PİŞTİ KÂĞIDI
Sen pişti kağıdı! Kimdir kahreden?
Hangi eller böyle dağıttı seni
Çevirdi her gün bir başka kareden
Değirmen misali öğüttü seni
Sen de bir oyunun parçası oldun
İnsafsız ellerde sarardın soldun
En başta ne umdun sonra ne buldun
Anladım hileler soğuttu seni
Benle de sen gibi oyun oynandı
Saf kalbim hepsine bir bir inandı
Aslında kaybeden hep oynayandı
Hayat tecrübeyle eğitti seni
Hasan Hüseyin Yılmaz
RÜYAYA BENZİYOR
Göz görmemiştir daha senin gibi bir âfet
Işıktan mı nurdan mı? Yüzün Ay’a benziyor.
Bu nasıl bir güzellik bu ne kadar zarafet?
Salınarak gelişin bir sunaya benziyor.
Akıl sana tutulur dil karşında lâl olur
Sen güldüğün zamanlar sanki ihtilâl olur
Gönül sana fedadır can sana helâl olur.
Güzelliğin âdeta bir rüyaya benziyor.
Gülüşün baharları müjdeleyen bir cemre
Sığar mı sanıyorsun böyle sevda bir ömre?
Boynum kıldan incedir vereceğin her emre
Bakışların efsunlu bir hülyaya benziyor.
Ben sinemi açarım kirpiklerin oksa yar
Mücevher mi o gözler zümrütten mi yoksa yar?
Ben bin kere ölürüm bir damla yaş aksa yar.
Kaş, kaş değil gerilmiş iki yaya benziyor.
Sen sanki masallardan çıkıp gelen bir ece
Ben sarı saçlarına kördüğümüm öylece
Şavkınla aydınlığa kavuşuyor her gece
Seni sevmek bir niyaz bir duaya benziyor.
Seni sevmek dilimde bir duaya benziyor.
Hasan Hüseyin YILMAZ