Ahmet Taştan

KÜTÜPHANE DÜZENLEMEK

18 Eylül 2020 / Cuma 13:53:35 | YAZARLAR | Ahmet Taştan

Uzun zamandan beri oturmuş olduğum evimi değiştiriyorum. Rahmetli babamın 1952 yılında yapmış olduğu ahşap evden çıkalı 18 yıl oldu.
Ardından halihazırda oturduğum bu evde bir o kadar sene yaşadım. Şimdi terasında bir miktar tarım yapabileceğim bu eve taşınıyorum.
Ev taşıyanlar bilir bu işin zahmetini. Uğraşmayıp bir taşıma şirketine vermiş olsaydım ceketimi alıp geçerdim. Lakin insan ömründe kaç defa ev taşıma zevkini yaşar ki... İnsan eşini, dostunu, yakın akrabasını böyle zamanlarda daha iyi tanıyor. Babamın bir sözü vardı: "Sen ağa ben ağa bu ineği kim sağa!"
İnsanın insana muhtaç olması doğal bir sosyolojik vakıa. Yine insanın yardım etme damarının bulunması da bir o kadar psikolojik bir durum.
Dolayısıyla yardımlaşarak yapılan bu nakliye işi, eşi dostu birbirine minnettar eyledi ve mutlu kıldı.
Gelelim 2,5 metreye yakın, beş bloktan oluşan üç metre enindeki kütüphanenin macerasına.
"Bin"den fazla kitabın bulunduğu böyle bir kütüphanenin nakletmek nakliye şirketlerinin üzerine para talep edebileceği özel bir durum olsa gerek.
"Abi bunca ev taşıdık, en sıkıntılısı bu kütüphane!" demezler mi? Yetmez, yorgun bedenini zor gezdirirken "Abi bu kadar kitabı okudun mu? diye sorarlar. Yetmez... Kızdıracak bir soru daha sorarlar "Abi, bu kadar kitabı ne yapacaksın?
İşte, hayatta cevap veremediğim en absürt soru... Bu kadar kitabı ne yapacaksın?" Belki turşusunu koyarım, ne biliyorsun!" diyesim gelir.
Kolilere istiflenmiş kitapları çıkarıp raflara dizerken yerleri belli olanları yerleştirmek kolaydı da kütüphanedeki rafına nasıl yerleştireceğim konusunda kafa karışıklığı işi zorlaştırıyordu.
Romanları ve şiirleri bir tarafa koyayım, dedim, aklıma yattı. Peygamber Efendimiz'in hayatını içeren kitapları bir rafa koyayım, dedim. O da mantıklı geldi bana. Bir yazarın üç kitabı varsa onları "yazarlar kategorisine" deyip bir raf yapayım, dedim. O da uygun düştü. İslamî bilinç veren, İslam dünyasının tanınmış âlimlerinin eserlerini bir araya toplayayım dedim. O da münasip.
16 ciltlik Fizilal'il Kur'an, 18'lik Kütübü Sitte, 10 ciltlik Fıkıh Ansiklopedisi... 4 ciltlik Hayat'üs Sahabe İhya-yı ulûmiddin, İslam Tarihi... Ahmet Kabaklı'nın Türk Edebiyat tarihi beş cilt olması gerekirken iki cilt.. İkişer ciltten oluşan eserler orta rafta yerlerini alırken bir şey daha fark ettim...Kitapların sırtlarındaki renkleri de bir araya toplayabiliyorum estetik bir görünüş versin diye.
Zaman zaman kütüphanemle kıvanırım. Hiç ummazdım bir gün kütüphanemin olacağını. Liseli yıllarda, ilkin hocalarımın sonra da abilerimizin teklifleriyle yavaş yavaş kütüphanem oluşmaya başladı.
Almış olduğum ilk ciltli kitap Abdulkadir Geylani'nin Sohbetleri idi ve ardından Riyazu's-Salihin büyük ciltli hadis kitabı. Ciltli kitapların bir kısmını okumuşum, bir kısmına da notlar düşmüşüm. El kitaplarımın çoğunu okumuşum bir kısmı da eşe dosta vermişim okusunlar diye. Ben bu yazı yazarken odanın her tarafı kitap dolu ve daha tahsil edilmeyi bekleyen onlarca kitabım var.
Zaten bu köşeden bizi takip edenler, o günlerde hangi tür kitap okuduğumu fark ediyorlardır. Okuyup da etkisinde kaldığım ve beğendiğim kitapları bu köşeden cümle aleme tanıtmaya çalışıyorum.
Okumak, aydınlanmak ve yükselmek... Cehaletten ku uurtarır insanı. "Okumak yani ilim seni günahtan kurtarmıyorsa cehalet daha iyidir" derler. Bu vesileyle "Rabbim ilmimi artır de iman ile amel eden kullarından eyle, ilim ve amel de ihlaslı olanlardan olmayı nasip eylesin, duasıyla bitirmek istiyorum.

Tüm Yorumları Göster (0)