi eğitim ve öğretim almaları için çırpınan, hiçbir menfaatleri olmayan bu gönüllü insanları soruşturmalarla baskı altına alabilir.

Veli de haklı olsun, Bakanlık da?

Sonucuna birlikte bakalım: MEB yıllardır hizmetli personel atamıyor. Okulun bahçesini, tuvaletini, sınıfını, koridorunu kim temizleyecek? Nasıl temizleniyor, dersiniz?

Velilerin katkıları ile okuluna zar zor hizmetli bulan müdürlerimiz suçlu değil mi?

Dershanelere, özel kurslara paramızı eksik etmezken, okulunu özel bir okula, dershane ortamına çevirmeye çalışan, bunu da veli katkıları ile yapan müdürlerimiz suç işliyorlar değil mi?

Çocuklarımız daha sıcak ortamlarda okusunlar diye eksik gelen yakacağa takviye yapmak için çırpınan, okulun kömürünü taşıyacak hizmetli bulan, kaloriferin başına usta tutan müdürlerimiz suçlu değil mi?

İlköğretim, anayasal zorunluluk iken ve tüm ihtiyaçları devlet tarafından karşılanması ve parasız olması anayasa hakkı iken, okul ihtiyaç ve giderlerinin bakanlık tarafından yeterli düzeyde karşılanmayıp, mevcut eksiklerini veli desteği ile gidermeye çalışan müdürlerimiz ve gönüllü Aile Birliklerimiz suçlu değil mi?

Üstelik eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik bu konuda Bakanlık olarak hata yaptıklarını itiraf etmişken, tek suç; bu okuluna veli katkısı sağlamak için çırpınan okul müdürleri değil mi?

Söyler misiniz, Okullarımızın temizlik, su, yakıt, elektrik, kırtasiye ve hizmetli ihtiyacı nasıl karşılanacak? Kaynak gönderdiniz de, imkân sundunuz da hala müdürlerimiz kayıt parası, katkı parası mı istiyorlar?

Öyleyse; soruşturmanıza bakın siz. Soruşturma yapın ki; Bakanımızın sözü yerde kalmasın.

İşe bak yahu, şu okul müdürlerine de ne oluyor? Bakanlığın eksik bıraktığını siz mi tamamlayacaksınız kardeşim?