Mobilyacılar Odası’nda 5,5 yıl geçirince sektöre daha da hakim oluyorsunuz. Kimin ne sıkıntısı var, kimin ne derdi var anlayabiliyorsun.
Biz küçük ve orta boy işletmelerle daha yakındık ama aynı zamanda büyüklerle de çok yakın görüşmelerimiz oldu.
Sektörün ağır toplarıyla da toplantılara iştirak ettik. Onları da dinledik.
Dert çok. Derman yok mu? Yakın zamanda yok gibi duruyor.
Kimsenin içini karartmak istemem ama mobilyacılar her taraftan bir umut arıyor.
MODEF önümüzdeki hafta başlıyor, umut MODEF.
Düğün sezonu açılıyor, umut düğünler.
Hem yurtiçinde hem de yurtdışında ciddi sıkıntı var, üretmek büyük maliyet, satmak zor.
Gerçekten zorlu bir süreç bekliyor mobilyacıyı. Zaten o süreç birkaç yıldır fazlasıyla kendisini hissettiriyordu, yakın zamanda da öyle süreceğe benziyor.
Görüştüğüm hiçbir esnaf, hiçbir sanayici umutlu konuşmuyor. Bu da can sıkıyor.
Neden? Çünkü bu ilçe mobilya ile geçiniyor. Bu ilçe mobilya ile gelişiyor.
Bu ilçenin ayakkabıcısı, giyimcisi, pazarcısı, marketi, basını hepsi mobilyacının para kazanmasını bekliyor.
Sadece tedarikçi değil, hepsi bunu istiyor. Ancak maliyetler artık işin içinden çıkılamayacak bir noktaya getiriyor.
5 Mart tarihinde 100 birime aldığınız süngeri, bugün 195 birime alıyorsunuz.
Sadece 1 ayda. Brent petrole gelen zam %50, akaryakıta gelen zam %55-60 dolaylarında ama süngere gelen zam %100’ e yakın. Birkaç güne onu da geçecek.
Bunu bayi mi yapıyor, fabrika mı yapıyor, yurtdışındaki firmalar mı yapıyor bilemem. Bildiğim tek şey, bu zamlara diğer malzemelerin de eşlik ettiği…
Ortada bir fırsatçılık var gibi duruyor. Tabii ki süngerciyle de oturup konuşmak lazım, onları da dinlemek lazım.
Bir sonraki yazıda onu da işlemeyi düşünüyorum Ancak dün çektiğimiz videoda dediğim gibi, mobilyacıyı bitirirsek mobilyacıya satacak sünger bulamayız.

Cem TAŞKINER